Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        YOUTUBE'UN açılmış olduğu haberi önceki gün dalga dalga yayıldı. Özellikle sosyal ağlarda çok sevinçle karşılandı ve günün en önemli konularından biri oldu. Oysa ben zaten açık kalmış ve hiç kapanmamış olması gereken bir site açıldı diye sevinemiyorum. Yarım yamalak ve engelleyici bir zihniyetle tasarlanmış bir yasayı düzeltmeden arkasından dolanarak sitenin açılmasını sağlamak bana heyecan ve neşe vermedi, vermiyor. Dün HABERTÜRK Gazetesi'nde yazılanlara göre sitenin açılabilmesi için Youtube'un telif hakkı koruması kuralından faydalanılmış. Yani sitenin sağlam çalışan kurallarından. Atatürk'e hakaret içerdiği söylenen videolardaki görüntülerin telif haklarının temsilciliği Alman bir şirkete (International Licencing Service) verilmiş. Ve bu şirket Youtube'a başvurup söz konusu görüntülerin telif haklarının kendisinde bulunduğunu beyan edip görüntülerin kaldırılmasını istemiş. Youtube da bu görüntüleri kaldırmış. Yani tıpkı bizlerin DNS numaralarımızı değiştirip arka sokaklardan Youtube'a girmek zorunda bırakılışı-mız gibi devlet de kendi koyduğu yasayı toparlayıp düzeltmek yerine yasanın arkasından dolaşmış. Böylece Binali Yıldırım'ın "Youtube vergi borcu yüzünden" açıklamasının gerçeği yansıtmadığı tescillenmiş. Yine bu sayede BTK Başkanı Tayfun Acarer'in geçen hafta yaptığı "Yasa, bir içerik yüzünden tüm sitenin kapatılmasını gerektirecek şekilden çıkarılmalı" açıklamasının günlük hayatta yerini bulamayacağı tescillenmiş. Bu nedenle 7000'den fazla site kapalıyken, arkadan dolanıp telif haklarını bahane ettirerek görüntüleri çıkarttırıp Youtube yasağı kaldırılmış gibi gösterilen olaylara sevinemiyorum. Yine benzer bir video oluşturulup yine Youtube'a konsa o yasa orada o şekilde durduğu sürece Youtube her an kapatılabilir. Bizim ihtiyacımız olan şey 5651 numaralı internet yasasının hemen ve acilen yeniden şekillendirilmesidir. İşte bu olduğu gün gerçekten özgürce, engellenmeden sevinebiliriz. Ama kimse Youtube yasağı kalktı diye internet özgürleşti filan zannetmesin...

        Tanpınar şehir ve insan

        HAYLİ karizmatik bir başlık oldu. Okuyucuya, “Türk edebiyatının büyük isimlerini okurum, hafif melankoliğimdir, canım isterse bunu da yapabilirim” diyen sade ama bol mesajlı bir başlık oldu :) Ama bahsedeceğim kitap bu üçünü bir araya getiriyor (Fena bağlama olmadı sanki :) Bu yıl ikincisi yapılan Tanpınar Edebiyat Festivali başladı. Etkinliğin bu yıl tematik bir kitabı var: “Şehir ve İnsan”. Birçok sevdiğimiz yazar bu kitap için başlığa uygun kısa üretimlerde bulunmuş. Deneme, gezi yazısı vs. canları ne isterse yazmışlar. Kimi de kitabından alıntı koymuş. Ahmet Tulgar, Ahmet Ümit, Ayfer Tunç, Hakan Bıçakçı, Hande Altaylı, İpek Çalışlar, Oya Baydar, Mine G. Kırıkkanat, Özlem Kumrular, Etgar Keret, Ömer Özgüner gibi birçok ismin kısa eserlerinden oluşan kitap bir çırpıda ve keyifle okunuyor. Ücretsiz olan kitaba ulaşmanın en emin yolu D&R’lardan alışveriş yapmak. Kitapta yer alan üretimlerden kendi adıma en zevk aldığım şey farklı yazarlardan İstanbul üzerine yazılar okumak oldu...

        Okuyucu ne diyor?

        Hep ben mi yazacağım, birazda sizin klavyeler tıkırdasın. Bakın geçen hafta değişik konularda neler söylemişsiniz bana...

        Rahşan Hanım merhaba

        Acun Ilıcalı’nın sunduğu dans programını seyrettim. Programdan çok Acun Ilıcalı’nın “Bayan” lafını sürekli kullanmasına takıldım. “Dünya bayanları” falan gibi çok bayağı şekilde konuştu. Yabancı jüri üyesi “Lady” yani hanımefendi diyor, Ilıcalı “Bayan” diye çeviriyor. Sizin bir yazı yazmanız bununla ilgili, iyi olur düşüncesindeyim. İyi hafta sonları.

        Hüseyin Ö. Hüseyin Bey katılıyorum. Bakın yazıyı siz yazmış oldunuz :)

        Vale konusundaki yazınızı okudum, kaleminize sağlık. Lüks mekânların vale hizmeti ile ilgili bir kitap yazacak kadar çok kotü öykü var. Ancak okumak isterseniz bir kaç bilgiyi sizinle paylaşayım.

        1- Vale işi tahmin edeceğiniz kadar kârlı değildir. Bizim gibi bu işi %100 yasal yapar, tüm çalışanları resmi bordro ile çalıştırır ve her müşteriye aldığınız ücret için satış fişi verirseniz, kârlar çok düşüktür. Mekânların vale hizmetini sübvanse etmesi gerekir. Hiçbir mekân buna yanaşmaz ve vale bugünkü hali ile çalışır.

        2- İnsanlara “Alkollü araç kullanmayın” dersiniz onlar bu mekânlara gider içer içer, kendilerini kurtarmasını valeden beklerler.

        Murat Özer

        Murat Bey, ne güzel bir kitap olur aslında bu hikâyeler :)

        Selam Rahşan Hanım,

        Ben rahmetli Elbruz’un ailesini temsilen bu davaya avukat olarak girdim. Hem de GSL’den abisiyim. Bence de katil olan C. M. Yargıtay kararı bozmazsa en az 2 buçuk sene daha yatacak. Yerleşik uygulamanın aksine de 13 ay tutuklu yargılandı. Maalesef istediğimiz gibi “olası kast” değil “bilinçli taksirden” hüküm tesis edildi. Bir içtihat çıkarmaya uğraşıyorduk. Dilerseniz bir gün detaylı izah ederim ve bu konunun (olumlu trafik kazalarındaki cezaların caydırıcı olmaması konusu) sahiplenilmesi gerekiyor!

        Ural Akuzum

        Evet en kısa zamanda görüşelim Ural Bey, teknik olarak aydınlatın beni.

        Diğer Yazılar