ÖTEKİ Sinema isimli bir internet sitesi var.
Kendilerine ilginç de bir misyon biçmişler. Amaçları kötü filmleri paylaşmak, eleştirmek. Üstelik çok büyük kitlelere hitap eden bir site de değil.
B-Movie denilen düşük bütçeli filmler üzerine kurulmuş bir site.
Açıkçası bir sansür meselesinin başaktörü olana kadar benim de haberim yoktu bu siteden.
TİB (Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı) bu sitede yer alan bir film eleştirisini bir sabah ansızın siteden çıkarttırmış.
Söz konusu sansüre muhatap olan yazı, hakikaten rezil bir film üzerine yazılmış. Ama yazıda filmi övücü ya da
reklamını yapıcı bir nokta göremedim. Üstelik film ülkemizde asla vizyona girmediği gibi hakları kimse tarafından satın alınıp DVD'si filan da çıkmamış.
Ne ironiktir ki TİB'in kitleleri bu filmden ve bu filmin duyulup merak oluşturmasından korumak amacıyla yaptığı sansür eylemi sayesinde çok daha büyük bir kalabalık meseleye hâkim oldu.
Sansüre tepki koyan binlerce insan bu yazıyı sosyal medyada paylaştı.
Öteki Sinema isimli site belki de yayın hayatının en geniş erişimini sağlamış oldu.
Yani sözde gençleri korumak isterken, tam tersi sağır sultan bile filmi öğrenmiş oldu.
Bu konuyla ilgili beni endişelendiren asıl şey ise TİB'in bu yetkisini yarın hangi yazılar, haberler vs. için kullanacağını kestiremeyişimiz.
Mahkeme kararı olmaksızın bir kurumun böyle bir hakka sahip olması hiç adil görünmüyor bana.

***

Kredi kartlarına veda zamanı geldi

ÇOK sık yapmam, neden bilmem önceki gün bir kredi kartı ekstremi incelemek geldi içimden.
Yaptığım harcamaların tuhaflığı, para harcayacağım yeri seçmek konusundaki abukluklarım bir tarafa ilk kez ekstrenin arka sayfasını okudum.
İlk kez kredi kartı kullanmaktan çok korktum.
Gerçi 2000 krizinde kredi kartlarının nasıl bir kâbusa dönüşebileceği konusunda hayat dersi almış ve kartlarımın limitlerini küçültmüştüm ama şimdi görüyorum ki kartı kullanmadan çantada taşımanın bile çok ciddi bir bedeli var.
Bankalar akıllarına estiği gibi bir sürü ek ücret ekliyorlar ödeme listesine.
Her kartımın farklı bir dünyası var sanki.
Mesela bir banka, gecikme hatırlatma görevinden artık 2.25 lira alacakmış.
Ödeme noktasında işlem yaparsak 1.25 lira ödeyecekmişiz.
Zaten yaptığımız her işlemde dünyanın faizini ödeyip bir de üzerine kart ücreti ödeyişimizden nefret ederken şimdi alışveriş ve nakit çekim faizleri de artırılmış.
Demem şu ki, yavaş yavaş kredi kartlı hayattan çekilmekte fayda var.
Tabii bu cümle birçoğumuz için ayları bulacak bir çalışma gerektiriyor.
Merak etmeyin ben de asgari ödemeyle idare edenlerdenim. Zaten endişem de bu yüzden.
Ama korkmayın, yavaş yavaş da olsa hayatınızdan ödün vererek kredi kartı etrafında oluşan "Asgariyi öde, sonra ödediğin kadar geri harca" çıkmaz sokağından kurtulunuyor.
Aman efendim cari açıktı, dolar-Euro paritesiydi, Euro Bölgesi kriziydi derken yine haberler bir tuhaflaştı.
Sanırım "Alın-verin-ekonomiye can verin" günleri çok gerilerde kaldı.
Önlem almak konusunda mecburuz.
Bence en mantıklısı da kredi kartlarıyla olan ilişkimize seviyeli bir mesafe koymak.
İnşallah insanı yoldan çıkaran kredi kartına çok taksit çılgınlığına da bir fren gelir, bizim yapamadığımız freni hükümet bizim adımıza yapar.

***

Kâğıt üstünde şahane fikirler

İSTANBUL Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Ece Vahapoğlu'nun televizyon programında İstanbul'un trafik problemiyle ilgili önemli açıklamalar yapmış.
Minibüsleri kaldıracakmış. Taksiler boş olduklarında sokaklarda gezmeyecekmiş. Metro hızla genişleyecekmiş. Sadece otobüslerin ve üç yolcu taşıyan otomobillerin kullanabileceği şeritler yapılacakmış.
Bunlar hakikaten kulağa güzel gelen fikirler.
Uzun zamandır Kadir Topbaş'tan İstanbul'un giderek yönetimi imkânsız hale gelen trafik problemiyle ilgili açıklama bekliyordum. Gerçi bunu bir televizyon programı yerine kararlılığını açıkça ortaya koyacağı bir basın toplantısıyla açıklasa daha iyi olabilirdi ama buna da şükür.
Şimdi başkandan bu cümlelerinin devamını bekliyorum.
Mesela, işsiz kalacak olan minibüs şoförleri nasıl istihdam edilecek?
Taksiler sokakta gezmeyecekse telefon eder etmez taksiye ulaşacağımız sistem nasıl kurulacak?
Ve en önemlisi, minibüsler gittikten sonra otobüs seferleri artırılacak mı?
Kadir Topbaş'ın bu açıklamaları çok yerinde. Umarım aksiyon planı hazırdır ve bu fikirlerin ivedilikle uygulamaya girdiğini görürüz.
Çünkü İstanbul trafiğinin acilen kararlılıkla uygulanacak bir çözüm planına ihtiyacı var.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!