YILLARDIR burada görürüm ama hâlâ alışamadım. Alışmak da istemiyorum. İçeride basit bir yemeğin adam başına en azından bin dolara yenildiğini bildiğiniz bir lokantanın yanı başında çocuklarıyla sokakta yaşayan bir kadının açlığını gidermek için bir dolar dilenmesinin kafaya fazla takılmamasını anlayabilmek, buna makul bir açıklama getirmek mümkün değil.

Bunu “kapitalizm” ve “ekonomi bilimi” kavramlarının arkasına saklanarak meşru gösterme çabalarını da en azından ben yemem. Ekonomi/politik tarihi konusunda uzmanlığım var ve klasik metinlerin böyle bir sonucu meşru gösterecek açıklama çabaları katiyen yok.

Hele o entelektüel tarihin Karl Marx adlı dâhisinden sonra bunun meşru olduğunu söyleyebilmek için ya umursamazlığın böylesine yaygın olduğu bir toplumun kültürüyle gönül rahatlığıyla uzlaşmak ya da olağanüstü duyarsız veya su katılmamış bir aptal olmak gerekiyor.

Bir süredir burada, bir toplumda sol kültürün olmamasının ne kadar büyük sosyal felaketlere yol açabildiğini gözlemliyorum. Beğenirsiniz beğenmezsiniz, orasını burasını eleştirebilirsiniz, ama güçlü bir sosyalist kültür varlığının Avrupa toplumlarına yapmış olduğu sosyal/kültürel katkı bariz.

ABD’yi temelde Avrupa kültürü kurdu, ama kurulur kurulmaz bu toplum o kültüre karşı farklılık yaratmak için savaş açtı. O farklılığın kalite getireceğini sandılar, ama sadece kalitesizlik getirdi. Sola, sosyal adalete dair her şey kötü ilan edildi ve bunlardan hızla arınmak marifetmiş sanıldı.

Eğlence kültürü ve televizyon yayınlarıyla da etkilenen bu entelektüel çürüme sürecinde hayli başarılı da olundu. Düzenin acımasız çarklarından darbe yiyenlere sahip çıkmamak, onlara bir darbe daha vurmak, entelektüel başarı ve doğal bir sosyal durum olarak sunuldu.

FAKİR BİLE KARŞI

Bu tavır o kadar içselleştirilmiş ki, şanssız fakire yardımcı olabilecek bir basit adım dahi toplumun fakiri tarafından bile tepkiyle karşılanabiliyor. Yani acımasızlık, ideolojik hegemonyasını tam kurmuş durumda.

Örneğin, Obama düşük gelirliye kapalı olan sağlık sigortası sistemini onlara da açmak için yeni bir sistem getirdi. Hâkim ideolojinin hayata güçlüler yanından bakan basit görüşünün temsilcisi olan Trump ise iktidara gelir gelmez bu açılımı yıkmaya girişti.

Hadi “O öyle bir insan, düşünce sınırları bundan ibaret” diyelim, ama yaptıklarına bu sistemden faydalanan fakir insanlar da destek verdi. Yani insanlar kendilerine zarar verse de acımasız sistemden vazgeçmek istemiyor.

Aslında bu tuhaflığın temelinde, bu ülkede sosyalist kültürün hiç oluşmaması yatıyor.

Amerika, deriniyle, resmisiyle dünyada sol düşünce ne zaman yükselse kendini hep bunun dışında tuttu. Bunu ideolojik savaşla, o da yetmezse zor kullanarak yaptı. Bu acımasız sınıf savaşının sonucunda işçi sınıfının öz kültüründen, ideolojisinden habersiz olan sınıflar, tamamen yere serildi, tam teslim oldular. Şimdi Trump’a destek veriyorlar; acıklı ama gerçek bu.

FİKİRLERİ YOK

Sonunda Marksist kökenden gelmiş, sol duyarlılığını hâlâ korumaya çalışan; ruhen ve kültürel açıdan Marksist olan benim gibi bir insana hayli tuhaf gelen amorf bir toplum yapısına ulaşıldı.

Örneğin, bu toplumun Hepatit C hastalığını kesin tedavi eden bir ilaç geliştirdiği geçenlerde haber olarak verildi. Ancak fiyatını 25 bin dolar olarak belirlemişler. Şimdi düşük gelirli insanların da alması için bu ilacın fiyatını nasıl düşüreceklerini bilemiyorlar.

Savunma bütçesinin 700 milyar dolar olduğu bu ülkede, bunun nasıl yapılacağına dair hiçbir fikir yok. Buna dair biraz nosyonu olan sadece Bernie Sanders var. Ama sosyalist olduğu için onu da dinlememeyi marifet zannediyorlar.

ENTERESAN SANIYORLAR

Gençler ise sadece kendi rutin hayatlarının son derece enteresan olduğunu, anlamsız anlarını selfie’lerle sosyal medyadan herkese duyurmanın heyecanıyla yaşamayı yeterli sanıyorlar.

Kendi gençliğinde sosyal bilince sahip olmanın gururuyla yaşamış insanların ancak acıyarak bakabileceği bir gençlik var şu anda maalesef.

Anlayacağınız, sol kültüre sahip olmamak bir toplumu tamamen çürütebiliyor. Bizde de bu süreç yaşanıyor, aman dikkatli olalım. Sonra tuhaf bir biçimde ne yazık ki bir küçük Amerika olabiliriz.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • Misafir 1 yıl önce :ok_hand:
    CEVAPLA
  • Misafir 1 yıl önce Tüm yazdıklarınıza imzamı atarım. Amerika; her bireyin kendi küçük Amerika'sını kurmak istediği bir yer! Belki bunun için güçlüler ve bunun yanında acınacak durumdalar!
    CEVAPLA
  • Misafir 1 yıl önce cok iyi nihayet
    CEVAPLA
ÖNCEKİ YORUMLARI GÖSTER (5)