Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bir süredir Christopher Andrew ve Oleg Gordievsky tarafından yazılmış ‘KGB: The Inside Story’ kitabını okuyorum. Okumamın hemen biteceği de yok Çünkü kitap 776 sayfa. Bugüne kadar KGB tarihi, kültürü ve işleri konusunda yazılmış en kapsamlı kitap bu. Başlığından da anlaşılacağı üzere olan bitenlerin içeriden anlatıldığı bir çalışma bu. Çünkü yazarlardan Aleg Gordievsky, KGB’nin İngiltere’deki resmi temsilcisiyken bile İngiltere için çalışmakta olan ve daha sonra Rusya’dan kaçıp Londra’ya yerleşmiş bir ajan yani KGB’nin içişlerini en iyi bilen insanlardan bir tanesi. (Onun kaçış hikayesini kısa süre önce bu köşede anlatmıştım). Onun içerden bilgileri, titiz dokümanter çalışması ile tanınan Chritopher Andrew’un uzmanlığı ile birleşince ortaya muazzam bilgiler içeren bir eser çıkmış.

        Bence bu kitabın hemen Türkçeye çevrilip bizim devlet birimlerine acilen dağıtılması gerekiyor.

        Çünkü Rusya ile bir süredir flört etmekte olan Türkiye’nin yöneticilerinin aslında kiminle flört etmekte olduklarını tam anlamaları için bu kitabı muhakkak okuyup anlamaları gerekiyor.

        KGB'NİN KÖKENİ

        Rusya devleti tamamen, KGB’ye uzun yıllardır hakim olan kültür ile oluşturulmuştur. Bu nedenle o kültürü, tarihi ile birlikte anlamalıyız ki aslında Putin’in kim, Rusya’nın da ne olduğunu tam kavrayabilelim.

        KGB’nin kökenlerinin Cheka olduğu söylenir. Bu resmi tarih anlamında doğrudur ama aslında KGB’nin tarihi kökenleri Çarlık Rusyasındadır. Acımasız istihbarat kültürünün Rusya’ya hakim olmasının başlangıç tarihi 1565’tir.

        O tarihte Korkunç İvan diye bilinen çar tarafından kurulmuş Oprichnina örgütü KGB’nin asıl tarihi kökenidir.

        Oprichnina aslında bir süvari birliğiydi. Militanları tamamen siyah kıyafetler giyer ve atlarının semerlerinde de bir köpek başı ve süpürge işareti bulunurdu. Köpek başı koklayıp avını bulmayı süpürge ise onu bulunca süpürüp atmak anlamına geliyordu.

        Bunlar çok acımasız bir birlikti, şüphelendikleri insanların bulunduğu bölgeyi basar ve ortalığı kana bularlardı.

        O dönemden KGB’ye gelinceye kadar arada birçok ilavelerle yeni örgüt yapısı oluşturuldu. Ama hepsinin ortak özelliği çok acımasız ve kindar olmaları, planlı programlı kötülük yapmayı iyi bilmeleriydi.

        Bu özellikler aynen KGB tarafından da devralındı ve acımasız ve kindar örgüt Soğuk Savaş öneminde uzun vadeli detaylı acımasız planlar da yaparak disiplinli çalışmaya başladı.

        Vladimir Putin KGB’nin, Direktorate K olarak bilinen karşı istihbarat bölümünde çalışıyordu. Bu bölümüm başında ‘KGB içindeki en tehlikeli insan’ olarak bilinen General Viktor Budanov vardı. Putin’in bu bölümde görevi teşkilattaki, hainleri, ‘anormal gelişmeleri’ incelemekti. Yani kurallar dışına çıkan kişileri güvenlik açısından kontrol altında tutmak ve etkisizleştirmekti. Zaten paranoyanın hüküm sürdüğü korkunun ve kuşkunun daima olduğu kuruluşta onun görevi bunu yapanda daha da kuşkucu ve temkinli yapı oluşturmaya müsaitti.

        Bu görevleri sayesinde Putin son derce kuşkucu, kindar ve planlı kötülük yapabilen bir insana dönüştü. Okuduğum kitabın diğer yazarı Oleg Gordievsky’nin Rusya'dan kaçıp İngiltere'ye iltica etmesinden sonra Putin’in bütün arkadaşları sorumlu tutularak görevden alındı ve cezalandırıldı. Putin bu olaylar sonucunda içinde oluşan kinini yıllardır unutamadı. Zaten yapı olarak kindardı daha da kindar oldu.

        Yani anlayacağınız Putin, çalıştığı kurum KBB’’nin bütün kötü özeliklerini içselleştirmiş yani kötü, kindar, acımasız planlı adımlar atan bir uzun vadeli plan istihbaratçısına dönüştü. Sonucu biliyorsunuz devlet sonunda onu devşirerek KGB teşkilatının bütün kültürünü aynen benimsemiş olan devletin başına atadı. Adamı ve devletini tanıdığımdan son günlerde olan hiçbir şey beni bu yüzden şaşırtmadı.

        Diğer Yazılar