Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Salgın döneminde kapalı kalan sinemaların artık kesinlikle öldüklerini söylemek için çok erken olduğu ortaya çıkıyor.

Sinemaların yeniden canlanmasının ve büyük iş yapmalarının neden beklendiğini anlatacağım bu yazının başlığı da yeni James Bond filmi olan ’No Time To Die’ (Ölmenin Zamanı Değil) adından esinlenerek atıldı.

ÖLMENİN ZAMANI DEĞİL

Yazının başlığını atmak için adından esinlenmenin dışında gösterime çıkmayı bekleyen James Bond filminin salgının başından bu yana yaşadıklarını anlamamızın sinemaların neden ölmeyeceğini anlamamıza da yardımcı olacağını sanıyorum.

James Bond türü filmler stüdyoların ’blockbuster’ dedikleri büyük bütçeli, ağır prodüksiyon masraflı ve mutlaka global düzeyde büyük paralar kazanmasının beklendiği türde filmler.

Gayet tabi ki Marvel filmleri veya Disney’in büyük bütçeli filmleri de bu kategoride kabul ediliyorlar.

BOND FİLMİ NETFLIX'TE İLK GÖSTERİME ÇIKABİLİR Mİ?

Biliyorsunuz salgın nedeniyle sinemalar kapanınca stüdyolar bazı yeni filmlerini streaming platformlarında gösterime sokmaya mecbur kaldılar.

Netlix, Amazon Prime, Hulu, Disney Plus türü streaming platformlarının iş modelleri de bu büyük bütçeli blockbuster türü filmlerin ilk gösterim alanı olabilmelerine müsait değil.

Bu platformlar sürekli yeni film ve dizi gösterime sokarak müşterilerinin tercih yelpazesini sürekli zengin tutmak zorundalar.

Sektördeki rekabet bu çeşit zenginliğinin devamlı canlı kılınmasını gerektiriyor.

YEMEK SEKTÖRÜNDEN BENZETME

Bu aşamada bir karşılaştırma yapmak için bu streaming platformlarını müşterilerine açık büfe yemek hizmeti sunan işletmelere benzetebilirsiniz. Açık büfelerin müşteriye çekici kılınabilmesi için sürekli yeni yemek türlerinin büfeye taze olarak birbiri ardına getirilmesi gerekir. Açık büfeler streaming platformlarının iş modelini andırıyor. Buna karşın sinemaları ise lüks diye tanımlanabilecek kaliteli yemek servisi veren restoranlara benzetebiliriz. Açık büfede bu restorana ödeyeceğiniz paranın çok azını ödeyerek çok daha fazla çeşit yemek bulmak mümkün ama restoranda ise ‘fine dining’ mantığı çerçevesinde tek bir kaliteli yemeğe daha fazla para ödeyebilirsiniz.

SİNEMANIN EKOSİSTEMİ

Bu karşılaştırmadan sonra bunun film dünyasına nasıl yansıdığını görmeye çalışalım.

Stüdyolar para kazanmak için büyük bütçelerle ürettikleri blockbuster filmleri gösterime sokmak zorundalar.

Bunun para kazanacak biçimde yapılabilmesi ancak büyük reklam kampanyalarıyla, hakla ilişkilerle, filme ait ürünlerin pazarlanmasıyla ve magazin dünyasının ilgisini çeken büyük galalar ile açılışın sinemada yapılmasıyla olabiliyor. Yani üretimi pahalı olan filmin stüdyo için para kazanabilmesi ancak ilk gösterimi bahsettiğim ekosistem içinde bir sinemada parlak gala ile açılımı yapıldığında olabiliyor.

Sonunda anlaşıldı ki blockbuster filmlerinin ilk gösterimi streaming platformlarda olduğu zaman bunun istendiği kadar para kazanabilmesi mümkün olamıyor. Platformların da stüdyoların talep ettiği ücretleri ödeyebilmeleri çok zor.

BOND'UN BAŞINA GELENLER

Örneğin bahsetmiş olduğum ‘No Time to Die’ adlı Bond filminin ilk gösterimi salgın nedeniyle sürekli ertelenmişti. Bu filmin Amerika’daki dağılımını MGM, dünyada dağılımını ise Universal Stüdyoları üstlendi. Sinemaların kapalı olması nedeniyle stüdyolar ilk gösterim için önce streaming platformları denemeye çalıştılar.

Stüdyo bu filmi bu platformlara 600 milyon dolara pazarlamaya çalıştı. Bu kadar fazla para isteniyor çünkü yeni James Bond filminin global düzeyde toplam 1 milyar dolardan fazla para kazanacağı tahmini yapılıyordu.

Bunun olabilmesi için sinemaların devreye girmesi gerekiyor. Çünkü ne streaming platformları istenen ücreti ödeyebiliyorlar ne de onların iş modeli filmlerin büyük paralar kazanmasına uygun.

SİNEMA SEKTÖRÜNDE BÜYÜK PARALAR DÖNÜYOR

Bir karşılaştırma yapabilmeniz için salgın döneminde ‘Video on Demand' (VOD) sektörünün toplam bir milyar dolar ciro yaptığını ancak sinema sektörünün aynı dönemdeki kapalı olmalarından dolayı para kaybının 30 milyar dolar olduğu hesaplanıyor.

Yani stüdyoların büyük bütçeli filmlerin yapımını sürdürebilmeleri ancak sinemaların devreye tekrar girmesiyle mümkün.

Anlayacağınız sektör sinemaları ayakta tutmak ve yeniden canlandırmak zorunda.

Aşı süreçleri tamamlanınca bunun da olacağı sinyalleri şimdiden alınmaya başlandı. Yani sinemaların artık öldüğü ve platformların onların yerini alacağı tahmini doğru değil, salgın sonrasında ikisi de kendi alanlarında birlikte yaşamlarını sürdürecekler.

New York’ta yüzde 25 kapasiteyle açılmış olan sinemalarda Godzilla vs. Kong filmine talebin büyük olduğu ve satışa çıkarılan tüm biletlerin satıldığı söyleniyor.

Anime meraklılarının heyecanla beklediği 'Demon Slayer: Kimetsu no Yaiba’ adlı filmin Japonya tarihinde en fazla para kazanan film olduğu ve geçtiğimiz cuma gününden itibaren Amerika ve Kanada sinemalarında da hayranlarının karşısına çıktığını söylemeliyim.

Anlayacağınız sinema sektöründe normale dönüş işaretleri geliyor ve bir sinema tutkunu olarak bu da beni çok sevindiriyor

(Bu yazıyı oluştururken Wired dergisinin İngiltere baskısında çıkan yazılardan yararlandığımı belirtmeliyim.)

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00