Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Biz medeniyetleri neyi nasıl ürettiğine ve nasıl tükettiğine bakarak değerlendirmeye alışmışızdır.

        Bence İngilizce yazan edebiyat dünyasının yaşayan en büyük romancısı olan Don de Lillo medeniyetleri yarattığı çöpe ve çöpünü nasıl ortadan kaldırdığına bakarak değerlendirmemiz gerektiği hipotezini ortaya sürmüştür.

        De Lillo’nun bu çok önem verdiğim ve üzerinde mutlaka düşünmemiz gereken hipotezini daha önce ‘Garbage in the Cİties ve ‘The Sanitary Cities’ adlı çalışmaları olduğu için kendisini çöp çalışmaları uzmanı olarak nitelendirdiğim, Profesör Martin Melosi’nin ‘Fresh Kills: A history of Consuming and Discarding in New York City’ adlı son çalışmasını görünce hatırladım.

        Melosi çalışmasında gündelik olarak dev miktarda çöp üreten New York şehrinin gelişimini ve değişimini bu çöpün içeriğini analiz ederek yapıyor.

        ÇÖPÜN ANLAMININ DEĞİŞTİĞİ GÜN

        Örneğin 11 Eylül saldırısının ertesinde şehrin gündelik ürettiği çöpün içeriği yıkılan binaların enkazından gelen atık ile radikal biçimde değişmiş ve bu yeni atığın çöp olarak kaldırılması ve bu çöple deniz doldurularak yeni alanlar yaratılması gerekmiştir. Yani anlayacağınız o enkazlar içinde bulunan cesetler ve insan parçaları ile birlikte sahil doldurulmuş ve yeni alanlar böylece mecburen yaratılmıştır.

        REKLAM

        UNDERWORLD

        Don de Lillo, Underworld adlı muhteşem romanında, New York’un Brooklyn bölgesindeki son beyzbol maçında kullanılan topun peşine düşen kahramanının çöplüklerde o topu ararken, çöpten gelen kokuların yolda ilerledikçe değişimi ve değişen görünümünden yola çıkıp toplumun gelişim sosyolojisini çıkarmaktadır. Kitabın bu bölümünün sergilediği yazı ustalığı açısından bugüne kadar aşılamadığını söylemeliyim.

        de Lillo’nun hipotezi şöyle özetlenebilir: Medeniyetler neyi nasıl ürettiği ile değil neyi nasıl attığı ile tanımlanır. Bu atılanlar evlerimizdeki çöp olabilir, nükleer atık veya insan hayatının ve değerlerinin çöp haline getirilip atılması da olabilir. Nazi Almanya'sının kamplarının çöplerinde veya 11 Eylül sonrasının New York çöplerinde bu sonuncusu da olmuştur.

        Bence 1453 öncesinden başlayarak İstanbul şehrinin çöpü üzerine benzer analiz yapılmalı. Umarım çöpümüz ve bunun nasıl kaldırıldığı üzerine kayıtlar hala saklanıyordur.

        Diğer Yazılar