Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        8 ayı geçen süredir bu köşede güncel gelişmelere değinen yazılar yazmadan global toplumun ortak kültürel ve sanat değerlerini hatırlayan, onların değeri ve önemini hatırlatan yazılar yazmaya çalışıyorum.

        Bazı okurlarım bu tür yazılarda bir protesto tadı olduğunu düşünüyor, onlar güncele karşı duyduğum tepkiyi bu tür yazılarla yansıttığımı yazdıkları notlarla belirtiyorlar.

        Buna saygı duymakla birlikte doğru olmadığını söylemeliyim. Güncel siyasi ve sosyal durumlara tepkili olduğum doğrudur ama yazılardaki dünyanın ortak kültürel geleneğine duyduğum saygıyı ve o geleneğin önemini hatırlatma çabamın sadece güncele tepki boyutuna indirmek, sadece benim yapmaya çalıştığımın değil o global ortak değerlere sahip çıkılması çabasının değersizleştirilmesine yol açar.

        Bugün asıl diyeceğimi söylemeden önce bu şekilde bir giriş yapmam bu değersizleştirme olasılığını engelleme çabasından başka bir şey değildir.

        Bence 21’inci yüzyıl savaşlarıyla, göçleriyle, yıkımlarıyla berbat bir yüzyıl olarak geçiyor. Bütün bunların yanı sıra korkunç bir kültürsüzleştirme süreci global düzeyde maalesef yaşanıyor.

        21'inci yüzyıl insanı teknolojiden de destek alarak dünyamızın ortak edebiyat, sanat geleneğini anlamaktan hızla uzaklaşıyor. Anlık yaşamaya alıştırılmış beyinler ‘like’ alarak, tanımadığı ‘arkadaşlıklar’ biriktirerek, 24 saat içinde bile birkaç değişim gösterebilen zevk düzeyleri yaşayarak, rafine düşünceli sakin bir yaşamdan gittikçe uzaklaşıyor. Haberdar olmak bilgili olmanın yerine geçtikçe birey olarak kalitesizleşmemiz aynı şekilde siyasi fikirlerin, sanat ve kültür algımızın da kalitesizleşmesine yol açıyor.

        21’,inci yüzyılın bu berbat durumuyla bir mücadele etme yolu da ‘hatırlamak'tır. Dünyamızın çok çok eskilerden gelen bir ortak global kültür ve sanat geleneği var. Bu gelenek yıllar içinde kendi geçmişinin birikimlerinden öğrenerek büyüdü ve gelişti. Kendi çağının yıpratıcı süreçlerine, darbelerine karşı direnmek isteyen beyinler bu geleneği hatırlayıp önemini vurgulayan okumalar, dinlemeler yapmalı ve sanatı hatırlamalı.

        Evet bazı okur arkadaşlar haklı 8 aydır yazılarımda bir protesto duygusu da var ama bu sadece Türkiye’nin lokal meselesi ile ilgili değil, dünyanın kültürsüzleştirilmesine, beyinlerin anlık olanla boğularak öldürülmesine karşı bir protesto duygusu.

        İşte bu yüzden 8 aydır ülkede ve dünyada ne olursa olsun yazılarımın kendi gündeminden, ortak global kültür ve sanat geleneklerimize sahip çıkıp onları hatırlatmak olan amacından çıkmasına girişmedim.

        Bu güncel olanla ilgili diyecek hiçbir şeyim olmadığından kaynaklanan bir durum değildi. Ancak bu şekilde davranarak bilinçli bir tavır, duruş sergilediğime inanıyorum.

        Ukrayna’da patlayan ve tüm dünyayı da bir çılgınlığa itme tehlikesi olan savaş hakkında da tavrımı aynen sürdürmek kararındaydım.

        Ancak beyinleri anlık olanla boğarak, işlevsizleştirmeye kararlı olanlar, son savaşı fırsat bilerek öyle bir işe giriştiler ki, buna karşı çıkılmadığı takdirde kendi ortak kültürel ve sanat geleneklerini unutmaya başlamış olan beyinlere nihai öldürücü bir darbe vurabilir.

        Bugün aslında Kafka ile ilgili bir yazı yazacaktım. Ancak hızla Kafkaesk bir durum yaşamaya başlayan dünyamızın karşı karşıya bırakıldığı yeni kültürsüzleştirme ve geçmişimizi unutturma gayretine karşı çıkmak için bu yazıyı yazmak zorunda kaldım.

        Şimdilerde duyuyorum ki bazı insanlar, hocaların dünya edebiyatı derslerinde Dostoyevski, Tolstoy ve Puşkin okutmalarını engellemek istiyorlarmış. Yani anlayacağınız Rusya’ya konulan yaptırımların içine bu büyük ustalara karşı da yaptırım konulmasını istiyorlar.

        Bunun gibi bir de Putin’e karşı çıkmadığı için görevine son verilen Münih Filarmoni Orkestrası'nın şefi Velery Gergiev’in işine son verilmesi gelişmesi de var.

        Bütün bunlar sadece komik olmakla kalmıyorlar aynı zamanda son derce de aptallık fışkıran tavırlar. Bu dünyaya biraz rafinelik gelmesi ihtimalini tamamen ortak kaldırmak istemiyorsak, Rus ve dünya edebiyatının dev isimlerini ve sadece kendi köşesinde işini iyi yapmak için çalışan bir şefi yasaklatmak girişimlerine karşı durmalıyız.

        Bu tür girişimler bana Ray Bradbury’nin ‘Fahrenheit 451' çalışmasında anlatılan toplu kitap yakılmalarını hatırlatıyor. Eğer dünyanın geleceğinin bir 'Distopi’den ibaret olmasını istemiyorsak ve her şeye rağmen bir 'Ütopya' beklentimiz hala daha olabilecekse Rus edebiyatının ustalarına bugün her zamankinden fazla sahip çıkmalıyız.

        Diğer Yazılar