Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

BUGÜN Suriye'de kimyasal silahları kimin kullandığı ve suçlu olduğu hakkında nihai ve kesin raporumu okuyuculara sunacağım.
Bunu yapmam gerekiyor; çünkü ben bir süredir kimyasal silahı hangi tarafın kullandığı hakkında şüphelerin bulunduğunu, muhaliflerin de kullanmış olabileceği yolunda istihbarat raporları olduğunu yazdım. Hatta bazı çevrelerin işe Türkiye'yi de bulaştırmaya kalkışabileceğini yine istihbarat raporlarına dayanarak belirttim.
Bu yüzden konu hakkında son gelişmeleri aktarıp bir fikri takip yapmam kaçınılmaz oldu. Bu, yazar olarak okuyucularıma karşı sorumluluğumun bir gereğidir. Türkiye'de yıllardır yaşanan çok önemli sorunların temelinde hiçbir düzeyde fikri takip olmaması yatmaktadır.
Bu yüzden siyasetçi vaktiyle ne demiş, sonra ne yapmış kimse fazla sorgulamaz. Vaat edilen sözler tutulmuş mu yoksa boş mu verilmiş bu da takip edilmez. Aynı şekilde gazetede çok önemli bir manşet çıkar, sanki her şey o gün olup bitmiştir de ertesi gün kimse devamını getirmeyi düşünmez.
Sarf edilen sözlerin sonrasında ne olduğunun takip edilmemesi, Türkiye'de önemli bir kalite düşüklüğüne yol açmıştır. Bu durum hayat kalitemizi düşürmüş, ekonomideki gelişmelere rağmen bizi sosyal ve kültürel açıdan azgelişmiş düzeyde tutmuştur. Vasatizm bu temel üzerine patlama yapmıştır.
Vasat olmakta ısrar eden genel düzey hakkında bir şey yapacak ne niyetim ne de gücüm var, ama en azından kendi mesleki ortamımda bu fikri takip meselesine hak ettiği önemi vermeye kararlıyım. Bu yüzden uzun zamandır Suriye'deki kimyasal saldırı hakkında hayli riskli ve spekülatif yazılar yazmış birisi olarak bugün bence konuya son noktayı koyan yeni bilgileri size aktaracağım.
Girişte dediğim gibi, ben bazı Amerikan istihbaratkaynaklarına dayanarak kimyasal silahın muhalifler tarafından da kullanılmış olabileceğini, Türkiye yi de işin içine dahil edici girişimler bulunduğunu yazmıştım.
Bu yazıların çıkmasından sonra birçok çevreden haklı olarak "Sen Amerikan istihbarat raporlarına nasıl ulaşabilirsin ki" diye benim entelektüel dürüstlüğüm hakkında şüpheler yaratan eleştiriler geldi. Üzerinde "SECRET/NOFORN" (GİZLİ İNANCI GÖZLER GÖREMEZ) damgası bulunan bir belgeyi benim bulabilmemin imkânsız olduğu vurgulandı.
Bu tür düşünceler temeldeki kuşku nedeniyle haklı olmakla birlikte bir yazar olarak bana karşı bir haksızlıktı. Çünkü ben hemen her konuda izlediğim yöntemi, kullandığım kaynakları açıkça yazdım. Yazdım ki bu tür şüpheler doğmasın dedim, ama sonra baktım ki başaramamışım. Kötü niyete karşı yapabilecek bir şeyim yok.
Ama tekrar etmekte yarar var, ben daima açık istihbaratı okuyarak çalışırım, yani gizli belgeden de bahsetsem bu bir yerde sızdırılmış ve ben de bunu orada okumuşumdur. VVhistleblovvers'a sızdırılmış olduğu için okuyabildim o raporu da.
Suriye'deki kimyasal silahın muhalif güçlerce kullanılmış olabileceği yolundaki bilgi ABD'nin National Ground Intelligence Center (NGIC) adlı istihbarat biriminin raporunda yer almıştı ve ben de bunu 16 Eylül'deki bu köşede "Dikkat, Türkiye'nin Başına Kirli Çorap Örülüyor" başlıklı yazıda yazmış ve olası tehlikelere dikkat çekmiştim.
Oysa şimdi görülüyor ki, Amerika bu rapora rağmen bunu göz önüne almadan silahın Esad rejimi tarafından kullanıldığına dair bilgileri de paylaştı.
ABD'nin Birleşmiş Milletler Temsilcisi Büyükelçi Samantha Power'ın yaptığı basın toplantısının kaydını büyük dikkatle dinledim. O konuşmasında Bayan Power, kimyasal silah kullanımını Esad rejimine bağlayan şu bilgileri paylaştı kamuoyuyla:
- Saldırıda kullanılan gazın vaktiyle Saddam Hüseyin'in stokunda bulunan gazdan çok daha kaliteli olduğu tespit edildi.
- Bu gazın amatör güçlerce üretilmesi ve kullanılması mümkün değildir. Bu gaz, profesyonel şartlar altında bir devlet imkânı kullanılarak imal edilmiştir. (Bahsettiğim NGIC raporunda kullanılan gazın "garden variety", yani amatör işi olduğundan bahsediliyordu.)
- Gazın gönderilmesinde kullanılan roketlerin Esad rejimi tarafından kullanıldığı biliniyor.
- Kimyasal silahın, rejimin kontrolü altında olan bölgeden muhaliflerin kontrol ettiği 12
mahalleye atıldığı kesin tespit edildi.
- Muhaliflerin hareketleri takip edildiğinden onların rejimin kontrolündeki bölgeye geçip gazı kendi bölgelerine attıkları yolundaki iddia saçma ve imkânsız görünmektedir.
Anlayacağınız, Türkiye'nin baştan beri öne sürdüğü iddianın doğruluğunu Amerika da resmen kabul etmiş oldu. Bu önemli bir gelişmedir ve üzerinde durulup geliştirilmesi gereken yeni bir başlangıç açılımının temelini oluşturabilir.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!