Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

BANA bir kötülük yapma fırsatı çıktığında bunu katiyen kaçırmayan Habertürk üst yönetimi, bundan bir süre önce bana bir görev verdi. Bu başarılması imkânsız bir görevdi. Benden evlilikler, ilişkiler üzerine pazar yazıları yazmamı istediler. Beni bu işe uygun kılan yeteneğim neydi bilmiyorum; belki de hayatıma bakıp “Eğer sen bu kadınla bu kadar uzun evli kalabildiysen ve mutluyum da diyebiliyorsan ya sende bir tuhaflık olmalı ya da büyük bir gizemi keşfetmiş olmalısın. Her iki durumda da yazıların ilginç olacaktır” diye düşünmüş olmalılar.

BATSIN BU DÜNYA

Halbuki ikisi de doğru değildi, gizem filan keşfetmiş değilim; zaten bir gizem de yok ortada. Evet bunca yıldır evliyim bu doğru, ama boşanma fikrini ortaya atarsam beni öldürür diye korktuğumdan evliyim. Anlayacağınız, pazar yazılarını yazmaya uygun dünyadaki en sonuncu insan ben olmalıydım. Buna rağmen “ekmek parası” dedim ve işe giriştim, pratiğini bilmediğim bir şeyi bari kitap okuyarak öğreneyim dedim. Sonuçta kadınların daima haklı olduğu varsayımıyla yazılmış yüzlerce kitap okumak zorunda kaldım. Daima haklı olan kadınların ruhunu anlamayı ve onları daha da mutlu kılmayı öğreten kitapları birbiri ardına devirdim. Buna paralel olarak evlilik yaşamım da sürüyordu ve ben teoride yazılan hiçbir şeyin doğru olmadığını bildiğim halde yine de okumayı sürdürüyordum. Bu ıstıraba bir insanın uzun müddet dayanabilmesi gayet tabii ki mümkün değildi. Ve sonunda dayanamadım yıkıldım, gayet büyük bir ruhsal bunalım geçiriyorum. Sonunda onca yalapşap kitaptan sonra bende kadınlara ve evlilik kurumuna karşı büyük bir tepki oldu. Şu an bu süreçteyim. Kendimi rahatlatmak için intihar ve daha da güzel bir çözüm olarak cinayeti bile düşündüm. Bunlardan çok daha az dramatik olacak başka bir yöntem üzerinde karar kıldım.

SEN BÜYÜKSÜN SCHOPENHAUER

Şimdi Arthur Schopenhauer’in kadınlar, aşk ve evlilik üzerine düşüncelerini okuyorum. İnsanı bir cinayet işlemişçesine rahatlatan düşünceler bunlar. Schopenhauer insanları pek fazla sevmiyordu ve onlar hakkında fazla güzel düşünceleri yoktu. Tabii kadınları da fazla sevmiyordu, onlar hakkında daha da kötümser fikirleri vardı. Bugünkü ruh halimle, iyileşinceye kadar bana çok da güzel geliyor onun bu fikirleri.

İŞTE BUYRUN

Bugün sizinle bu büyük filozofun kadınlar hakkındaki fikirlerini paylaşacağım. - Kadınlar birer “philister”dirler. Philister, zihinsel ihtiyaçları olmayan insanlardır. - Kadınlar gerçekte önemli olan hiçbir şeyi ciddiye almaz, anlayamazlar. - Doğa da bu duruma uygun hareket eder. Gençliklerinde kadınlar büyüleyici bir güzelliğe sahip olurlar ki böylece onları koruyacak bir erkeği elde edebilsinler. Bir çocuk doğurduklarında ise bu güzellik silinmeye başlar; çünkü olması gereken olmuştur.

ONA GÖRE EVLİLİK

- Bu yüzden evliliği gençlikte alınan ve yaşlılıkta ödenen bir borç olarak görüyorum. - Monogaminin olduğu kıtamızda evlenmek, bir insanın haklarının yarı yarıya inmesi ve görevlerinin de iki katına çıkması anlamına gelir.

AVRUPA’NIN AHLAKSIZLIĞI

- Seksüel ilişkiler açısından dünyadaki hiçbir kıta Avrupa kıtası kadar ahlaksız değildir; bu da insan tabiatına uymayan monogaminin sonucudur. Kadınların ruhunun temeldeki güzelliğini ve erkek karşısında daima haklılıklarını anlatan yüzlerce kitabı siz de mecburen ekmek parası için okumuş olsaydınız benim gibi bunalıma düşer ve bu sözler sizi de rahatlatabilirdi. Ancak Arthur Schopenhauer’in düşüncelerinde pek haklı olmayabileceği yolunda şüphelerim de var. Bu şüphem, Schopenhauer’in erkeğin kadına karşı tutumları nedeniyle Türkleri sevdiğini ve haklı bulduğunu okuduktan sonra daha da arttı. Bilmem anlatabiliyor muyum?..

Mitt mi yoksa Newt mi

BEN Amerikan seçim yarışını yıllardır yakından takip ederim. Yerel sorunlar beni tabii ki alakadar etmez, ama o yarışta dünyaya yön vermesi ihtimali olan kişi seçileceğinden adayları daima tanımaya çalışırım. Obama’ya karşı çıkacak adayı belirlemek için önseçimlerini yapmakta olan Cumhuriyetçi Parti’de işler bugünlerde pek umut vermiyor. Çünkü onların başkan adayı ya Mitt Romney ya da Newt Gingrich olacak. Ben isimlere önem veririm; bazı isimler bana güven vermez. Bu büyük ülkeyi yönetecek insanlar arasında adı Mitt ve Newt olan iki kişinin bulunması gelecek için umutlarımı söndürüyor. İsimler konusunda eski kafalıyımdır ben; Roosevelt ya da Kennedy gibi isimlerden etkilenirim. Mitt veya Newt bana hafif ve komik geliyor. Bunlara karşı bir Obama’yı tabii ki tercih ederim.

Cem Yılmaz’ın kız istemesi

BENCE bu dünyada bir kız babasının başına gelebilecek en büyük felaketlerden biri, bir gün kızınızı istemek için damat adayı olarak evinize Cem Yılmaz’ın gelmesi olmalı. Cem’in iyi bir koca olmayacağını veya birçok kızın onunla evlenmek için can atmayacağını düşündüğümden değil, ama Cem Yılmaz karşınızda otururken bir baba olarak gülmemek için nasıl tutacaksınız ki kendinizi. Adam “Çok ciddiyim, kızınızı çok seviyorum” dese, siz bunun “çok ciddiyim” bölümüne gülseniz, o sizin “çok seviyorum” bölümüne güldüğünüzü sansa, alın size ilk kavga nedeni çıktı bile.

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!