Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Uyarmıştım…

Başta kampanyanın fikir babası AK Parti Medya ve Tanıtımdan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal olmak üzere…

Bu yeşil nokta sembolü kullanma olayının öncü isimlerine zıvanadan çıkıldığını bu köşeden söylemiştim!

Hem de bir değil, iki kere…

Son derece halisane niyetle başlatılan kampanyanın artık çıkış noktasından çok uzakta olduğunu ve profilinde yeşil noktalı bazı kullanıcıların ahlaksızca yaptığı paylaşımların AK Parti’nin hanesine yazıldığını ve bundan da partilerinin imajının fena halde zarar gördüğünü dilim döndüğünce ifade etmeye çalışmıştım.

Ama derler ya hani; “Sakalımız yok ki sözümüz geçsin!”

Dinlemediler ve yeşil noktalı profil olayına inatla devam ettiler.

Ve sonunda dün patladı.

AK Parti tarafından; “Sosyal medya etik kurallarına uyacağıma söz veriyorum!” manasına gelen yeşil nokta simgesini kullanan Vedat Muti adlı ahlaksız, densiz, cezaevinde tutuklu Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş’a yönelik ağır hakaret ve taciz içeren ifadelerle düpedüz saldırdı.

Gözaltına alınan o ahlaksızın ne yazdığını, ona ve onun gibi ahlaksızların zihniyetine hizmet etmemek adına paylaşmayacağım.

Ancak biliniz ki yazdığı şeyler çok ama çok iğrençti.

Çok şükür ki Başak Hanım’ın kadınlığına, anneliğine yapılan bu çirkin saldırı toplumun hemen her kesiminde büyük tepkiyle karşılandı.

MHP’li Milletvekili Cemal Enginyurt da kınadı bu alçaklığı… Hem de çok net ve sert ifadelerle…

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül de…

CHP’li Özgür Özel’de…

Ama tabii yeri geldi şunu söyleyeyim...

Bu ahlaksızlık ilk değil!

Ve bu ahlaksızlığın yeşil noktalı olup olmama ile de alakası yok.

Maalesef bu ahlaksızlık hemen kesimde var!

Bugün Başak Demirtaş’a bu çirkin saldırı yapıldı ama dün de başka siyasi görüşlere sahip insanların eşlerine yapıldı.

Dahası bu ahlaksızlık siyasetle öyle ya da böyle ilgili olan birçok kadına yapıldı.

Ve şu gerçek ki; Bu konuda toplum hiçbir siyasi fark gözetmeden, kimden ya da kime yapıldığını sorgulamadan amasız, fakatsız ortak bir tepki, ortak strateji belirlemeden devam edildiği sürece daha da yapılmaya devam edecek!

Maalesef ben de çok defalar kadınlığımı, anneliğimi hedef alan bu ahlaksız, alçakların saldırısına maruz kaldım.

Kalmaya da devam ediyorum…

Üstelik de adı sanı belli sözüm ona toplumda karşılığı olanlar tarafından.

Sadece ben değil.

Çok kadın yaşıyor bu durumu.

Mesela bunlardan biri de Sümeyra Keleş Yerkel.

Dün DEVA Partisi Milletvekili Mustafa Yeneroğlu paylaşınca fark ettim.

Eşi Yusuf Yerkel Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın danışmanı olduğu dönemde Soma’daki maden faciasında bir maden işçisine attığı tekmeyle gündeme gelince Sümeyra Hanım da Başak Demirtaş’a yapılan çirkin saldırıya benzer saldırılara maruz kaldığını hatırlatmış.

Samimiyetle söylüyorum çok üzüldüm yazılanları görünce.

Kocasının siyasetteki pozisyonundan ya da kocasının yanlış bir hareketinden dolayı bir eş, anne nasıl böyle hunharca hedef alınır gerçekten anlamak mümkün değil.

Şahsıma yapıldığı zamanlarda da hep kendi kendime; “Acaba bu ahlaksız saldırıları yapanlar bu satırları yazarken en azından annelerinin de bir kadın olduğunu ve kendi annelerine bu tür saldırılar yapıldığında neler hissedebileceklerini hesaplayamıyorlar mı!” diye sorarım…

Çünkü benim oğlum bana yapılan bu tür saldırıları maalesef görüyor ve her gördüğünde de kahroluyor!

O nedenle merak ediyorum…

Acaba bu ahlaksız zihniyete sahip olanların analarına, bacılarına ya da varsa eşlerine, kız evlatlarına bakış açıları nasıl?

Onları nerede konumlandırıyorlar?

Doğru bir biçimde konumlandırdıklarına asla inanmıyorum!

Çünkü öyle olsa sırf siyaseten ters, farklı düşünüyor diye bir siyasetçinin eşine ya da yazdığı yazıyı, yaptığı yorumu beğenmediği için bir gazetecinin kadınlığına, anneliğine böyle şuursuz bir biçimde saldıramazlar!

Sözün özü…

Umarım Başak Demirtaş olayı bundan sonra ki ahlaksızlıklara duvar örecek toplumsal reaksiyonun gelişmesine, genişlemesine vesile olan bir olay olur.

Tabii bunun olabilmesi için sosyal medya üzerinde bir mekanizmanın devreye girmesi gerekiyor.

Benim bu konuda bir önerim var.

Twiter'da ya da facebook’ta hiçbir partiye siyasi bağı olmayan aktif kullanıcı olan birbirinden değerli akademisyenler, sanatçılar, iş insanları var.

Bu güzel insanlardan oluşan bir kurul oluşması için önayak olalım ve sadece bu kurulun üyelerinin kullanma yetkisi olan hesaba toplumsal değerlerle örtüşmeyen ahlaksız paylaşımları bildirelim ve bu bildirimleri onların değerlendirmesine sunalım.

Onların yorumunu da bizler alıp olabildiğince yayalım…

Bu arada; “Ahlaksızları İfşa Kurulu” ya da başka bir isim verilecek bu kurulun oluşumuna öncülük etmeleri bakımından hemen aklıma gelen üç akademisyenin kimler olması gerektiğini de söylüyorum:

Profesör Dr. Hüseyin Hatemi… Profesör Dr. Adem Sözüer… Profesör Dr. Deniz Ülke Arıboğan…

Son derece aktif, diri ve etkili olan üç hocamızdan bekliyoruz büyük kurul için yola çıkmalarını…

Ben inanıyorum ki bu kurul sonrası Twiter ve Facebook herkes için çok daha sağlıklı, verimli ve rahatlıkla kullanılabilecek mecraya dönüşecek.

Haydi rastgele…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00