Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

E-ticaret üzerinden çocuk kaçakçılığı yapıldığı iddialarının ilk kaynağı olan Amerikalı Wayfair adlı şirketle ilgili haberler gerçekten sarsıcıydı ama açık söyleyeyim, ciddiye alıp pek ilgilenmemiştim.

Ancak dün sabah benzer rezaletin Türkiye’de birçok insan tarafından kullanılan Trendyol’da da yaşandığını okuyunca…

O vakitten sonra daldım Twiter’a ve yapılan tüm paylaşımları tek tek taradım.

O kadar vahimdi ki okuduklarım…

Yemin ediyorum kanım dondu.

İddiaya göre Trendyol’da da Wayfair’daki yöntem kullanılarak bazı çocuk elbiseleri, oyuncakları ya da halı gibi ev dekorasyonundaki eşyalar paravan olarak kullanılıyor ve kayıp çocukların çok yüksek rakamlarla şifreli bir biçimde satışı yapılıyordu.

Binlerce paylaşım vardı konuyla alakalı…

Uzatmayayım…

Birkaç yıl evvel yine Amerika’da patlak veren pedofili/çocuk istimarı iddialarını içeren ve hatta aralarında Clinton Ailesi, Barack Obama gibi birçok siyasetçinin de yer aldığı PizzaGate skandalına benzetilen bu olay dün gün boyu ortalığı salladı.

Yemin ediyorum kafayı yedim gün boyunca.

O an aklıma geleni, ağzıma geleni yazmamak için ciddi bir direnç gösterdim.
Çünkü dehşetti iddialar.

Ancak sonra o beni dehşete düşüren ürünleri, fiyatlandırmaları bir de kendi gözlerimle görmek için Trendyol’a girdiğimde bulamadım.

Onun üzerine de durdum tabii…

Bunun nedenini de sonradan şirket resmi açıklama yapınca anladım.

Bu arada… Ben bu internet üzerinden alışverişte pek mahir değilimdir.

Birkaç kez denedim başarılı olamadım.

Bizim evde bu işlerin uzmanı oğlumdur.

Bir şey lazımsa ondan destek alırım…

Yani, yolunu yöntemini bilmem satış yapan sitelerin.

Açıklama dolayısıyla öğrendim ki meğer Trendyol’da; “Pazar Yeri” adını verdikleri bir model varmış ve bu modele göre de isteyen her kişi belli bir komisyonu onlara bırakmak koşulu ile istediği ürünü satabiliyormuş.

15 milyondan fazla ürünün satışta olduğu o modelde ürünlerin isimleri, açıklamaları ve fiyatları da satıcılar tarafından belirleniyormuş.

Şirketin resmi açıklamasından anladığım kadarıyla satıcıların hatalı veri girişi nedeniyle bazı ürünler yanlış yansımış.

Mesela 120 Türk Lirası yazılacağına sıfırların ayarı kaçınca bir çocuk kabanı 120 bin Türk Lirası olarak satışa çıkmış.

Benim bulamamamın nedeni şirketin sosyal medyada yapılan paylaşımlar üzerine hemen müdahale edip kaldırmasından dolayıymış.

Kaldırdılar da ama tabii haklarında başlatılan karalama kampanyasını durduramadılar.

Açıklamalarına rağmen devam etti saçma sapan iddialar sürdürülmeye…

Hatta tatmin olmayan bazıları; “Yediği b.. ortaya çıkınca sattığı çocukların şifreli tüm ürünlerini kaldırmış Trendyol! Bir de bunu açıklama yaparak ilan ediyor!” şeklinde ikinci dalga karalamayı başlatanlar oldu…

Yani tam bir; “Bir deli bir kuyuya taş atmış ve 40 akıllı çıkaramamış" durumu yaşandı dün…

Bu durum aklıma atalarımızın başka bir sözünü de getirdi tabii…

Hani demişler ya; “Allah kuru iftiradan korusun!” diye…

Gerçekten de öyle!

Düşmanımın başına bile vermesin böyle bir bela!

İftira korkunç bir şey ve bir kere sıçratıldı mı bir çamur…

O iftiraya uğrayan kişi, kurum ya da topluluk…

Çamaşır suyuna girip çıksa dahi…

Temizlenmesi, iftiradan bir dakika önceki o ana dönmesi mümkün olamıyor…

O nedenle aman diyorum…

Özellikle adeta bir iftira yaratma merkezine dönüşen sosyal medyada gündemin birincisi bile olsa…

Teyidini almadan, emin olmadan sakın ha sakın ciddiye alıp da sizler de paylaşımda bulunmayın diyorum…

Sonuçta unutmayalım ki…

İftira hem suçtur hem de büyük günahtır!

En beğendiğim Hollywood yıldızlarındadır Tom Hanks…

Amerika’daki bu Wayfair şirketi ile skandal patladıktan sonra…

Nereden çıktı ise…

Zavallı adamcağızı da işin içine dahil ettiler.

Instagram’da 2016'da yaptığı bir paylaşımı alıp; “O da bu işin bir parçası” diyerek yaygara koparttılar.

Hanks’in paylaşımını dikkatinize sunuyorum…

instagram

Gördüğünüz gibi; “SRC-USA” yazıyor ve yanında da bir kirli eldiven.

Kafayı yemiş komplocu teorisyenler bu paylaşımdan nasıl Hanks’in çocuk kaçakçısı olduğunu bağlantıladı onu anlayamadım ama…

SRC-USA’nın Yandex’te aranan numaraların kayıp kişilerin fotoğrafına yönlendirdiğini falan iddia ediyorlar.

“Gimme five” lafının ise Tom Hanks’in; “Bana 5 çocuk verin!” mesajı olduğunu söylüyorlar.

Dün biri çıldırmıştı bu komplo teorisine, “Kardeşim kafayı yemişsiniz siz… SRC Amerika’da tartışmalı bir enerji firması. Yanındaki eldiven de fotoda mantıklı. Adam zaten böyle fotolar çekiyor hep. Yani şu kodu neresinde buldunuz bu paylaşımda anlamak mümkün değil!” diyerek isyan ediyordu…

Düşünün…

Adamın o paylaşımının altına 6071 yorum yapılmış.

Ve büyük çoğunluğu; “Pis pedofili hastası sapık!” diye hakaret etmiş.

Dedim ya yukarıda da…

Artık ağzıyla kuş tutsa…

Değil çamaşır suyuna…

Bir bidon dezenfektanın içine girip yıkansa…

Yine de hakkında oluşmuş; “pedofili hastası!” algısını kıramaz artık Tom Hanks…

Allah yardım etsin adamcağıza…

Hakkındaki bu korkunç ötesi kuru iftiraya dayanma dirayeti, sabrı versin…

Daha virüs ülkede ilk tespit edildiği anda demiştim…

“Çok vizyonel bir Sağlık Bakanımız var” diye…

Nitekim yanılmadım.

Gerçekten de işinin ehli bir insan çıktı Fahrettin Koca.

Hem kendisi hem de salgın başlar başlamaz oluşturduğu Bilim Kurulu üyelerinin meseleyi ele alış biçimi ve virüsle mücadelede aldıkları kararlar ve sergiledikleri tutum sayesinde Türkiye en az hasar ile atlattı bu salgını.

Hâlâ da aynı vizyonel bakışı devam ettirdiğini söylemeliyim.

Çoğumuzun; “Bitti” gibi sanıp da lay lay lom haller sergilemesine rağmen Bakan Koca’nın yılmadan, bıkmadan, üşenmeden her gün kamuoyunu bilgilendirmesi ve tedbirlerin devamlılığı için çaba sarf etmesi hakikaten takdire şayan bir durum.

Dünyanın birçok yerinde hâlâ kara bir bela olarak mücadele edilmeye çalışılan koronavirüs ile bugün Türkiye bambaşka bir pozisyonda ise…

Ve Dünya Sağlık Örgütü’nün kritik bir ismi salgın döneminde ilk yurt dışı ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştirecek kadar rahatlık sergileyebiliyorsa…

Bunu Fahrettin Koca ve ekibinin sergilediği performansa borçluyuz.

Bilmiyorum haberdar olabildiniz mi yeni ofis açmak için gelen DSÖ Avrupa Bölge Direktörü Dr. Hans Kluge’nin açıklamalarından…

İnanılmaz övgüyle bahsetti Türkiye’nin salgın karşısında gösterdiği mücadeleden.

"Bir atasözü der ki, içimizdeki en iyiyi de en kötüyü de ancak ve ancak ortaya çıkaracak tek şey krizlerdir, zor zamanlardır. Türk halkı dünyanın en kötü pandemisine karşı duruşuyla bünyesinde barındırdığı en iyiyi sergilemiştir. Türk halkı pandemiye karşı duruşuyla tüm dünyaya gerçek karakterini göstermiştir!” sözleri çok kıymetli sözlerdi ve bu sözler bir manada Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve ekibinin başarısının tescili idi.

O nedenle başından beri dediğimi yinelemek istiyorum…

Lütfen ama lütfen Sağlık Bakanı Koca ve ekibinin salgınla mücadelede söylediklerini, uyarılarını dikkatle takip edelim.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00