Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Sosyal medya hayatımızın vazgeçilmez bir parçası oldu, bu bir gerçek…

Şikayetçi değilim.

Aksine bu mecranın varlığından ifade özgürlüğü ilkesine inanan ve çok bağlı olan bir gazeteci, yurttaş olarak memnunum da…

Ancak bazen öyle şeyler oluyor ki bu mecrada.

Öyle haksızlıklar yaşanıyor ki…

Bunları dile getirmek de bizim üzerimize düşüyor.

Eksik, yanlış ne varsa oralarda yani bunu biz gazetecilerin köşelerinde adam akıllı izah etmesi gerekiyor.

Çünkü o alanda gördüğünüz haksızlıkları, yalanları, iftiraları filan sınırları çizilmiş sözcük karakteri ile dilediğince anlatamıyorsunuz.

Denedim daha evvel ama olmadı.

Ya eksik anlaşıldım ya da yanlış.

O nedenle son zamanlarda mümkün olduğunca az yorum, az gözlem yapma gayreti gösteriyorum.

Bu aralar ev taşıma, yerleştirme gibi hiçççç bana göre olmayan bir uğraş içerisinde olduğumdan epeyce uzak kaldım başta twitter olmak üzere sosyal medya mecralarından ama…

Ben uzak duruyor olsam da…

Birileri mutlaka dürtüyor oralarda ne olduğunu haber almam konusunda.

Dün evin ince işlerini biraz kolaylayıp nefeslenmek için kahve molası verdiğimde telefonumda eskilerden tanıdığım bir isimden üst üste cevapsız çağrılar geldiğini fark ettim.

Haliyle de; "Bayram değil, seyran değil… Pazar pazar niye bu ısrarlı aramalar" deyip dönüş yaptım o çağrılara.

Kim olduğu mühim değil, arayan şahıs, Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli’nin şu sapık, tacizci, ahlaksız Uşşaki tarikatı lideri olan Fatih Nurullah ile birlikte aynı karede olduğunu gösteren fotoğraftan bahsediyordu.

Habersizim ya her şeyden…

"Gönder de bir bakayım" dedim.

Whatsapp'tan yolladı fotoğrafı.

Aynen paylaşıyorum sizlerle.

Bu arada da tabii fotoğrafın perde arkasına dair bilgi aktarıyor vatandaş; "Hançerli bu sapıkla aynı iftara katılmış. Avcılar sınırlarındaki Tahtakale adlı mahallede bir araya gelmişler. İftar etmişler. Dahası bu iftar sonrası o alanda zikir çekilmiş ve bu zikir çekilen alanı da bizzat Hançerli tahsis etmiş. Hatta bunun için bir de teşekkür afişi asmışlar…"

Şok oldum önce tabii duyduklarım karşısında çünkü ben eski Avcılarlıyım.

Turan Hançerli ile bir kez, o da geçenlerde gerçekleşen gazeteci dostum İsmail Saymaz’ın düğününde karşılaşmıştım ama ondan önce zaten hakkında epeyce bilgi sahibiydim.

Dolayısıyla sosyal demokrat ilkelere sıkı sıkıya bağlı olduğunu bildiğim, maaile seküler yaşam biçimi olan Hançerli ile ihbarcı arkadaşın anlattıklarını buluşturamadım.

Ve bu kafa karışıklığını gidermek için hamle yaptım.

Ve anlatılanları doğrulatmak için aradım kendisini.

Aynen şu cevabı verdi Hançerli…

"Bu fotoğraf 2019 yılı Ramazan Ayı’ndan. Her belediye başkanı gibi ben de yardımcılarımla, ekibimle birlikte davet edildiğimiz iftar sofralarını ziyaret etmiştik. Altınşehir Gülzari Mualla Vakfı adlı vakıf da ilçe sınırlarımızda faaliyet gösteren bir vakıf. Onların iftarı idi yani. İşte adını, kim olduğunu son yapılan haberler vesilesi ile öğrendiğim Fatih Nurullah da o gün o sofradaymış. Hakkındaki bu korkunç haberler yapılmamış olmasa ömrümün sonuna değin adını öğrenme şansım olmayan bu insanla tesadüfi bu karşılaşmanın bana karşı kullanılması iyi niyetli değil. Ayrıca beni yakından tanıyan herkes bu fotoğraf karesi üzerinden şahsımla ilgili algı çalışmasının akıl tutulmasından öte bir şey olmadığını çok iyi bilir."

Tabii zikir çekilen o alanda kendisine neden teşekkür edilen afişin asıldığını da sordum…

"Onu da şimdi sizden duydum. O yıl belediye olarak çadır kurmak yerine gelen taleplere cevap vermeyi uygun gördük. Gülzari Mualla Vakfı da gelmiş ve belediyemizden destek istemişti. Başkan olduğum gün içtiğim ant gereği hiç kimseye ayrım yapmama ilkesine bağlılığımdan bu desteğin verilmesine ön ayak oldum. Belediye kasasından değil üstelik. İftar yemeği vermek isteyen hayırseverlerden birini de vakfa yönlendirdik. Onlar da bunun üzerine bir teşekkür afişi asmışlar. Biz iftar ettik ayrıldık alandan. Zikir ne zaman çekildi, nasıl çekildi haberim bile yok!"

Yani Turan Hançerli taktığı rozetin bir gereğini yerine getirmiş o sene.

İftar yemeği konusunda destek isteyen seçmenlerinin talebine cevap vermiş ve davet edildiği için de o gün o iftara icabet etmiş.

Olay bu!

Bu kadar…

Ancak işte yerel yöneticiler açısından son derece doğal bir eylem olan bu olay sosyal medyada klavyeden klavyeye dolaşıyordu.

Özellikle iktidar partisi mensupları sapık şeyh ile Turan Hançerli’nin bir arada olduğu kareyi paylaşarak; "Kim sapıkmış? Sapıklarla kim kanka olurmuş görün" falan diyerek hiç alakası olmayan bir adamla ve partisi CHP ile ilişkilendirmeye çalışıyordu.

"Bu konuyu yarına yazayım" diye bilgisayarımın başına tam oturacaktım ki…

Twitter’da İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu aciz göstermek üzerine kurgulanmış bir başka fotoğraf düştü önüme.

O kareyi de paylaşıyorum sizlerle…

Gördüğünüz gibi Soylu yerde dizlerini kırmış otururken, din adamı tipli biri ise tam yanında sandalyede kurulmuş.

Arka planını bilmeyen için tabii korkunç bir fotoğraf.

Kim görse; "Bu ülkenin İçişleri Bakanı nasıl böyle bir duruma müsaade eder" diye sorar…

Ben bu ev taşıma, yerleştirme işinden dolayı kaçırmışım.

Meğerse epeydir dolaşımdaymış bu kare.

Niyeyse dün yeniden getirilmiş gündeme.

Öğlen saatlerinde Avcılar Belediye Başkanı Turan Hançerli’yi sapık şeyhle aynı karede linç eden iktidar yanlısı güruh susmuş bu defa da CHP cenahından kullanıcılar Soylu’yu ağır ifadelerle yerden yere vuruyorlardı.

Ancak 30 yıla yakın zamandır tanıdığım Soylu’nun böyle bir kareye asla izin vermeyecek bir karaktere sahip olduğunu bildiğimden hemen "Nedir acaba bu karenin arka planı?" sorusu eşliğinde düştüm işin peşine…

Tam da tahmin ettiğim gibi bir hikaye ile karşılaştım.

Fotoğraf geçtiğimiz kış Bitlis’ten…

Bir taziye evinden…

Sandalyede oturan din adamı falan değil eski bir milletvekili…

Emin Seydagil.

Belinden ağır bir ameliyat geçirmiş ve yere çömelmesi imkansızmış.

Öğrendiğim kadarıyla bir süre ayakta durmayı yeğlemiş.

Ancak duramaz hale gelince yakınları Bakan Soylu’ya durumu anlatmış.

Seydagil’in sandalyeye oturmasını bizzat o istemiş.

"Ayıp olur. Siz ve taziyede tüm misafirler yerdeyken sandalyede oturmam yakışık kalmaz. Ayakta dururum" ısrarına rağmen…

Yani esasında Bakan Soylu büyük bir nezaket ve insanlık sergilemiş o ortamda.

Ancak o kareyi kim çekti ve servis ettiyse günlerdir Bakan Soylu’ya inanılmaz bir haksızlık yapılıyor ve işin acı tarafı yapılan bu haksızlığı dile getirenler de linç yiyor.

Benzer fotoğraf kareleri nedeniyle eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ve şu anda Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı olan Ahmet Misbah Demircan da tek bir kare üzerinden topa tutuluyor.

Büyük bir ihtimalle bu yazı nedeniyle ben de yine topun ağzına alınacağım.

Turan Hançerli’yi sapık şeyhle olan fotoğrafını kullanarak CHP’ye…

Süleyman Soylu’yu şeyhlerin dizinin dibinde oturan aciz bir bakan gibi gösterip iktidar partisine yüklenme hevesiyle yanıp tutuşan iki tarafın trolleri arasında gidip geleceğim…

Ama sorun değil.

Canları sağ olsun.

Ben mesleğimin gereği hakikati dile getireyim de varsın onlar bir kez daha bana vursun!

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00