• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Ayşem Kalyoncu

Ayşem Kalyoncu

[javascript protected email address]

Bugün seçim olsa...

04 Mart 2010 Perşembe, 07:42:16


A&G Araştırma Şirketi'nin sahibi Adil Gür, DSP adına yaptığı araştırmada işsizliğin haritasını çıkarmış. Ortaya çıkan rakamları dikkatle inceledim. Araştırmaya göre, Türkiye'deki işsiz sayısı resmi rakamlarla 3 milyon 400 bin olsa da, gerçek rakam 6 milyon civarındaymış. 42 ildeki 3 bin 216 işsizle gerçekleştirilen araştırma gösteriyor ki şu an işsiz statüsünde olanların yüzde 74.7'sinin hiçbir sağlık güvencesi yok. En acı gerçek ise gizli işsizlerde çoğunluğu kadınların oluşturması.
Adil Gür'ün sunduğu bu tablonun diğer çarpıcı noktası ise, katılımcıların yüzde 41.1'inin, yani neredeyse yarısının işini 2009 yılında başlayan ekonomik kriz dolayısıyla kaybetmiş olması. Daha da önemlisi, her yüz işsizden 42'sinin evinde ikinci bir çalışanı yani herhangi bir geçim kaynağı yok. Bu korkunç bir rakam.

ORANLAR KORKUTUYOR

2009 yılında patlayan krizde işsizlik rakamları Cumhuriyet tarihinin rekorunu yüzde 16 ile kırmıştı. Bugün ise ancak yüzde 13'e gerilemiş. İşsizlik rakamlarının yüzde 75'ini vasıflı işçiler oluşturuyor. Vasıflı işçiler arasında ise üniversite mezunlarının oranı yüzde 25 ile düşünülenin çok üstünde. Kısacası bu sosyo-ekonomik koşullar da okuyan da okumayan da 'büyük adam' olamıyor. Araştırmacılara işsiz kalmalarının nedeni sorulduğunda ise, erkeklerin verdikleri cevap işten çıkarılma, kadınların verdiği cevap ise yeterli maaşı alamamaları olmuş. Yani krizle birlikte hem çalışan sayısı günden güne azaltılmış, hem de çalışan hak ettiğini alamamış.

SİZCE NE OLURDU?

Üstelik de bu tablo dağın yalnızca görünen kısmı. Çünkü bu rakamlar, mecburen iş bulmak zorunda olanların tablosu. Bir de bu ekonomik şartlarda iş bulmaktan vazgeçen, aile ve dışarıdan gelen ekonomik destekle yaşamını sürdüren ve istihdam yetersizliğinden dolayı iş bile aramayan, yani görünmeyen işsizler var ki bu gruba girenlerin yüzdesi de azımsanacak gibi değil. 1 yılı aşkın bir süredir devam eden kriz gündeme daha az gelse de varlığını son hız devam ettiriyor. Ekonomide ise neredeyse hiç gelişme yok.
Şartlar böyleyken bugün seçim olsa; Yüzde 93 oranında işsizlik maaşından yoksun, yüzde 75 civarında sosyal güvencesiz, yüzde 75 vasıflı işsiz ve yüzde 42 gelirsiz bir kesimin, var olduğu dünyadaki işsizlik oranında ilk beşe giren Türkiye'de, sizce sonuç ne olurdu?

Diğer Yazıları

Hangi din, hangi dindar gençlik?

  • Yayın Tarihi: 08/02/12 13:10
  • [javascript protected email address]
Dün Başbakan'ın "Dindar nesiller yetiştirmek istiyoruz" söylemi hakkında yazmış olduğum yazımda konu hakkında her kafadan bir ses çıktığını belirterek, gençlerin sokaklara dökülmesini örnek göstermiş ve konunun tehlikeli boyutlara uzanmaya başladığına...
Devamını Oku

Kelimelere ayar lazım...

  • Yayın Tarihi: 07/02/12 11:56
  • [javascript protected email address]
Başbakan Erdoğan'ın "Dindar nesiller yetiştirmek istiyoruz" söylemi her nedense muhafazakâr basında dahi coşkuyla karşılanmadı. Devletin böyle bir işlevinin olmayacağını belirten yazılar yayınlanırken, Başbakan'ın sözleri hem ekranlarda hem de hemen...
Devamını Oku

Nereye kadar çoğalacağız?

  • Yayın Tarihi: 04/02/12 13:52
  • [javascript protected email address]
Başbakan Erdoğan, her düğün dernekte üç çocuk telkinlerine devam ederken TÜİK, Türkiye'nin nüfusunu açıkladı. Son 1 yılda tam 1 milyon çoğalmışız. Adrese dayalı sayım sonuçlarına göre ülke nüfusu 74 milyon 724 bine ulaşmış. Bu rakamın bana göre...
Devamını Oku

Hala içime sindiremiyorum...

  • Yayın Tarihi: 01/02/12 12:58
  • [javascript protected email address]
Cumhuriyetin ilk yıllarından beri her sabah, ilköğretim öğrencilerinin söyledikleri And'ımız, dünkü köşe yazımda da bahsettiğim gibi durup dururken birilerini rahatsız etmeye başladı. And'ımıza dil uzatılmasını bir kenara bırakın, içinde geçen...
Devamını Oku

İnsana ‘Oha’ dedirten

  • Yayın Tarihi: 31/01/12 11:30
  • [javascript protected email address]
Bazen okuduğum, duyduğum haberler karşısında kendimi tutamayıp nerede olduğuma bakmadan iç güdüsel olarak; 'oha' derken bulurum kendimi. Zaten başıma ne gelirse duygularımı saklayamamamdan gelir. Bir insanı sevmiyorsam gerek vücut dilimden gerekse...
Devamını Oku
Tüm Yazıları