Her yerde sigara yasağı deliniyor!
AJANSLARA düşen habere çok güldüm: "...Bakanlık, sigara yasağının kapsamını genişletmeye hazırlanıyor...."
Sevgili dostlar, hepimiz biliyoruz, yaşıyoruz, gözlüyoruz; restoranların "bir bölümünde" hem de kapalı alanlarında "herkes sigara" içiyor. Bunları denetlemekle yükümlü olanlar ne yapıyor? Her gün onlarca, yüzlerce ceza kesmeleri, mekân kapatmaları gerekirken "havaya bakıp" görmezden geliyorlar. Daha açık yazayım; İstanbul'da yasak tamamen tavsamış durumda. Nasıl tavsamasın; İstanbul'da gecelik "eğlence" rantı yüz milyon TL'nin üstünde. Böyle bir "akış" içinde sigara yasağını denetlemeye çalışan "üç-beş" memur ne yapsın?.. Sonuç: Sigara kartellerine karşı yürütülen savaşta Türkiye hızlı yol aldı ama son dönemde "çok ciddi bir gevşeme" ve zaaf var. Bu "gevşeme" böyle giderse, çok yakında İstanbul'da her yerde "sigara içilebilir" hale gelecek. Bu konuda çok hassas olduğunu bildiğim siyasi otoriteye duyurulur...
DTK 'barışı' baltalıyor!
BÖYLE bir kongre olmaz olsun! Kamuoyu "zırva" diyor, bence yetmez...
Sevgili dostlar, bu fikri savunanlar-akıllarından geçirenler bu ülkede "milyonların çektiği" sıkıntılara "çare olma" makamında olduğunu iddia edenler! Bu akılla, bu algılama ve yaklaşımla mı çözecekler sorunları?..
Sevgili Kürt kökenli kardeşlerim, sizi temsil ettiğini iddia edenler ve onların "adalı" uzantıları veya "kökleri", artık "çizgiyi geçmişler" ve tek dertleri var; ne olursa olsun, ister provokasyon, ister çatışma, hep yerlerinde kalmak-pozisyonlarını geliştirmek!
Sonuç: BDP artık ciddiye alınamaz! Kürt kökenli insanlarımızın sorunlarını doğru teşhis edip kamuoyuna aktaracak yeni "araçlar" üretmeliyiz...
Kadıköy'e 'alkışlar'!
UZUN süredir burada yazıyorum: Bağdat Caddesi tarafında "barlar sokağı" denen bir rezalet var! Evlerin altı "bar, içkili restoranlarla" kaplanmış. Sokakta gece belli bir saatten sonra "ailenin yürümesi" mümkün değil. Sarhoşlar ortalığa dökülüyor, içkisini kapan sokağa taşıyor! Hava karardıktan sonra "dışarı masa atmış sarhoşlar" arasından, elinden çocuğunu tutmuş korkarak evine gitmeye çalışan anneler göze çarpıyor. Kısacası; tam BİR REZALET!
Sevgili dostlar, içkili lokanta, bar, meyhane olabilir hatta talep varsa olmalı. Ama bunların evlerin, ailelerin yaşadığı binaların altında olması kabul edilemez. Bu şehir hayatına da, aile dokusuna da tecavüz etmenin, huzuru gasp etmenin bir yoludur. Bu noktada "bu sokağa yol veren", hatta bugünlerde taşlarını değiştirip sokağı yeniden tasarlayan Kadıköy Belediyesi'ne tebriklerimi iletmek ve Selami Öztürk'e sormak istiyorum: Kendi ailesi "sarhoşların arasından geçerek mi" giriyor her gece oturduğu eve?
'Casus gazeteciler' ortaya çıkıyor...
BAŞBAKAN Erdoğan'ın hesabı olduğu bilgisi, iki gazeteci tarafından Amerikalı dostlara verildi... Bazı köşe yazarı dostlarımız günlerdir yazıyorlar; kimler Edelman ile kendi ülkesi hakkında "dedikodu-gammaz" boyutunda görüştü, kimler kendi Başbakan'ına iftira atacak kadar ileri gitti?.. Sevgili dostlar, "Erdoğan'ın 8 hesabı var" iddiası dahil Türkiye aleyhine birçok "safsata" maalesef özellikle iki gazeteci tarafından kendisine aktarılıyor. Bu arkadaşlardan biri "internetçi" ve o dönemde Cem Uzan'a yakın-yaklaşma derdinde, hatta kontörlerini evinde saklıyor, diğeri ise maalesef halen bir medya grubunda önemli bir görevde bulunuyor. Edelman o iki ismi de çok iyi biliyor. İsterse açıklar, isterse gizlemeye devam eder. Bu arkadaşların ortak bir özelliği var; ikisinin de patronlarının Türkiye'de istedikleri gibi at oynatmaları "Başbakan Erdoğan tarafından" engellenmiş...
Sonuç: Bu iftiraların haricinde, günler önce de yazdığım gibi; bu iki arkadaş ve birkaç "gazeteci bozması" daha, düzenli olarak Edelman ve diğer "gelip geçen" personele bilgi veriyorlar... Bu arkadaşların yaptığı artık "gazetecilik" değil doğrudan "casusluk faaliyeti" ve bu noktadan itibaren de doğrudan savcıların görev alanına giriyorlar...