Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        YOK canım kaçmamışlardır, karakolu bulamadıkları için imza atmaya gelmiyorlardır! Veya kaybolmuş olabilirler. Hemen kötü düşünmeyin. Şaka gibi “önce bırak”, sonra “yargı kararıyla” yine içeri atmak için harekete geç...

        Sevgili dostlar, yaşananları, başka bir ülkeden bakanlar herhalde gülerek izliyorlar. Bu adamları toplamak için “şehitler” ver, senelerce operasyon yap, içeride kaldıkları dönemde yargılama dinamikleri çalışmasın, 10 yıl sonra da “af çıkmış” tadında sokağa sal! O da yetmesin, bir süre sonra yargı kararıyla “Yeniden içeri gelin” de. Bu ne? Oyun mu, şaka mı? Birileri bizimle dalga mı geçiyor?..

        Sonuç: Arkadaşları “neyin karşıt parçası” olarak, hangi güçler dışarı bıraktıysa, şimdi de yine aynı güçler içeri alırmış gibi yapıyor! Soranlara da cevap çok açık: Yargı verdi-Yargı aldı... Veya Yargı aldı-Yargı saldı-Yargı geri alamadı!

        Son söz: Türkiye ile lütfen bu kadar açık dalga geçmeyin. Bu kadar mı salak görünüyoruz!

        Türk Telekom Arena’nın açılışına gitmeyeceğim!

        BİR Galatasaray Lisesi mezunu olarak, Adnan Polat ve yönetiminin “tarihi bir yapıyı” nasıl erezyona uğrattığını, tarihimizi nasıl hiçe sayarak “kendi popüler kültürleri” doğrultusunda manevi değerlerimize nasıl zarar verdiğini üzülerek izliyorum...

        Gönderilen davetiyeden, dönen reklamlara kadar bu “bizim Galatasarayımız” değil! Bu Polat’ın kendi kültürü ve anlayışı doğrultusunda ortaya çıkan “çakma Galatasaray”! Hatta “sarayı” yok artık, yeni adı “Galatasıradan”!

        Sevgili dostlar, ben davetiyemi başkasına vereceğim ve Polat o koltukta oturduğu sürece “Galatasaray’a dair” hiçbir kapıdan girmeyeceğim. Mektepli camia bu yönetimi beğeniyorsa, buyursunlar sonuna kadar onlara mubah olsun! Galatasaray’ın “ekseni kaymış”, uyu sen güzel liseli camiam!

        Sizin çocuğunuz da bu toplumda yaşıyor

        TÜRKİYE’de “her konuyu” rejimle alakalandırıp, tartışmayı detaylarına inilemeden boğan bir kamuoyu var! Konu ne olursa olsun bildikleri tek bir şey var: Rejim elden gidiyor...

        Sevgili dostlarım, bazı konularda muhafazakâr veya “onların” terimiyle “tutucu” olmak utanılacak, tepki gelince geri adım atılması gereken bir durum değildir. Örnek vereyim; bugün hangi anne veya baba “Benim çocuğum alkolik veya homoseksüel olsun” der? Hiç kimse demez, hatta aklından böyle şeyleri bile geçirmez...

        Sevgili dostlar, Türkiye’de gerçekten garip bir durum var. Yukarıda verdiğim örnekleri kendileri için “anomali” olarak görenler, konu toplumsal bir tartışmaya dönüşünce veya “aileden sorumlu bakan” bunları dile getirince “ne olduğunu” anlamadan veya sorgulamadan, kendilerini “rejim elden gidiyorcuların” akımına kaptırıyorlar... Oysa biraz durup düşünseler, “Neye taraf veya karşı oluyoruz?” diye sorsalar, yapılmak istenenin rejimi değiştirmek değil, çocuklarımızın sağlığı için olduğunu anlayabilirler.

        Sonuç: Bu ülkede “Alkolizm, homoseksüellik hastalıktır” vurgusu yaptığı için ilgili bakanı topa tuttular. Bu cümleleri eleştiren kamuoyu oluşturucularına soruyorum: Hanginiz “Çocuğum homoseksüel olsun” , hanginiz “Alkollizmin kucağına düşsün” diyorsunuz? Demiyorsanız, söylenilenleri ve/veya yapılanları iyi dinleyin ve sırf “popülizm” olsun diye bu ülkeye zarar vermeyin.

        Son söz: Türkiye’de devlet eliyle mücadele edilmesi gereken birçok “aşırı uç” var. Bunlara karşı atılan adımları “Rejim elden gidiyor” diye engelleyenler veya kamuoyunu ateşe verenler, şunu hiç unutmasınlar: Toplum dinamikleri kökünden bozulmaya başlarsa, onları da ve en önemlisi maalesef çocuklarını da vuracak!

        Diğer Yazılar