"Dekoltemi açtım, tecavüzcümü bekliyorum"
Hayır işte, bunu bu kadar soğukkanlılıkla söyleyemezsin! “Sorunun odağında kim var? Kadın var. Kardeşim sen dekolte giyinirsen bu tür çirkinliklerle karşılaşman sürpriz olmayacaktır. Tahrik ettikten sonra sonucundan şikâyet etmen makûl değildir. Bu konuda suçu işleyenleri savunduğum anlaşılmasın. Elbette işlenen suç son derece iğrençtir. Lakin bu suçun işlenmesinde dekolte ve tahrik edici kıyafetler giyinen kadının da etkisi küçümsenmeyecek kadar büyüktür. Bu konuda tabii ki erkek suçludur, ama kadının da suçu göz ardı edilirse meseleyi çözümde yanlış adım atmış oluruz. Bu olayda her iki taraf da suçludur” diyemezsin. Hele adının önünde “Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr.” ibaresi varsa hiç diyemezsin. Yeni nesilleri yetiştiren, gelecekte insanlara din ile ilgili konularda aydınlık getirecek gençlerin hayata bakışını şekillendiren bir adam olarak söylemiş oluyorsun çünkü. Toplumumuzda söz konusu kadına tecavüz olunca böyle düşünen çok insan var. Ama profesör olmuş bir insan nasıl bu kadar aymazca, acımasızca, zalimce, vicdansızca konuşabilir hakikaten anlamıyorum. Anlamak da istemiyorum.
Hayır efendim tecavüzde iki taraf da suçlu değildir! Tecavüz edilen o talihsiz insan hayatı boyunca mağduriyet yaşayacak, sizin gibi insanlar tarafından hor görülüp aşağılanacak, hayata tutunması çok zor olacak. Bu insanı “ama onun dekoltesi vardı” diye suçlusayan zihniyet bu ülkede kendine yer bulamaz.
Bu saçma sapan fikre göre yani dekolte giyen karşısındaki erkeği azdırır, sonucuna katlanır mantığıyla “Niye bakıyorsun lan” diye adam öldürmek, “Anama sövdü” deyip karın deşmek, “Abuk sabuk fikirleri savunuyordu” diye kelle koparmak suçlarında da iki taraf mı suçlanacak?
Dekolte giyilmeyen daha muhafazakâr yörelerimizde tecavüz, taciz gibi suçlar yok mu?
Allah canınızı almasın Sayın Orhan Çeker, bu nasıl bir acımasız ve empatiden yoksun nefret söylemidir. Dekolte giyen kadını kafadan suçlu ilan etmektir? Bu kadar mı nefret ediyorsunuz “dekolte giyen” kadınlardan. Hem kime göre, neye göre dekolte? Dekoltenin tanımı herkese göre değişebilir. Ama bırakın her kadın kendi karar versin neyin dekolte olduğuna! Yoksa siz kadınların Taliban tarzı çarşaf giyip meseleyi kökten kapatmasını mı isterdiniz? Bir insana karşı işlenen en ağır suçlardan biri olan tecavüze bu bakışınızla erkekleri de “kadın eti görünce azan, nefes alsın yeter deyip kadının üstüne atlamak isteyen” varlıklar haline getirdiğinizin farkında mısınız?
İşte iki yıla yakındır bu dekolteli fotoğrafım var köşemde. Bugün sizin için büyüttüm. Birinci sayfaya da jartiyerli fotomu koydurdum. İyice görün diye. Herhangi bir karıncalanma yarattı mı diye de merak etmiyor değilim. Sizce ben evimde tecavüzcümü mü beklemeliyim? Yazıklar olsun hayata, kadına, erkeğe, cinselliğe bakışınıza!
SKANDAL GİBİ BİR HATA
ÖNCEKİ gece ulusal bir televizyon kanalımızda eşine nadir rastlanabilecek olaylardan biri gerçekleşti. Kanal D, yayınlayacağını duyurduğu 'Sevgililer Günü'nden Nefret Ediyorum' filmi yerine 'Sevgililer Günü' filmini yayınlamaya başladı. Film yaklaşık 15-20 dakika gösterildikten sonra apar topar yayın kesildi ve 'Kanıt' dizisi gösterilmeye başlandı bir alt yazı eşliğinde: "Teknik bir arıza nedeniyle..." Oysa durum çok ilginçti. Film bir gün önce Digiturk'ün paralı kanalı Moviemax Premier'de yayınlanmıştı. Hemen zihnimde bir ışık yandı. Filmin yayın hakkı hâlâ Digiturk'te olabilirdi. Ve dün sabah olay tamamen netleşti. Film, aylar önce Digiturk ve D-Smart'ın öde ve izle (Pay Per View) kanallarında yayınlanmış ve ardından Digiturk filmin bir yıl boyunca tüm paralı kanal (Pay Tv) yayın haklarının sahibi olmuştu. İlginç olan bu karışıklığa yol açan kopyanın Kanal D binasında ne aradığı idi. Çünkü D-Smart ile Kanal D yayın merkezlerinin fiziki bir kontağı olmadığını biliyorum.
Warner Bros şirketine ait olan filmin Türkiye Dağıtımcısı Saran da ayağa kalkmış ve bu kaza sonucu telif ihlaline karşılık nasıl bir tavır belirleyeceğine karar vermeye çalışıyormuş. Dün konuştuğum Kanal D Kurumsal İletişim Direktörü Özlem Solmaz da çok üzgündü. "Belki de kurumsal yayıncılık tarihinin en büyük hatalarından birini yaptık. Yayın masasındaki operatör arkadaşımızın bir hatası sonucu gerçekleşen bu olay sonrası keyifsiz bir gece geçirdik" dedi. Bakalım şimdi neler olacak.
MEĞERSE O COOL KADIN DEĞİLMİŞ!
BİR de Ajda Pekkan şoku yaşadık dün. Meğerse Ajda Pekkan tam da şarkısındaki gibi "O cool kadın" değilmiş. Sıradan hatta vasat düzeyde bir bakışı varmış kadın erkek ilişkilerine. "Kadın şeytandır" diyormuş. "Erkeklerin kadını otomobil gibi kullanması gerek" diyormuş. Meğerse kendi özgürlüklerine düşkün, bağımsız havaları sadece pazarlama hilesiymiş. Aslında haklı olduğu bir nokta var. Biz kadınların birbirine şeytan gözüyle bakması yeni bir şey değil. Bize hem iş hem de özel hayatımızda en çok kaybettiren şeylerden biridir bu. Ama yine de Ajda söyleyince yıkıldım. Ama söyleyecek fazla şey yok. Al profesörü, vur Ajda'ya. Ayşe Paşalı ölsün!