Kadını 'maymun' eden erkekler
TÜRLÜ türlü erkek var...
Bunlardan bir tanesi de "kadına fiske vurmayan ama kadın düşmanı olanlar" ki galiba sayıca en kalabalık olan grup bu.
Kesinlikle "kadına şiddete karşı"dır bunlar.
Onun için "gizli düşman" denilebilir kendilerine.
Kimden gizli?
Kendilerinden!
Evet, çoğu farkında değildir aslında kadın sevmediğinin...
Tersine, çok sevdiklerini zanneder ve her vesileyle bunu dile getirirler. Dost sohbetlerinde rastlarsınız, yahut ünlü iseler gazetelerde...
Ama kadınlar bilir onların aslında "kadın sevmediğini".
Onların sevdiği "kadının teni"dir.
Sevişmeyi sever onlar.
Güzel kadınlarla şık masalarda karşılıklı şarap içmeyi...
Kadının "kadın hali"ni severler. Topuklu ayakkabılar üzerinde yükselen bacaklarını... Ah! Kadınsız bir dünya düşünemezler! Kadını dövmek mi! Olur mu hiç!
Kadın dediğin öpülüp okşanmak için vardır!
Kadınla hoş vakitler geçirmek varken deli midir bu kadın dövenler!
Fakat yanlış anlaşılmasın, bunların "kadın"dan anladığı "genç ve güzel kadınlar"dır.
Onun dışındakilere de kadın dendiğini bilmezler, hatta varlıklarından haberleri bile yoktur.
Doğa bunların gözüne özel bir mercek yerleştirmiştir adeta; o mercek "sevişilmeye değer bulunmayan" kadınları eler, siler, göstermez.
Bakın, tuhaf gelecek ama, kim bilir belki de karısına iki tokat atmış erkek bunlardan daha çok "insan" yerine koyuyor olabilir kadını.
Diyeceğim şu ki, "kadını kadın olduğu için seven erkek", en az "kadına kadın olduğu için el kaldıran erkek" kadar "kadın düşmanı"dır bana
sorarsanız.
Çünkü kadının, işte, sokakta, evde, kısaca şu hayatta "var olabilmek için durmadan kadınlığını parlatmak zorunda kalmasına" neden olurlar. Adeta "maymun"a çevirirler kadını.
Dayakçı erkekten uzak durabilirsiniz ama bunlardan kaçamazsınız. Öyle çokturlar ve öyle kuşatmışlardır ki sizi, hayattan kaçmanız gerekir kurtulmak için.
35 mi 55 mi?
"Japonya denince akla gelen üç şey"i sorsalar çoğumuz önce "deprem" deriz herhalde. Fakat orası aynı zamanda "akıllı ve çalışkan" insanların ülkesi. Yaşadıkları yerin gerçeğini çoktan idrak ettiler, gereğini yaptılar. Her defasında baş ettiler depremle.
Fakat doğa insanoğluyla yarışıyor adeta. 9'la "Sıkıysa bunu da alt et!" dedi.
Bize deseydi bunu, bitmiştik. Ama "baltayı taşa vurdu", Japonlara dedi. Nitekim görünen o ki bizim 7.4'lük depremdeki kaybımızdan daha az olacak kayıpları.
Düşünün, 55 kat daha büyükmüş onların depremi!
Yoksa 35 kat mıydı?
Bizim "uzman"lardan biri "55 kat" diyor öteki "35 kat".
Hani biri 55 öteki 50 dese anlayacağım da...
Karşıdan bakarak tahminde bulunmuyorlardır herhalde. Hesaplamanın bir formülü vardır. Ortaokuldaki havuz probleminden daha zor olmadığını düşündüğüm...
Ne önemi var demezsiniz di mi? Yoksa "yolu belli bir hesaplamada bile mutabık kalamama hali"
bir bana mı fikir veriyor başka bir sürü şey hakkında?
MIŞ/MUŞ
■ Televizyondaki 8 dizide baldız-enişte aşkı varmış.
Yapımcı "para dışarı gitmesin" diyor!
■ Japonya'daki depremde pencereden tek kişi atlamış; o da Türk'müş!
Bir Türk'ün hiç olmazsa Japonya'ya bedel olduğunu gösterdik!