Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BİLİYORUM birçoğunuz Facebook'a zor alıştınız. Hatta birçoğumuz alışmamakta direniyoruz. Ama şimdi internet kullanıcıları için adapte olunması gereken yeni bir "bişey" var.

        Adı da Google+ yani Google Plus yani Google'ın sıvı konsantre hali gibi bir şey. Böyle teknolojik gelişmelere hemen konsantre olup herkese "Aaa, yoksa siz hâlâ... ehi... ehi" tadında ayar vermeyi seven bir insan olduğum için soluğu Google Plus'ın kapısında aldım. Sıradan bir hoş geldin sayfasının ardından Gmail şifremi girip kapıdan geçmeyi beklerken son zamanlarda beni internette en çok bozan metinle karşılaştım. Efendim Google bu hizmetini özel davetiye yoluyla belirli sayıda insana açıyormuş da, şimdilik davetiyemiz yoksa içeri giremezmişiz de... Bir havalar, bir burnu büyüklük, adam beğenmemeler falan. Allah var merak da ediyorum. Gözüm heyecanla sayfanın sağında solunda "Bir arkadaşa bakıp hemen çıkacaktım" düğmesi aradı ama nafile. Kapı duvar. Sağdan soldan ekran resimlerine filan baktım. Kapıda kalmanın verdiği bozuntu ile de "Aman canım, Facebook çakması gibi bir şey yapmışlar işte" diye çamur atmadan duramadım. Neyse ki sonra imdadıma internet ekipler amiri arkadaşım Serdar Kuzuloğlu yetişti. Sağolsun davetiye gönderdi bu fakire. Yazımı bitirir bitirmez gidip bakacağım ne menem bir şeymiş diye. Ama eğer Facebook tadında bir şeyse çok ilgimi çekmeyeceğinden eminim. Zaten Facebook'a da kılım:)

        ***

        Otomobil kazası değil trafik cinayeti!

        OFF... Off ki ne of! Yine bir şey oldu ve trafik cinayetleri coştu. Son bir haftadır bir sürü korkunç fotoğraf ve görüntü ile karşı karşıyayız. Ve bu kez bir de gelinlerinden kopmak zorunda kalan bir günlük damatlar, damatlarından kopmak zorunda kalan bir günlük gelinler var fotoğrafların kadrajında. İyi kötü uzun süre otomobil işleriyle uğraşmış biri olarak birçok fotoğrafta insan hatası o kadar öne çıkıyor ki. Hatta bas bas bağırıyor. Direksiyonda uyumalar, otobüsün gazına tuğla koyup viraj dönmeye çalışmalar, karşıdan geleni göre göre veya viraj sonrasını hiç görmeden sollamaya kalkmalar o kadar ayan beyan görünüyor ki daha da üzülüyorum. Ancak Türk basınının bu olayları veriş dilinde çok ciddi bir sıkıntı var. Bunların yüzde doksan dokuzu kaza değil, trafik cinayeti.

        Hiçbir otomobil kontrolü kendi kendine kaybetmez, hiçbir otomobil kendi kendine yoldan

        çıkmaz. Hiçbir otomobil kendi kendine hatalı sollama yapmaz. Ülkenin en büyük derdi olan trafik ölümleri için kamuoyu yaratacaksak tüm suçu otomobillere ve trafik canavarı denilen ve aslında hiç var olmayan şeye atarak bir yere varamayız. Bu yüzden kullanacağımız dil çok önemli.

        ***

        Bu şarkı futbolseveri sinir eder

        SILA'nın son albümü Konuşmadığımız Şeyler Var'da 'Gol' isimli şahane bir şarkı var. Hem ritmi hem de sözleri çokeğlence-li. Ancak dün otomobilimle gazeteye gelirken radyoda şike haberinin arkasından çalınca nakarattaki potansiyel tezahüratı fark ettim. Şarkıda şöyle söylüyor Sıla:

        "Napıyomuşuz bi daha yapmıyomuşuz

        Sağ gösterip sol vurmuyomuşuz

        O şutu çekip golü atamıyorsak

        Öyle oturduğumuz yerden konuşmuyomuşuz"

        Bir Fenerbahçeli olarak yaşadığımız zor günlerde bu şarkıyı karşı takım tribünlerinde çok duyacağımızı fark ettim acıyla.

        Hay Allah! İçim ürperdi. Bir tek Fenerbahçe de değil adı şike skandalına karışan her takım bu nakaratı duymaya hazırlansın. Sıla, farkında olmadan yılın tezahürat şarkısını yapmış meğerse.

        ***

        İspark faturalarına çok dikkat

        TESADÜFEN geçenlerde bir gazetede okudum. Meğerse İspark görevlileri ortada yokken bir İspark park yerine aracınızı park ederseniz arkanızdan ceza yazılıyormuş. Ve sonra bu ceza faizlerle büyüyormuş. Hemen İspark sitesine girip otomobilimin plakasını kontrol ettim. Ve iki liralık evet rakamla 2 liralık borcum olduğunu gördüm. Bir an sırtım ısındı. Ne zaman olmuştu ki bu saçma şey. Sonra hatırladım. Fena bir olaya kurban gitmiştim. Cezanın yazıldığı tarihte Cihangir'de Kaktüs'ün önüne park etmiş ve görevliye paramı ödemiştim. Sonra çıktığımda iki lira daha yazılmış olduğunu görmüştüm. Ama görevlinin çalışma saati bittiği için ortalıkta yoktu. Ben de parayı iki adım ötedeki İspark otoparkına ödedim, plakamı yazdırarak hem de. Belli ki o görevli pek sallamamış konuyu. Takdir edersiniz ki iki lira problem değil. Ama iki liranın peşinden koşan bir kurumun çalışanının hassasiyet sahibi olmayışı önemli problem. Bence hemen İspark sitesine girip plakanızı bir kontrol edin. Ne olur ne olmaz.

        Diğer Yazılar