Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Geçtiğimiz yaz sonunda merhaba diyen Tiyatro Gnlev’in ilk oyunu “Yüksek Derece”, 8 farklı hayatın-hikâyenin, bir motel lobisinde akan görüntülerini anlatıyor. Oyunun yazarları ise oyuncuların kendileri…

        memisbetul@gmail.com

        “Sıcak. Öldürücü bir sıcak!

        Altı şeritli otoyolun kenarında aile mirası bir motel: Sunshine Motel.

        102 no’da kalan çift uluyana dek sevişiyordur. “Evlenmek, ölüm ayırana dek birlikte olmak” istiyorlardır.

        406 no’lu oda ayakkabılarla doludur.

        303’te bir internet blog’cusu yayındadır.

        305’te atıyla birlikte bir kovboy.

        404’e ise yeni bir müşteri gelmiştir. Onu hangi rüzgarın bu motele attığı bilinmemektedir.

        Motelden çıkmak imkansızdır. Dışarıda öldürücü bir sıcak hüküm sürmektedir artık.

        Cırcır böceklerinden başka bir şey yoktur sanki! Sonunda onlar bile susacaktır…”

        GNLEV’DEN ‘YÜKSEK DERECE’ HİSSİYATINDA

        Geçtiğimiz yaz sonunda merhabasını veren, seyyar ve bağımsız tiyatro topluluğu “gnlev”in ilk oyunu “Yüksek Derece”; bir motelin lobisinde geçen hayatlara dikiz yaptırıyor. Gnlev’in kadrajında “Yüksek Derece”nin dünyasını izleme şerefine, geç nail olmuş bir izlek olarak, bundan sonrası için rotası benden, yollara düşmesi sizden! Eskilerden sıcak bir ses Ayça’nın (Güçlüten) kelâmı ve daveti üzerine tanıştığım “Yüksek Derece”nin, ilk önce fragmanını izledim; tek kelime ‘etkileyici’ydi. Sonrasında tiyatro sahnesinde ete kemiğe büründüler: Biri erkek, biri kadın iki kardeşe miras kalan bir motel ve bu motelin şahsına münhasır müşterileri, tuhaf eğlenceler, dozu yüksek partiler, sert konuşmalar, her akşam yenen aynı yemekler, panikleten siren sesleri ve Gregor Samsa kıvamında dile gelen bir böcek. Derecelerin 60’lara yükseldiği bu yerde, sokağa çıkmak tehlikeli ve yasaktır. Sunshine Motel’e sığınan, adeta dünyadan tecrit edilmiş, 8 tane zoraki istirahatçının hayata karşı kayıtsızlığının hikâyesi… Konusu ve üslubundan da anlaşıldığı üzere, normal bir seyirlik değil karşımızdaki...

        DÜNYA HASTALIKLIDIR ARTIK…”

        “Genelev, gerçek anların yaşandığı bir yer. Yalanın dolanın olmadığı, çıplaklığın hüküm sürdüğü, apaçık bir yer. İşte, biz de böyleyiz... Ayrıca bizim kendi sahnemiz yok. Genel bir mekânda çalışmak durumundayız. Bu yüzden ‘gnlev’ adını çok sevdik. ‘E’ harflerini kaldırarak da kelimeyi cinsellikten uzaklaştırmak istedik. Tabii, bunda internet sansürünün de payı yok değil” diyen, yaşadığımız yüzyılın dertlerini kendine dert etmiş ve aynı zamanda bugünün dilini de hikâyenin içine, kıvrak bir şekilde harmanlayabilmiş, Gnlev’in kurucusu, oyunun yazarı ve yönetmeni Turgay Doğan oyun hakkında ise şöyle bir alt metin okutuyor: “Yüksek Derece, aslında bir ailenin üç nesil üzerinden anlatılmış bir öyküsüdür. Gelinen noktada yaşam dayanılmaz olmuştur: Dışarıda öldürücü bir sıcaklık hüküm sürmektedir. Dünya hastalıklıdır artık. Ama aslında her zaman da hastalıklı olmuştur. Bu motel iki genç insana kalmış bir mirastır. Ama miras kalan sadece bir yapı değildir: üç nesil önce başlamış olan bir aile trajedisi bireyler üzerinden bugüne kadar gelebilmiştir. Sistem içinde çözümlenememiş düğümler, birikmiş sorunlar ısının artmasına sebep olmuştur. Gelinen kritik noktada patlamalar kaçınılmazdır. Ama sonuçta bu patlama da bir sonraki neslin hayatını değiştirecektir. Oyunda ‘miras’ denilen olguyu anlamaya çalıştım. Miras bırakılan sadece bir motel midir örneğin? Yoksa iç içe geçmiş, kesişen hayatlardan oluşan bir ‘yaşanılmışlar bütünü’ müdür? Bu bağlamda özgür irade ne kadar gerçek olabilir? Geçmiş, bugünün sadece bir aşaması sonuçta. Yapmam gereken nesiller arasındaki çatışmayı yargılamadan ortaya çıkarmaktı…”

        SUNSHİNE’IN MÜŞTERİLERİ ASLINDA YARATICILARI

        Tiyatroda ‘in your face’ tarzını benimseyenlerin mest olacağı ‘Yüksek Derece’nin yaratıcıları; Turgay Doğan ve oyunun sekiz oyuncusundan oluşan Fahrenheit Yazı Ekibi… (Ekip, oyundan önce birbirini hiç tanımıyormuş. Doğan, onları bulmak için sanal alemden ilan vermiş. Ekip kurulunca da hikâyenin iskelet yapısı şekillenmeye başlamış.) Reji asistanı masasında Mustafa Doğulu, fotoğraflarda Gülbin Çetindemir, müziklerde Men With A Plan’ın imzasının bulunduğu oyunun ses ve teknik asistanı Yiğit İnanç Kazak. Oyunun başında ve sonunda, TV dizisi Ezel’den repliklerin yer aldığı barkovizyon görüntüleri de biz izleklere, tadında bir algı yaratıyor ki bu da takdire şayan. Yoğun söylemli ve agresif derecede performans gerektiren Yüksek Derece’nin cesur ve samimi oyunculuklarında ise; Tolga Akman, Reyhan Nur Çalıkoğlu, Sarper Çelikbaş, Fahrettin Eren Dinler, Uğur Küçükdağ, Öykü Oktay, Emre Taştekin ve Günışığı Zan yer alıyor. Bu isimlere dikkat! Çünkü, bu genç oyunculardan bazılarının oyunculuklarının, sahnede ışık gibi parladığı aşikâr ve yakın gelecekte bu isimleri daha çok duyacağız… Neticede, tekli oyunculuklar ele alındığında bazı heyecanların-abartıların göze çarptığını söyleyebiliriz ama ekip, oyun bütününde değerlendirildiğinde, hep birlikte akmasını iyi bilmiş.

        O vakit yaşadığımız evrende Sunshine Motel ayarında bir konaklama haliyse, biz çok hissedenler – çok ulular, kendimizin yüksek dereceli – sıcak hallenmelerini sahneden izlemeye ne derler acaba? Oyun programı için: www.gnlev.com

        ***

        Meraklısına not:

        Tiyatro Medresesi açılıyor…

        En gruplarımdan Seyyar Sahne’den “sonunda… işte bu’dur” dedirten bir şahanelik geldi, aynen aktarıyorum, sonrası sizin yüce gönlünüze kalmış!

        “İzmir’in Selçuk ilçesine bağlı Şirince köyünde, Türkiye’den ve yurtdışından gösteri sanatçıları, araştırmacılar, akademisyenler için bir buluşma, araştırma, öğrenme, öğretme ve yaratma mekânının, Tiyatro Medresesi’nin inşaatına başladık. Medrese’nin inşaatı sona erdiğinde, irili ufaklı çalışma salonları, 200 m2’lik bir gösteri salonu, büyük bir yemekhanesi, kütüphanesi, yatak odaları, Medrese sakinlerini buluşturacak avlusu, revakları ve amfitiyatrosu ile muazzam bir yapı ortaya çıkacak. Tiyatro Medresesi’nin, gösteri sanatları dışında başka birçok disipline de ev sahipliği yapacağını öngörüyoruz. Şimdiden birçok müzisyen, ressam ve akademisyenle Medrese’de gerçekleştirilebilecek projeler üzerine konuşmaya başladık bile. Biz, Seyyar Sahne olarak, tüm gösteri sanatçılarına, araştırmacılara ve öğrencilere kapısı sonuna kadar açık olacak bu mekânın ilk taşlarını döşemeyi başardık. Şimdi biraz desteğe ihtiyacımız var! Performans sanatları alanında Türkiye’nin ve dünyanın önemli merkezlerinden biri olmaya aday Tiyatro Medresesi’nin kurucularından biri olmak, Medrese'nin inşaatına bir tuğla da siz koymak istemez misiniz?”

        Seyyar Sahne ekibi ses vermiş, bize de bu sesin nidasını coşturmak düşer minvalinde; çorbada, az da olsa bizimde tuzumuz bulunsun, diyorsanız öncesinde; Medrese için oynayan ekiplerin oyunlarının davetine icabet edebilirsiniz. (Ayrıca bağışçıların hepsinin isimlerini Medrese’deki tuğlalara, kemerlere, amfi tiyatrodaki koltuklara, odalara ve salonlara kazıyacaklar… Alın size ölümsüzlük! Haybin mutluluk!)

        Program şöyle:

        4 Şubat Cumartesi, saat 19.00’da, “Geri Çekilen Dünya”, Atölye Tiyatro Topluluğu

        7 Şubat Salı, saat 20.30’da, “Largo Desolato”, Ekip Tiyatrosu

        10 Şubat Cuma, saat 20.00’de, “Çocukluğun Soğuk Geceleri”, Seyyar Sahne

        11-18-25 Şubat Cumartesi, saat 16.00’da, “Leylâ Erbil’den İki Öykü”, Seyyar Sahne

        16 -21-28 Şubat, saat 20.30’da, “Ben, Pierre Rivière”, Seyyar Sahne

        23 Şubat Perşembe, saat 20.30’da, “Cerb”, Destar-Tiyatro, Şermola Performans

        Detaylı bilgi için: www.tiyatromedresesi.org

        Diğer Yazılar