• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Elif  Şafak

Elif Şafak

[javascript protected email address]

‘Lanetli şairler’

22 Ocak 2012 Pazar, 10:45:38

Sanatçı dediğin, yüreğinin ibresi sevinçten çok hüzne, gündüzden çok geceye, kolektif kimliklerin güvencesinden ziyade bireysel sergüzeştlerde yitip gitmeye, bahardansa güze ayarlı kişi midir? Şayet öyleyse, doğuştan mıdır bu haller yoksa sonradan mı gelir insana? Yaşadıkça, zaman geçtikçe, peyderpey.... Mutlu şair var mıdır sahi? Hani şair olup da güle oynaya şıkıdım ve doygun bir hayat süren var mıdır? Olabilir mi? Patti Smith’in otobiyografik kitabını henüz bitirdim. Çok da sevdim. Birçok insan onu hep müzisyen yanıyla tanısa da burada şairliği çıkmış ön plana. Kelimelere olan tutkusu, notalara sevdasından daha derin aslında... Yaratıcılığa, yalnızlığa, arayışa, yeniliğe, gençliğe, aşka ve bir o kadar hüzne adanmış bir kitap bu. Gençlik sevgilisi, ömür boyu kopamadığı bir başka sanatçıyı da anlatıyor uzun uzun. Çılgın, girişken, sanatkâr, ama son tahlilde kendini yok etmeye meyyal bir erkeği sevmenin külfeti, ağırlığı, güzelliği dökülüyor sayfalarından. Baudelaire için çokça kullanılan bir söz vardır: “Şairlerin laneti.” Lanetli şair olarak görülür hep o, belki de tüm şairler öyledir ya. Dehadır. Kimse onun gibi yazmamıştır, ne daha evvel ne daha sonra. Kimse öylesine kelimelerle sevişmemiştir, yüreğini feda edip ilham perisine. Gençliğinde hayat kadınlarıyla beraber olmuş, bunlardan biriyle daha ciddi bir birliktelik içine girmiş ve frengi kapmıştı. Hastalığı ilerledikçe şiirlerini de etkiledi.

Ve ruh halini... Koyvermişliğini. Öfke nöbetlerini. Haşhaş bağımlısıydı. Kızgın ve kırgındı birçok şeye, en çok da üvey babasına. Edgar Allen Poe.... O çok sevdiğimiz; çizimleri, şiirleri ve hikâyeleriyle hiç kimseciklere benzemeyen, hâlâ günümüz sanatçılarına yol gösteren, labirent ruhlu adam... Alkol bağımlısıydı. Ölesiye içerdi, ölümüne içerdi. Baudelaire’e göre tam da böyle “gamsızca kayabildiği” için, uzaklaşabildiği için gerçeklik denilen canavarın tahakkümünden, yazabilmişti bu kadar iyi ve derinden. Sanatının yaşaması için onun kendisini öldürmesi gerekiyordu; adım adım, azar azar. Şair dediğin her gün biraz daha intihar eden insan mıdır? Baudelaire nasıl Edgar Allen Poe’ya saygı duyduysa, Verlaine de Baudelaire’e hayrandı bir o kadar. Paul Verlaine... Batı şiirinin asi, delişmen oğlu. Ne var ki içki, özellikle o dönem moda olan absinthe hayatını da karakterini de zedeledi. İçince tahammül edilmez olur, etrafa saldırır, hoyratlaşırdı. Sözlü ve fiziksel şiddete başvururdu. Bugün edebiyat dünyasının saygıyla andığı sanatçı aslında karısını ve çocuğunu döven biriydi. Ve Rimbaud... En genç, en dâhi, en güzel, en pırıltılı ışık....

O da bir başka lanetliydi aslında. Üstelik Verlaine ile önce arkadaş, sonra çift olmaları ondaki deliliği daha da pekiştirdi. Eline çakı ya da bıçak alır, şair dostunun kollarını, bacaklarını, avuçlarını çizerdi kanatıncaya kadar. “Ben lanetliyim, biliyorsun” diye ilerler bir şiiri. Sonunda bir gün Verlaine, gene içip kabalaştığı bir noktada, Rimbaud’yu bileğinden vurdu. Ardından hapse atıldı. Hayatının bundan sonraki kısmı pişmanlıkla kendini sorgulayarak geçti. Gerard de Nerval... 1855 senesinde teyzesine o akşam onu beklememesini, zira gecenin siyah ve beyaz olacağını söyleyen; geride dolaylı, imalı bir veda notu bırakan, sonra da kendisini bir pencere demirine asıveren şair, yazar, çılgın, iflah olmaz romantik.... Rus şiirinin en önemli kalemlerinden, gür sesli Sergey Yesenin. 1925’te şair dostuna mektup bırakarak bileklerini kesti. O mektubun muhatabı olan ve onu çok seven, lakin intihar etmesine çok kızan, içerleyen, sonra da aynı şeyi silahla kendisi tekrarlayan Mayakovski... Çocuklarının yanına süt bıraktıktan sonra, odalarının kapısını bantlayan, kafasını fırından içeri sokarak yaşamına son veren Amerikalı şair, feminist, güzel Sylvia Plath... Ve onu tez konusu olarak inceleyip, daha sonra kendisi de intihar eden Nilgün Marmara... Şairlerin laneti... Mutlu şair var mıdır sahi? Olabilir mi?

Diğer Yazıları

İngiltere'yi ayağa kaldıran namus cinayeti

  • Yayın Tarihi: 24/05/12 09:32
  • [javascript protected email address]
MAHKEME salonunda bir genç kadın. 23 yaşında. Kız kardeşinin başına gelenleri anlatıyor tuhaf bir sükûnetle. Kalın bir perdenin arkasından konuşuyor. Anne ve babasıyla göz göze gelmemek için. Yüzünü göremiyor sanıklar, sadece sesini işitebiliyorlar.Onun...
Devamını Oku

Hayatın görünmez güveleri

  • Yayın Tarihi: 20/05/12 11:43
  • [javascript protected email address]
Mark Twain'in düşündürücü bir lafı var. "İsteklerinizi, hayallerinizi küçümseyen kişilerden mümkün mertebe uzak durun!" "Ruhu küçük insanlar başkalarını da daraltmak, azaltmak ister" diye devam eder söze dünyaca ünlü romancı. Küçümserler her şeyi ve her...
Devamını Oku

Mizah ve muhalefet

  • Yayın Tarihi: 17/05/12 10:08
  • [javascript protected email address]
1970 sonlarının çalkantılı suları, terörün gölgesinde geçen çocukluk, derken 12 Eylül askeri darbesi, tutuklamalar, insan hakları ihlalleri, sürgünler ve takip eden sessiz, susturulmuş seneler. Muhalefet olmayınca tek kanatla uçmaya çalışan bir kuş gibi...
Devamını Oku

Gıpta

  • Yayın Tarihi: 13/05/12 11:18
  • [javascript protected email address]
Hayli varlıklı ve kudretli bir adam, bir bilgenin kapısını çalar günün birinde. "Namını işittim. Hakikaten keramet sahibi misin merak ediyorum" der. "Bilmediğim iki şey öğret bana. İkisini de aynı günde, aynı anda göster. Sana ayıracak fazla zamanım...
Devamını Oku

Gıpta

  • Yayın Tarihi: 13/05/12 13:09
  • [javascript protected email address]
Hayli varlıklı ve kudretli bir adam, bir bilgenin kapısını çalar günün birinde. "Namını işittim. Hakikaten keramet sahibimisinmerak ediyorum" der. "Bilmediğimiki şey öğret bana. İkisini de aynı günde, aynı anda göster. Sana ayıracak fazla zamanımyok, bir...
Devamını Oku
Tüm Yazıları