Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        DİYORLAR ki...

        İ.B.B 2.yarı çok iyi oynadı, Samsun Fenerbahçe'yi darmadağın etti, Tanju sağ kanadı felç etti falan filan.

        Yanlış.

        Daha doğrusu bu bir sebep değildir, bir sonuçtur. Peki, neden sebep değildir?

        Çünkü herhangi bir Fenerbahçe maçının 2. yarısında bırakın genç Tanju'yu, şu an Tanju Çolak ya da Hülya Avşar'ı koysanız, başımıza bir anda Alves, Ramos, Messi kesilmektedir. Ayriyeten, Fenerbahçe, Tanju'dan veya Gekas'dan önce ne Ozan İpekler, Aydın'lı İlker ve Faruklar, Wilsonlar, Walshlar meşhur etmiştir. 30 sezondur söylüyorum.

        Çünkü daha ana-baba-agu-bugu demezken 4-4-2, tandem falan diyormuşum.

        Fenerbahçe'nin saha içinde çok basit bir denklemi veya matematiksel gerçeği vardır. Bu gerçek ne Galatasaray'da, ne de Shaqiri'nin takımında vardır. Bunun sebebi de Fenerbahçe'nin 30 senedir değişmeyen, kısmen 10 senede biraz değişen, "transfer kafası"dır.

        Fenerbahçe, son 30 senedir (1988-1989 sezonu hariç) sahaya daha 11 kişi çıkamamıştır. Ortalamada Fenerbahçe her maça maksimum 8 kişi ile başlamış, ama bu sayı 5 veya 6'a kadar düşmüştür. Mesela bu seneyi baz alırsak, bu sayı ortalama 9'dur. Fenerbahçe, Baroni ve Mehmet Topuz ile başladığı her maça 9 kişi başlamaktadır. Buna eğer ilk 11 'de başlarsa Özer ile 8, Alex'in 60'dan sonra olmadığını sayarsak, 7, eğer bir de Emre'nin sarı kartı veya sakatlığı varsa saat 19.15 gibi Fenerbahçe 6 kişiye kadar düşmüş olmaktadır. (Fenerbahçe maç saati 18.00 olarak literatüre geçmiştir.)

        Fenerbahçe, bu 30 senede ortalamada maks. 7 veya 8 kişi ile oynarken, tüm yük minimumlara binmiştir. Fenerbahçe, 30 senede genelde sahaya 4 ya da 5 min. ile çıkmıştır. Bu min.ların değeri aslında 200300 katı fiyat ile ölçülmelidir. Örnek verirsek, 89 senesinde Oğuz-Rıdvan, 95 senesinde Rüştü-Uche-Högh-Kemalletin-Oğuz, 2000 senesinde Rapaic-Anderson-Revivo, 2003 senesinde Aurelio-Appiah gibi...

        Kaldı ki, daha Bienvenue, bu seneki Semih, ara ara Serdar, Caner, Gökhan Gönül bu formüle dâhil edilmemiştir. Aykut Kocaman'ın geçen senenin başında Alex'in takımı 1 kişi eksik bıraktığını görüp, ona göre demeçler verip, Andre Santos, Selçuk veya Bilica'yı görememiş olması Fenerbahçe'nin geçen senede 82 puan almasına rağmen hemen hemen tüm maçlarda zorlanmasına sebep olmuştur.

        Fenerbahçe, geçen haftalarda kırdığı rekor olan 1000. galibiyetin (kabaca 30 senede 34 maçtan 20 galibiyeti olsa) belki de 600'ü zar zor alınmış galibiyetlerdir. Zorlanmanın sebebi yanlış transferdir, ama 600 galibiyetinin sebebi Alex'dir, Pierre van Hooijdonk'dur, Tuncay'dır, Oğuz'dur, Rıdvan'dır, Alpaslan'dır, Erdoğan'dır, Rapaic'tir, Revivo'dur, Andersson'dur.

        "Sahaya eksik çıkma" prensibinde sadece bir futbolcunun ruhsuz olması değil, takıma zarar veriyor olması da çok önemlidir. Örneğin, Baroni belki 10 tane gol atmıştır, fakat Fenerbahçe'ye verdiği "terlemeden nasıl ön libero olunur" dersi, takıma en az 100 pozisyonla dönmüştür. Diğer örnek, Bilica'nın veya Özer'in veya Selçuk'un sadece pas ve pozisyon hataları değil, enerjileri ile de hem takıma, hem de seyirciye zarar veriyor olmasıdır.

        Fakat bir kere daha altını çizmek gerekir;

        Fenerbahçe, sadece Galatasaray, İ.B.B ve Samsun maçında 9 gol yiyerek, bu seneki maks. ve min'ları tekrar gözden geçirmesinin gerekli olduğunu görmüştür. Ama bir gerçek daha vardır, Aykut Kocaman'a doğru transfer de yapılsa, yanlış transfer de yapılsa, onun yanlış oyuncu seçimi hep baki kalacaktır. Ben de karakter olarak Aykut Kocaman gibi adamların bırakın Fenerbahçe'yi, her sistemde süresiz görev yapmasını istemişimdir, fakat saha içi müdahale, taktik uygulamalar, yerinde aksiyonlar çok farklı bir profesyonellik gerektirir.

        Zaten bu anlattığım yanlış transferlerin içinde sadece yanlış futbolcu seçimi değil, yanlış teknik direktör seçimleri de bulunmaktadır.

        Diğer Yazılar