Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        PLAY-OFF'A 3 maç kala...

        Detayına girmeyeceğim, pazartesi günü TFFgiller zaten bir açıklama yapacak. Play-off un fikstürü nasıl olacak, 1. bitirenin hiç mi avantajı olmayacak vs.

        Seneye play-off olmayabilir. Fakat spor ve özellikle futbolun kendine oynanmaz. Çünkü futbolu da benzettiler. 99'da McLaren fark kural değiştirdiler. (Traction control) / Daha sonra da Schumacher ezip geçince yine onlarca kural değiştirdiler, (motor, lastik, sıralama turundaki motor vs) Yahu rating kaybedeceksin diye güçlüye göre kural mı değişir? Sonuç? En azından ben F1 seyretmiyorum.

        Kalan haftalarda Fenerbahçe'nin Bursa, Trabzon ve Antalya maçları var. G.Saray'ın ise Trabzon, Ordu ve Manisa. Deplasman veya kendi sahası konseptine de girmiyorum. Zira matematik belli. Fenerbahçe Kadıköy'de yeniyor, Galatasaray her yerde kazanıyor.

        Ligin en başında söylemiştim. "Fenerbahçe'yi Şampiyonlar Ligi'ne almayınca, 30 senelik kupayı kesin Fenerbahçe'ye vereceklerdir" diye. Burada önemli nokta, kupayı verecekler de, Fenerbahçe kupayı alabilecek mi? Tek çözüm, final oynamaması. Çünkü finalde Bolu da olsa Fenerbahçe'nin final korkusu hiç bitmez. Ligde son hafta Antalya ve Manisa maçları var. Antalya, Manisa'dan daha şanslı olduğu için (Ankaragücü ile oynuyor) Manisa büyük ihtimalle küme düşecek, son maçlar puan farkını değiştirmeyecek. Benim anlamadığım nokta son 8'de niye play-out yok ve puanlar 2'ye bölünmüyor? Daha zevki olmaz mıydı? Ya da hatır şikesini önlemez miydi?

        Bu hafta Trabzon'u 5-1 yenecek olan Galatasaray'ın yine de en zor maçı, Culio ve Stancu'lu Ordu. Bu kağıt üzerinde böyle, çünkü ben daha Galatasaray'dan transfer olup da Galatasaray'a gol atmış oyuncu görmedim. Zaten ya G.Saray'a tekrar transfer olurlar, ya da gol orucundalardır. (Mesela Fenerbahçe'nin canı yandığı futbolcu sayısından bir lig kurulur. Olcan, Nobre, Ertuğrul Sağlam, Hasan Vezir, Burak vs.)

        Fenerbahçe için de detaya girmek istemiyorum, zira Fenerbahçe'nin algoritmasını "Ben anladım" diyen herkesin alnını karışlarım. Ben iddia ediyorum, Fenerbahçe, Galatasaray'ı yenseydi, bu hafta Bursa'ya puan kaybedecekti. Evet, belki de Fenerbahçe'nin algoritması bu.

        "Alnını karışlarım" dedim de, geçtiğimiz haftanın olayı tabi ki Hasan Şaş'ın başındaki 'kan'dı. Hasan Şaş küçük bir videocon yaptı, "bak kafama, uf oldu" dedi ve "kanayan" yaramızın canlı yayında altını çizdi; Fanatizm. Lakin bizim tanıdığımız Hasan Şaş, uçan rakı şişesine, uçarak kafa atabilecek bir adam. Kötü anlamda değil, hırsı anlamında söyledim. Kan dedim de, Galatasaray, Fenerbahçe'yi 12. kez salladı. "Kanı akıyorsa ölebilir" mantığı ile saldırdı. Ama öldüremedi. Bence bunu Fatih Terim'in "meşhur sayısı" çözer. Yani Fatih Terim gider, 14 sene sonra Galatasaray, Fenerbahçe'yi Kadıköy'de yener. 2014'de görüşmek üzere. Teşekkürler.

        Galatasaray'da bazı kendini bilmezler, Fenerbahçe beraberliğini kutlayarak UEFA ve Süper Kupa'yı bize unutturdu ve yutturdu. Fatih Altaylı gereken cevabı verdi. Bu tarz Galatasaraylılar ya 2000'leri görmemişler, ya da "Avrupa'ya açılan kapı: Galatasaray" için artık her şey bitmiş. Türk Futbolu'nun durumunu soranlara, tvvitter'dan gelen bir yorumu paylaşmak isterim. "Biz eşcinseliz. Bizlerin ne günahı var? Biz de maç seyretmek istiyoruz. Biz de kadın gibi hissediyoruz, ama bizi maça almıyorlar." İşte sana Türk Futbolu'nun bu seneki özeti. Cinsiyet ayrımcılığı ve 2. sınıf vatandaş muamelesi. Herkes 9 puan farkı 2'ye bölüp 5'e yuvarlıyor. Fakat Türk Futbolu bu sene 4.5'dan 4 alır ve kalır. Yalnız Türk Futbolu'nun velisini de çağırman, çocuğun kaldığını çocuğun önünde veliye de söylemen gerekir. Doğru ya, Platini dün Türk Futbolu'nun velilerini çağırmıştı. Belki "bütünlemelerde görüşürüz" der.

        Herkese kazasız, belasız, şişesiz, biber gazsız iyi hafta sonları.

        Diğer Yazılar