Ey Fenerbahçeli 2
BU Ağustos yazımın ikincisi.
Eski yazıda taraftardan öyle tepki almıştım ki, her türlü pornoda oynamış kadar oldum.
Merak etmeyin, bu sefer şike veya Aziz Yıldırım ile ilgisi yok bu yazının.
Zaten başkan beni mahkemeye verdi, o yazı için.
Canı sağ olsun.
Ama sen nasıl bir adamsın Fenerbahçeli?
Çünkü sen İslam Çupi'nin yazdığı gibi bir şey değilsin.
Yani sen cumhuriyet falan değilsin.
Sen başka bir sistemsin.
Sen başka bir disiplinsin.
Mesela, sen bir takım değilsin, sen bir türsün.
Sen bir renk değilsin, sen direkt prizmasın.
Sen bir kulüp değilsin, sen spor sergi sarayısın.
Sen sevginin birleşimi değilsin, sen sevginin atom altı parçacığısın.
Bana izin verseler, CERN'de atomu araştıracağıma, bir Fenerbahçeliye otopsi yaparım 'bu enerji, bu sevgi nereden geliyor'diye.
Bak Fenerbahçeli.
Sen bana çok kızdın. Sorun değil.
Ben 35 senelik Fenerbahçeliyim, senden daha fazla cop yemişimdir ama peki sen benden daha Fenerli ol.
Ben senin potansiyelini zaten biliyordum, ama şunu itiraf etmem gerekir.
Bu seneki duruşunu ben bile tahmin edemedim.
Boş ver yarın ki maçı.
Boş ver 34 maçı.
Boş ver kim alırsa alsın içine oturduğumunun süper finalini.
Turrrrrup sıkayım, ben böyle lige.
Senin şu an durduğun yerde kimse duramazdı, ey Fenerbahçeli.
Sen şampiyonluk kovalıyorsun, bir de kupa kovalıyorsun.
Avrupa'ya gönderselerdi, utanmasan onu da kovalardın.
Sen değil başkası olsaydı, 4 Temmuz'da Beşiktaş, 4 Eylül'de Galatasaray küme düşmüştü.
Trabzon ise 4 Haziran'da düşmüştü.
Sen değil başkası olsaydı, çaycısı dâhil Katar'a kaçmıştı.
Sen olmasaydın, zaten play-off da olmayacaktı, Süper Final de.
Senin kadınların olmasaydı, sivil toplum örgütlerinin yarısı kapanmıştı.
Sen olmasaydın, kimse ne voleybol seyredecekti, ne basketbol.
Ya senin başkanın yok, sadece teknik direktörün açıklama yapar.
Ya 100 Galatasaraylı Fatih Terim'i tartışır, 1000 Galatasaraylı Aykut Kocaman'ı tartışır.
Ya bırak insanı, dünyada bu kadar biber gazı yiyen kımıl zararlısı yoktur, Fenerbahçeli.
Seni dövüyorlar, yine geliyorsun.
Seni kovuyorlar, sen yine seviyorsun.
Seni rencide ediyorlar, sen daha çok seviyorsun.
Sen nasıl bir şeysin, ey Fenerbahçeli?
Senin içinde ne var?
Sen neyle besleniyorsun?
Saf sevgi mi?
Saf nutellamı?
Ya da nefretin, tepkinin kinetik enerjiye dönüşümü mü?
Nedir o?
Bunu anladığım gün, zaten hayatın anlamını da çözmüş olacağım, ey Fenerbahçeli.
Ama çözmek istemiyorum.
Çünkü...
Her şeyi çözdüler.
Bir tek seni çözemesinler istiyorum.