Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        “Bu yıl ligde kalalım, yeter” sözü kulaklarımda çınladı Göztepe’nin G.Birliği galibiyetinden sonra...

        Hem başkan Mehmet Sepil hem de teknik direktör Tamer Tuna’nın ağzından dökülmüştü, bu kelimeler.

        Belli ki hiç kimse hesaplamamıştı, bu performansı.

        Ya da gözde büyütülmesin diye Göztepe, planlı ve taktiksel “bir ağız” seslenişiydi, bu..

        Maç sonunda yanımdan geçen taraftarların birkaçının konuşmaları aynen şöyleydi: Ligde kalalım, yeter diyorduk ama... Avrupa’da oynar mıyız arkadaş...

        Aynı şeyi içinden Sepil ve Tuna’nın da geçirdiğinden eminim.

        G.Birliği galibiyeti Göztepe’nin hedefinden sapmasına neden oldu.

        5 maçta alınan 10 puan, Avrupa kantarının üzerine oturttu.

        Göztepe, herkesin gözünde bir-iki değil, üç ‘level’ birden atladı.

        * * *

        Öncelikle toplama bir takımın ne kadar güzel toplandığını herkes fark etti.

        Bu gruptaki oyuncuların bireysel olarak yetenekli oldukları kadar, takım oyununa da ne kadar oyumlu oldukları ortaya çıktı.

        Yıllardır Göztepe’de oynuyomuşcasına, kısa zamanda Göztepeli oldukları fark edildi.

        Kazanmayı çok isteyen bir oyuncu topluluğu şansının yakalandığı açık açık ortaya çıktı.

        Taraftarlarla da muhteşem bir uyum yakaladılar.

        Öyle bir kredi elde ettiler ki.. Bu Göztepe aşıkları, bunu yıllar boyu unutmaz.

        Çünkü, 14 yılldır hasretini çektikleri bir ligde, kendilerine sunulan malzeme hayal edemeyecekleri kadar güzel, unutmayacakları kadar anlamlı.

        * * *

        Süper Lig’de takımlarını ilk kez sahalarında izlemeye gelen taraftarların Göztepe’nin mabedine dönüşen İzmir Bornova Stadı’nda yarattıkları görüntüler, estirdikleri hava, avazları çıkarcasına verdikleri desteği tüylerin diken diken olmadan izlemek mümkün değildi.

        Bir futbol maçı değil de, kapalı salonda basketbol maçı seyreder gibiydik.

        * * *

        Sahada her saniyesinde maça asılan, bireysel hataları en aza indirgemek için birbirine destek veren futbolculara, bir saniye bile susmayan taraftarlar eklenince, bizler de doya doya bir futbol ziyafeti izledik.

        Maç gerçekten her dakikası izlemeye değer dakikalarla geçti. Göztepe 2 golle öne geçince, bu iş bitti diye düşünenler, G.Birliği’nin beraberlik golü ve oyuna ağırlığını koymasıyla arkasına yaslanıp, yeniden değerlendirmeye geçti.

        Göztepe teknik direktörü Tamer Tuna’nın yaptığı Ghillas ve Rotman değişiklikleri hem skoru korumak, hem de kontra bir gol bulmak adına çok doğruydu. G.Birliği’nin topu dışarıdan aldığını iddia ederek itiraz ettiği, ancak Johovic’in meşin yuvarlağı oyunda tutmayı başararak attığı gol Göztepe’yi rahatlatsa da, durumun 3-2’ye gelmesinden sonra işler karıştı.

        Son dakikalar Gençlerbirliği’nin baskısıyla geçti.

        Oyuna geç alındığını düşündüğüm Halil Akbunar, yine çalışkanlığı ve ısrarcı oyunuyla zamanın takımının lehine geçmesini sağladı. Sol bek Adama Traore maçın yıldızıydı, Tayfur onun kadar iyi. Jahovic’e hep 5 yıldız benden. Kadu, her geçen gün daha iyi, Peybernes istikrarlı, Gouffran kötü, Selçuk korkaktı. Yan paslarla sorumluluktan kaçtı. Beto taş gibi, Scarione daha iyi, Castro ise pasifti. Sabri’ye alkış, alkış, alkış..

        Sonuç olarak Göztepe maçı kazanarak artık farklı bir hedefe yönelecek takım olduğunu kanıtladı.

        Diğer Yazılar