• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Hande Şarman

Hande Şarman

[javascript protected email address]

Aman oyuncakların orası burası sakın görünmesin!

07 Şubat 2012 Salı, 11:34:18

Çizgifilmleri, ayırt etmeksizin çok severim. Bazıları benim için diğerlerinden önde gelir ama (Simpsonlar, Sünger Bob, Tom ve Jerry, Family Guy, South Park gibi) genel olarak hem çok zekice detayların verilebildiği, hem hayal dünyasını geliştiren işlerdir. Geçenlerde, çocuklara yönelik bir televizyon kanalında izlediğim çizgifilmin ne kadar da "yetişkin işi" olduğunu anlamam 1 dakikamı almadı. "Çizgifilmse çocuklar içindir" diye düşünen zihniyetin, özellikle bu iş için ne kadar yetersiz olduğu bir gerçek. Aileler çocukları televizyon başına bırakıp evin birkaç işini halletmeye çalışırken de olanlar oluyor. Çocuk kanallarının ve yayın politikalarının iyi yönetilmesi gerektiği net. Ama şu çizgifilmler konusunda neden herkesin kafası bu kadar karışık, anlamaya imkân yok.

SAKINCALI ÖRDEK DONALD
İran'dan yine bir yasak haberi gelince düştü bunlar aklıma. İran'da Simpsonlar da yasaklı oyuncaklar listesine alınmış. Geçen ay da Barbie yasaklanmıştı İran'da. Simpsonların yasaklanmasının sebebi de, habere göre, Çocuk ve Genç Yetişkinlerin Entelektüel Gelişimi Enstitüsü'nün, Batı kültürünün teşvik edilmesini önlemek için bu kararı almış olması. Enstitü yetkilisi Muhammed Hüseyin Farju, "genital bölgeleri belirgin oyuncakların yasaklı olduğunu" belirtmiş. Kafalar ne kadar karışık...
Aklıma, pantolon giymediği için Finlandiya'da "sakıncalı" bulunan Donald Duck geldi. Pantolonlu bir ördek ne derece "sakıncasız"sa, bizim Donald o derece sakıncalı tabii. Sizce de öyle değil mi?
Halbuki çizgifilmin de, oyuncağın da, filmin de her şeyin yetişkinlere de çocuklara da yönelik formları var. İyi seçimler insanın hayatını renklendirir, vizyon sahibi olmasını sağlar; tersi de hem aptal durumuna düşürür hem uzun vadede fena halde "geri" bırakır. İran kötü bir örnek, Finlandiya da...
Neyse biz kendimize bakalım, derim.

***

Cem'le ilgili merak edilenler

Herkes Cem Yılmaz ve bebek bekleyen müstakbel eşi Ahu Yağtu'yu merak ediyor. Hatta Yılmaz'ın eski sevgilisi Cansu Dere ne durumda, kayınpederi ona neden "Bana baba deme, abi de" dedi, kayınbiraderi şovlarında tarif ettiği hayali kayınbirader kadar can sıkıcı biri mi, bunları merak ediyoruz.
Cem Yılmaz yıllarca her fırsatta ilişkileri, parası ve otomobilleriyle gündeme gelmekten ne kadar rahatsız olduğunu anlattı durdu. Artık, bugünlerde, kesinlikle pes ettiğine eminim. Müstakbel eşiyle havlu aldığı gibi haberlerin daha çok merak edildiği topraklarda sadece filmleri, şovları, projeleriyle anılmayacağını anlamıştır. Bizim merak ettiğimiz nerede evleneceği, nasıl bir düğün planladıkları, evlerinin salonu, hangi marka buzdolabı alacağı, evin genel dekorasyonunda açık renk mi koyu renk mi tercih edecekleri gibi detaylar. Bize ne pırıl pırıl bir zekanın ürünü işlerinden, dünya çapında çalışmalarından, büyük emek verilen titiz projelerinden? Yani onları da merak ediyoruz da daha az. Heh bu konuda anlaştığımız iyi oldu.

***

Mürekkebi kurumadan

NEHİRDE KAYAN YILDIZLAR

Senarist, oyuncu, yapımcı Hakan Karahan'ın son romanı "Nehirde Kayan Yıldızlar" Altın Kitaplar etiketiyle raflardaki yerini aldı.

ANATOLYA EFSANELERİ

Serhan Vural'ın, "Anatolya Efsaneleri" adlı romanı çıktı. Vural romanda Türk ve doğu kültüründen, efsanelerden faydalanmış. Masal, efsane, fantastik roman sevenlere...

Diğer Yazıları

Er meydanında kadının İŞİ NE KARDEŞİM!

  • Yayın Tarihi: 22/05/12 10:46
  • [javascript protected email address]
19 MAYIS'TA tören yapılacak, yapılmayacak; çocuklar üşüyor, yoruluyor ne gerek var derken bayrama damgayı bambaşka bir olay vurdu. 8 yıldır güreş yapan, birçok madalya sahibi Nurcan Kılıç bir erkekle güreş tuttu. "Aaaa nasıl olur"du, ata sporumuz buna...
Devamını Oku

UYUYAN GÜZEL'in bütün derdi rüyaymış

  • Yayın Tarihi: 15/05/12 11:15
  • [javascript protected email address]
İNGİLİZLERİN tüm huysuzluklarını, suratsızlıklarını içtenlikle anlamaya başladığım bugünlerde herkesin "güneşli günler görmek"le ilgili isyanının içinde kendi küçük deliliğimizde eriyip kaldık resmen. Her şey "çok", her şey "hızlı"... Dolayısıyla her şey...
Devamını Oku

Ayasofya'nın sırrı çözüldü sıra temizlik kovalarında!

  • Yayın Tarihi: 08/05/12 10:53
  • [javascript protected email address]
HABERİ okudunuz mu bilmem ama dünya harikalarından biri olmaya aday gösterilmiş, dünyanın en eski katedrali olan "Ayasofya Müzesi"nin yeni bir "gizemi" ortaya çıktı. "Müze midir cami midir, nedir nedir" diye yıllarca oyalandığımız ve yıllar içinde...
Devamını Oku

Rüyamda Diablo’yu gördüm

  • Yayın Tarihi: 01/05/12 10:55
  • [javascript protected email address]
OYUN oynamayı severim. Bilgisayar oyunlarını daha çok severim. Kardeşim ve arkadaş çevrem hep "bilgisayarcıoyuncu-teknolojiden anlayan" adamlar, hep "geek"ler olduğu için de hayatımda daima oyun oynayan insanlar oldu. İyi ki öyle oldu. Bazı oyunları...
Devamını Oku

23 Nisan da olsa neşe dolamıyor insan!

  • Yayın Tarihi: 24/04/12 11:25
  • [javascript protected email address]
DÜN 23 Nisan'dı. Her yer bayrakla, çocuk kahkahasıyla doldu. Aynı zamanda "Çocuklar Gelin Olamaz" yürüyüşü vardı. 23 Nisan, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olması sebebiyle, "neden çocuklar gelin olamaz"ın gözle görülebileceği en güzel gün olduğu için...
Devamını Oku
Tüm Yazıları