Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Politika; 7'den 70'e hepimizin dününü, bugününü ve yarınını çok yakından ilgilendiren ve geleceğimizi şekillendiren onurlu, soylu bir iştir. Politikacı da bir o kadar önemli ve saygın kişidir, öyle de olmalıdır. Ayrıca politikacı, toplum için tüm davranışlarıyla bir "rol model"dir.

        Politika halkın refahı, huzuru ve güvenliği için özetle halka hizmet için en etkili araçtır.

        Anayasamız, "Siyasi partiler ister iktidarda, ister muhalefette olsunlar demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdırlar" diyor.

        Demokraside ve politikada iktidar kadar muhalefet de önemli bir role sahiptir. Hatta; iktidar (komünist, faşist, krallık vb.) her rejimde var. Yani rejim ister demokrasi, isterse başka bir yönetim şekli olsun bir iktidara sahiptir. Oysa örgütlü, özgür muhalefet sadece çoğulcu ve çok sesli demokrasilerde vardır.

        Muhalefetin iktidar olma yolunun açık olmadığı, barikatlarla kesildiği bir rejimin adı demokrasi olabilir, ancak bu rejimin özü demokrasi değildir.

        Türkiye; 1946'da, merhum İsmet İnönü'nün öncülüğünde çok partili rejime geçti.

        1950'nin 14 Mayıs'ında halk, iktidarı değiştirdi. Merhum Adnan Menderes liderliğindeki Demokrat Parti, Ege'de oluşan halk gücünün etkisiyle iktidara geldi ve 27 Mayıs 1960'a kadar 10 yıl süreyle Demokrat Parti ülkeyi yönetti.

        Darbeler ve muhtıralar dönemi

        27 Mayıs askeri darbesinden sonra politika yeniden harmanlandı, şekillendi.

        Demokrat Parti'nin devamı olduğunu söyleyen sayın Süleyman Demirel liderliğindeki Adalet Parti, 1965 ve 1969 genel seçimlerinde, büyük bir çoğunlukla seçim kazanarak tek başına iktidara geldi. 12 Mart 1971 'de askerlerin verdiği bir "muhtıra" ile siyaset yeniden istikrarsızlık, dağınıklık ve belirsizlik dönemine girdi.

        Bu süreçte, 12 Eylül 1980 askeri darbesine kadar dağınık siyaset ortamında ülkeyi koalisyon hükümetleri yönetti.

        1971-1980 arasında önemli icraatlar yapıldı, uzlaşma kültürünün gelişmesine katkı sağlandı ve merhum Ecevit in başkanlığındaki koalisyon hükümeti; Kıbrıs Barış Harekatı'nı gerçekleştirdi.

        Demirel başkanlığındaki "azınlık" hükümeti de demokrasi kültürünün gelişmesine katkı sağladı ve 24 Ocak "ekonomik istikrar önlemleri"ni aldı.

        Bu kez; 12 Eylül askeri darbesi, tüm siyasi partileri kapatarak siyaseti "toplum mühendisliği" anlayışıyla yeniden harmanladı.

        1983'te, dağınık siyasi zeminde, merhum Özal'ın kurduğu Anavatan Partisi seçim kazanarak tek başına iktidara geldi ve 8 yıla yakın tek parti iktidarı olarak ülkeyi yönetti.

        Anavatan Partisi nin seçim kaybetmesinden sonra yeniden koalisyonlar dönemi başladı. Merhum Ecevit'in ve Süleyman Demirel in, bu arada örnek bir uzlaşma ve "birlikte yönetim" anlayışıyla uyum içinde götürdükleri koalisyon dönemi tekrar başladı. Bu dönemde de 2001 ekonomik krizinden çıkış için ekonomide radikal kararları, bankacılık alanındaki düzenlemeleri ve İMF ile "ekonomiyi güçlendirme" programı çerçevesindeki anlaşmayı da merhum Ecevit başkanlığındaki hükümet gerçekleştirdi.

        Bu süreç 2002 ye kadar devam etti. Daha sonra 28 Şubat Muhtırası'nın oluşturduğu yeni siyasal zeminde sayın Erdoğan ın liderliğinde kurulan Anavatan Partisi nin günümüze kadar devam eden tek parti iktidarı oluştu.

        Başbakan sayın Erdoğan liderliğindeki AK Parti Hükümetleri döneminde de önemli icraatlara imza atıldı; Türkiye hızlı ve yüksek büyüme sürecine girdi; referandumlarla demokrasi kültürünün gelişmesine katkı sağlandı.

        Türk demokrasisi 1960 da ve 1980 de fiilen kesintiye uğradı, partiler kapatıldı, dağınık ve belirsizlik süreci başladı.

        12 Mart, 28 Şubat ve 27 Nisan askeri "muhtıra"larda demokrasinin soluğunu kesti.

        Sonuç olarak: Demokrasi, siyasi partiler rejimidir; saydamlığı, denetlenebilirliği, hesap verebilirliği, hoşgörüyü ve uzlaşmayı gerektirir.

        Diğer Yazılar