Reytingler üzerindeki şaibe kalkana kadar...
Bir haftadır ülkede müthiş bir reyting operasyonu fırtınası esiyor. Savcılar, emniyet, hükümet duruma el koymuş durumda. Basılan şirketler, evler, uluorta söylenenler, kulislerde dile getirilenler, kapalı kapılar ardında fısıldananlar, velhasıl tüm bu yaşananlar akıllara durgunluk verecek şeyler. Bilirsiniz bu köşede ekranda gördüğümü önce gönül gözümle tartar, sonra sizlerden gelen tepkilerle sınar ve fakat en sonunda kaçınılmaz olarak eldeki reyting verileriyle ölçer-biçer, hesabını öyle yapar, sözümü-görüşümü bu şekilde koyarım ortaya.
Deniliyor ki reytingler şaibeli. İddia o ki açıklanan rakamlar şikeli. Madem durum böyle, o zaman soruşturma bitene, reytingler üzerindeki şaibe dinene, sektör üzerindeki kara bulutlar dağılana (tabii eğer öyleyse...) kadar reyting üzerinden bir analiz yapılmamalı, bu çerçevede bir yazı yazılmamalı, herhangi bir tez öne sürülmemeli. Soruşturmanın gizliliği ve doğru yürütülebilmesi adına böyle bir tavır seçilmeli-sergilenmeli. İşte bu yüzden bir süre reyting mühendisliğine ara veriyorum sevgili seyirciler.
Reyting verileri üzerinden analizler yazmayı, diziler üzerinde kara bulutlar dolaştığı iddia edilen bir teraziyle tartmayı reddediyorum. Bizim Ekranın reyting tabloları ve yorumları için sizden küçük bir mola rica ediyorum. Elbette yine bir gözümüz ekranda, diğeri sürdürülen bu operasyonda olacak. Elbette bu köşede reyting yazılmasa da sektörün nabzı tutulacak, esen her rüzgâr, kıpırdayan her yaprak anlatılacak, tartışılacak. Ama bu hafta, her şeyin altüst olduğu bu hafta, belki de yeni bir reyting sistemine geçileceği yeni yılın ilk günlerine kadar en azından reyting üzerinden hesap yapmamak gerekiyor. Biliyorum, bir yandan da şov devam ediyor. Her ne olursa olsun zaten şovun devam etmesi de gerekiyor. Ancak takdir ederseniz ki bu hafta dizilerden çok operasyonlardaydı gözümüz, kulağımız. İşte bu yüzden beni bugünlük bağışlayınız. İyi haftalar...