Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        SON uçak yolculuğumuzda önümüzdeki koltuğa 25-30 yaşlarında bir genç kadın oturdu. Birkaç kez ayağa kalktığında ensesindeki göz şeklinde dövme dikkatimizi çekti. At kuyruğunun arasından bize bakan göz o kadar canlıydı ki acaba gerçekten dövme mi yoksa yapıştırma bir resim mi çok merak ettim. Yolculuğumuzun devam eden saatlerinde yaptığımız kısa sohbet sırasında hiç çekinmeden sordum ve yanıtımı aldım: Gerçek dövmeymiş. Kendisini aldatan eşini protesto etmek için ensesine böyle bir dövmeyi uygun görmüş ve çok tanınmış bir ressama bu iş için yüklüce para ödemiş. "Ensemde bile gözüm var, bundan sonra kül yutmam" anlamına geliyormuş. Eşime dönerek "Sen bir dövme yaptırmaya kalksan ne sembol kullanırdın?" diye sordum. Verdiği cevaba uzun süre güldüm: "Özgürlüğü seviyorum ya, güzel bir kartal benim yaşam sembolüm olurdu. Ama ben yaşlanıp kırıştıkça dövmeyle yapılan kartal hindiye benzeyeceğinden sanırım dövmesiz kalmayı tercih ederim."

        Milattan 2000 yıl öncesinden bu yana insanlar vücutlarına dövme yaptırıyorlar. Harfler ve seçilen semboller kimilerinin yaşam felsefesini ve inançlarını kimilerininse duygularını yansıtıyor. Bu sebeplerin dışında moda diye, hoş diye, dikkat çeksin diye yapılan dövmeler de var tabii ki. Bir mikrobiyolog olarak dövme sırasında kapılabilecek AİDS'ten Hepatit'e bakteriyelden fungal enfeksiyonlara kadar var olan geniş risk yelpazesini burada tartışmak istemiyorum. Artık teknolojinin son buluşlarıyla çalışan dövme artistleri umuyorum ki bu kaygıları yok edecek önlemleri çoktan almışlardır. Benim aklıma gelen, dövmenin başka bir riski. Çok beğenerek aldığım bir tişörtü ya da bir takıyı kısa bir süre sonra sırf değişiklik istediğim için bir köşeye atarken cildime çok isteyerek de olsa yaptıracağım bir dövmeye bir ömür boyu sıkılmadan nasıl bakabilirim düşünemiyorum. Angelina Jolie gibi bir önceki duygularını ve aşklarını yansıtan dövmeleri kapatmak için üzerine daha büyük dövmeler yaptıracak ya da özel cilt uzmanlarına laser tedavisine gidecek kadar maddi ferahlık içinde bile olunsa bu iş bana psikolojik açıdan cazip gelmiyor.

        Geçen hafta Nokia telefonlarının 2013 yılında kullanacakları teknolojiyle ilgili yaptıkları basın toplantısı dövme sevenlerin yanı sıra sevmeyenlerin de dikkatini çekti. Nokia vücutta kullanılacak elektronik dövmeler için yeni bir patent başvurusunda bulunmuş. Vücuda yerleştirilecek bu yapışkan dövmeler birisi sizi aradığında manyetik alan etkisiyle "piezoelektrik" yoluyla vibrasyona geçecek. Yani artık toplantılarda, sinemalarda, konserlerde olmadık anda, garip melodilerle çalan rahatsızlık verici telefon seslerine bir son verilecek. Zevke göre dizayn edilmiş renklerde ve şekillerdeki dövmeler üzerinde halen çalışılıyor. Yüzerken veya duş alırken de çıkarılması gerekmeyen, ikinci bir cilt kadar ince olan bu dövmelerin cilde yapıştıktan 24 saat sonra kişiye özelleşeceği ve bir başkasına yapıştırıldığında çalışmayacağı söyleniyor. Zevk için yapılan dövmelere sempatiyle bakmazken bilimsel sebeple kullanılacak bu dövmelerden övgüyle bahsetmem garip gelebilir. Kim bilir belki de peşin yargılı olmamayı öğreniyorum. Ama yine de bu yeni Nokia teknolojisiyle zaman zaman "Pardon, kolum ya da bacağım seyiriyor, biri beni arıyor" diyen insanlara alışmakta zorluk çekeceğim kesin.

        Lazer: Lekeli ciltlerin silgisi

        DERMATOLOGLAR hamilelik sırasında oluşan "melasma" olarak isimlendirilen lekelerin ve yapıldıktan sonra pişmanlık duyulan dövmelerin silinmesi için yıllardır araştırma yapıyorlar. Bu araştırmalar sonucunda elde edilen yöntemler genelde kişilerde büyük memnuniyet oluşturmuyor. Çünkü tedavi sonrası geride bir de kullanılan tedavinin lekeleri kalıyor. Lazer tedavisi her ne kadar uzun süredir kullanılsa da uzmanlar tarafından "% 100 etkili" garantisi verilemiyordu. Öyle görünüyor ki geçen hafta New York Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin basına duyurduğu araştırmaları, her türlü ciltte % 100'e yakın başarıyı garantiliyor. Proje yöneticisi dermatolog doktor Arielle N.B. Kauvar formüle ettikleri yeni tedaviyi ağrısız, önceki lazer tedavilerine göre çok daha az yan etkili ve "her türlü ciltte eşit derecede başarı sağlanabilir bir yöntem" olarak tanımlıyor. Kozmetik uzmanlarının ölü cildi temizlemek için kullandıkları mikrodermabrazyon tekniğiyle "Q-Switched YAG" olarak tanımlanan lazer tekniğinin kombinasyonunu ana yöntem olarak uyguladıklarını açıklayan Dr. Kauvar bu tekniğin tarihe "lekeli ciltlerin silgisi" olarak geçeceğini söylüyor.

        Kan şekerini ölçen nanodövmeler

        NANOTEKNOLOJİ 2008 yılından bu yana vücutta kan şekeri düzeyini parmağımızı delmeden ölçebileceğimiz bir sistem geliştirmeye çalışıyor. Amerika'da MİT bilim insanlarının ilk kez 2010 yılında ilan ettikleri yeni teknoloji, 2013 yılında hasta kullanımına sürülecek. Vücuttaki şeker düzeyine göre renk değiştiren indikatörlerle yapılan cilt dövmeleri en çok diyabetik küçük çocuklarda işe yarayacağa benziyor. Daha çok el ya da kol üzerine uygulanması tavsiye edilen bu minyatür dövmeler zamanla rengini kaybedeceğinden 6 ayda bir yenilenecek. "Dövme monitörünü" kabul eden hastalar ve aile bireyleri hangi renkte ne yapmaları gerektiği üzerine bir eğitim görecekler. Geçen hafta tartışmaya açılan bu yöntem en çok hekimler tarafından eleştiriliyor. Herhangi bir cilt probleminden kaynaklanan renk değişiminin yanlış yorumlanmasıyla çok ciddi hatalar yapılabileceğini açıklayan hekimlere nanoteknoloji uzmanlarının yanıtı hazır: Böylesi yanlış bir ölçümün olasılık yüzdesi, şeker ölçen aletlerin yapacağı hatayla aynı. Yüzlerce gönüllü hasta üzerinde uygulanan denemelerin sonucunu bütün diyabetik hastalar sabırsızlıkla bekliyor.

        Diğer Yazılar