Şarkı söyleyen ağaçlar
BAHARLA birlikte daha mutlu ve enerjik bir psikolojiye bürünenlerin yanı sıra depresyona adım atanların sayısı da oldukça kabarık. Eğer son zamanlarda daha çok uyuyorsanız, buna rağmen yataktan hiç uyumamışçasına kalkıyorsanız, olmadık yiyeceklere "aşeriyor" ve kilo alıyorsanız, sürekli bir yerleriniz ağrıyorsa muhtemelen siz de o dertten mustaripsiniz.
Savannah Üniversitesi psikologlarından Dr. Klock Powell, uzun karanlık kış günlerinden sonra birdenbire gelen ışıl ışıl bir bahar döneminin, insan beyninde yaptığı kimyasal farklılaşmayla depresyona yol açtığını savunuyor.
Buna rağmen kışları Akdeniz ülkelerine nazaran çok daha karanlık geçiren kuzey ülkelerinde bahar depresyonuna daha az rastlanıyor. Sebep olarak da bu ülkelerde çok daha fazla balık tüketimiyle alınan D vitamini gösteriliyor.
Bilimin bahar depresyonunu kimyasal reaksiyonlar, vitamin etkileri vs. ile açıklaması bir nebze olsun tatmin edici olabilir. Ama bence kuzey ülkelerinin bu dönemi rahat geçirme sebepleri çok daha farklı. Bu sebepler içerisinde ekonomik rahatlık mutlaka ilk sıralarda yer alıyor.
Hemen arkasından doğaya verilen değer ve bakış açıları geliyor. 11 yıl İskandinav kültürü içerisinde yaşarken öğrendiklerim, değil baharda kışın karanlık dönemlerinde bile beni depresyondan uzak tuttu. İlk duyduğumda saçma gelen tavsiyeleri deneyerek kabullendim.
Her başım ağrıdığında sarıldığım ağrı kesicilere çok nadir elim uzanmaya başladı. Bahar gelmişken çok bilimsel olmasa da ruhsal bir fenomeni sizlerle de paylaşmak istedim. Kendinizi iyi hissetmediğiniz bir anda en yakın ormana ya da en yakın bir ağacın yanına gidip o umursamadığınız denge, azim, dayanıklılık ve hayat sembolüne bir başka gözle bakın.
Canlı olduğunu zaman zaman unutup gövdesine çivilerle ilan astığınız, baharda kolunu kırıp vazoya koyduğunuz, meyvesini yediğiniz, gövdesini yaktığınız, havasını soluduğunuz, oyup eşya yaptığınız o varlığa dokunun. Parmak uçlarınızla değil, avucunuzun içiyle. Minik bir kuzuyu sever gibi.
O sert, pütürlü gövdenin altındaki yumuşacık hassasiyeti, sabrı, yaşamı ve size verdiği, "Yere sımsıkı bas, esnek ol ki fırtınalar seni alıp götürmesin, kırmasın" mesajını hissetmeye çalışın. Gövdesinden avucunuza gelen, oradan da vücudunuza yayılan "tedavi edici" enerjiyi algılayın.
"Saçma" diyenlerin, o sırada size yönlenmiş garip bakışların inadına aynı gezegende birlikte yaşadığınız bu sembolik yaşam abidesiyle birkaç saniyeliğine de olsa bütünlesin. Faydasını mutlaka göreceksiniz.
Çoğunluğunu bilim insanlarının oluşturduğu Damanhur isimli "Uluslararası Ekoloji Grubu", 1975 yılından bu yana özellikle İtalya, Japonya ve Amerika'da bitkiler ve korunmaları üzerine çalışıyor. Damanhur ekibi, bir kişiye sinirlenildiğinde duyarsızlığının altını çizmek için söylenen "ot gibi adam" terimini geçen hafta açıkladığı bir araştırmayla yalanladı.
Bitkiler duyarsız değil. Üstelik bir hayvan gibi eğitilebiliyor, insanlarla komünikasyon kurabiliyor. Bir bitkinin dalına ve köküne bağlanan elektrotların diğer ucu bir "synthesizer"a bağlandığında çevresindeki insanların duygularına göre oluşturduğu titreşimlerle müzik bile yapabiliyor.
İnanması çok güç olan bu buluş, diğer botanik uzmanlarınca da tekrar edilerek aynı sonuca ulaşılmış. Şimdi bilim insanları, bir ormanda ağaçlara bağladıkları elektrotlarla yapılacak bir konseri tüm dünyaya dinletmeyi planlıyor.
Evrensel dil olarak kabul edilen müziği aracı olarak kullanacak ağaçların insanlara yaşatacakları duygularla ne tür bir mesaj verecekleri merakla bekleniyor. Gerçi aynı dili konuşan iki insan birbirini anlayamazken ağacın müzik dilinden bir şey anlaşılacağı konusunda pek bir ümidim yok.
Tek ümidim, bu mesajın ne olabileceğini biraz olsun tahmin eden duyarlı insanların bu bahar bir tanecik de olsa bir ağaç dikmeleri.
Ağaçların şarkısını dinlemek için http://digitaljournal.com/article/322960 internet adresini ziyaret edebilirsiniz.
Ağaçlar hakkında 14 bilinmeyen gerçek
Ağaçlar besinlerinin % 90'ını atmosferden, % 10'unu topraktan alır.
Yaşlanarak ölen ağaç yoktur. Ağaçları mikroplar, böcekler, insanlar, yangınlar ve doğal afetler öldürür.
Dünyada 20 bin çeşit ağaç türü vardır.
Yaprakları hayvanlar ya da böcekler tarafından yenmeye başlanan ağaçlar sinyal göndererek diğer ağaçları tehlikeye karşı uyarır. Uyarılan ağaçlar salgıladıkları kimyasallarla sindirimi çok zor, lezzetsiz yapraklı ağaçlara dönüşür.
Dünyada yaşayan en büyük canlı California Kızılağaç Ormanı'nda bulunan "sequoia" ağacıdır. 30 katlı bir bina yüksekliğindeki bu ağaç tahminen 2756 ton ağırlığındadır.
Olgunlaşan bir ağaç, bir fidana nazaran havayı temizlemede 70 kez daha etkindir. Yılda 1 tona yakın karbondioksidi absorbe edebilirler.
Tek bir ağaç yılda 118 kilogram oksijen üretmektedir. Yani iki ağaç 4 kişilik bir ailenin bir yıllık oksijen ihtiyacını karşılamaktadır.
Tek bir ağaç bir arabanın 4 bin kilometrede oluşturduğu karbon kirliliğini yok edebilme kapasitesindedir.
Her bir insan yılda sadece kâğıt ihtiyacı için 10-15 yaşlarında yetişkin bir ağacı yok etmektedir.
Bir ağaç yılda 2 ton suyu çekerek su baskınlarını engellemektedir.
Ağaçlar insan akciğerini tamamen etkileyecek toz partiküllerini havadan temizler.
2012'den itibaren her birey 30 ağaç dikse global ısınmanın ortadan kalkacağı tespit edilmiştir.
Bir ağaçtan yaklaşık 70 bin adet kurşunkalem yapılmaktadır. Bu sebeple yılda 82 bin ağaç kesilmektedir.
Bir bebek, tuvaletini haber verinceye kadar kullandığı çocuk bezleriyle 25 ağacın ölümüne sebep olmaktadır.