Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bugün rektör Seyfullah Çevik‘le de görüşüp, yüzüne de söyleyeceğim, tebriklerimi ileteceğim.

        Gediz Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, gerçekten çok ciddi bir organizasyona imza attı.

        Dün itibarıyla üç gün boyunca, 15 ülkeden gelen 45 ekonomisti ve uluslararası ilişkiler uzmanını İzmir’de ağırlıyorlar.

        Aralarında dünya çapında ekonomistlerin de bulunduğu grup, “refah yoluna yönelik tehditler” konulu sempoz yumda, dünyayı kasıp kavuran küresel krizi ele alırken, sıkıntıdan kurtulmanın yollarını da konuşuyorlar.

        Merkez Bankası’nın ana sponsorluğunu yaptığı sempozyumun onur konuğu ise, Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) Türkiye Daimi Temsilcisi Amerikalı Mark White Lewis.

        Lewis, bildiğim kadarıyla ilk defa İzmir’e geliyor.

        Diğer ekonomistlerin çoğunluğu da sempozyum sayesinde ilk kez Türkiye’yi görmüş olacaklar.

        Benim gözüm kulağım ise IMF Temsilcisi Mark White Lewis’te olacak.

        Lewis 1962 Zürih doğumlu.

        İki yıldır da IMF’nin kıdemli temsilcisi olarak Türkiye’de.

        Oldukça tecrübeli ve görmüş geçirmiş bir arkadaş.

        16 yıl IMF ile çalışıyor.

        Daha önce de Dünya Bankası deneyimi var.

        Yanılmıyorsam da bir Türk’le evli.

        Koruyucu meleğimiz gibi

        Lewis, iki yıl içinde bizden biri gibi oldu.

        Ne zaman konuşsa, yorum yapsa Türkiye’yi öve öve bitiremiyor, Türkiye ekonomisinden övgü ile bahsediyor.

        Çünkü ona göre, ülkelerin ekonomik performansında üç faktör önem taşıyor.

        Birincisi, sağlam bankacılık sektörü..

        İkincisi, güçlü mali disiplin..

        Üçüncüsü esnek bir özel sektör..

        Bu faktörler mevcutsa, ekonominin başarılı olduğunu ifade ediyor.

        Türkiye’nin sözkonusu üç alanda çok etkili olduğunu, zeminin sağlam durduğunu söylüyor ve o nedenle de doğru yolda gittiğini vurguluyor.

        Sanırım, yarın İzmir’de yapacağı konuşmada da bunların üzerinde önemle duracak.

        Lewis’in tahminler ve çıkışları da epey ilginç oluyor.

        Mesela, uluslararası kuruluşlar bizim notumuzu mu kırdı?

        Derhal davranıp şahsi kanaatini açıklıyor ve piyasalara moral verip, döviz kurlarını etkiliyor.

        “Şahsi kanaatim Türkiye’nin notu yakın zamanda artar” diye konuşarak, olumlu beklentiler yaratıyor.

        Lewis’in hakkımızdaki en umutsuz sözü bile gayet yumuşak.

        Bu yıl Türkiye için yüzde 7.5’luk, önümüzdeki yıl için de yüzde 2.5’luk büyüme öngördüğünü belirtiyor, ancak “Makul bir yavaşlama var. Bu, yumuşak bir inişe tekabül eder” diyerek, endişe edilmemesi gerektiğini de hatırlatıyor.

        "Ümüğümüzü sıktırmayız"

        dedik, alkışladı..

        Aslında en çarpıcı yorumu, geçen yıl yapmıştı Mark White Lewis..

        Başbakan Erdoğan “ümüğümüzü sıktırmayız” diye rest çekip, IMF ile stand-by anlaşmasını imzalamadığında, IMF’ci Lewis IMF’yı değil Türkiye’yi alkışlamış ve “Türk Hükümeti bu anlaşmayı imzalamamakla doğru olanı yaptı, doğru karar verdi” diyerek, herkesi ters köşeye yatırmıştı

        Şimdi düşünüyorum da, ne günlerden nerelere geldik.

        Eskiden IMF ile sürekli kapışırdık.

        Şimdi ise, bizden daha moralliler, bize bizden fazla sahip çıkıyorlar.

        Mark Lewis gibi renkli ve farklı bir temsilci ise, ortama daha da renk katıyor.

        O yüzden, benim gözüm ve kulağın yarın IMF’in bu ilginç ve sempatik temsilcisinin üzerinde olacak.

        Kendisinden yine farklı bir çıkış, farklı bir yaklaşım bekliyorum doğrusu.

        Umarım hevesimizi kursağımızda bırakmaz da, kendine has yorumlarıyla sempozyumun tarihe geçmesini sağlar.

        Diğer Yazılar