Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        İNGİLİZ ve Amerikan basınında Türkiye'yle ilgili haberlerde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın zaman zaman Atatürk ile kıyaslanmasına alıştık.

        Türkiye'nin ekonomik atılımları, dış politikada daha bağımsız bir çizgi izlemeye başlaması ve tabii AK Parti'nin 12 Haziran'daki yüzde 50'lik zaferi bu kıyaslamanın başlıca gerekçeleri. Atatürk, laikliği kutsayan asker kökenli bir liderken, Başbakan Erdoğan'ın muhafazakâr-demokrat bir siyasetçi olması da kıyaslamada yer verilen önemli noktalardan.

        Atatürk zaten bilinirdi de, Erdoğan'ın da dış basında üzerine kafa yorulan, övülen bir lider olması Türkiye için hiç fena olmadı.

        Zira adından övgüyle bahsedilen kişi her şeyden önce Türkiye'nin başbakanı. Bu övgüler Türkiye'nin marka değerini artırıyor.

        Lakin asıl anlatmak istediğim bu değil. Meseleyi başlıkta belirttiğim konuya getirmek istiyorum. ABD'de kasım ayında yapılacak başkanlık seçimi "Atatürk hayranı ile Erdoğan hayranı" adayların yarışına dönüşecek gibi görünüyor.

        Erdoğan hayranı derken, ABD Başkanı Barack Obama'yı kastediyorum. Biliyorsunuz Obama, Erdoğan'ın liderliğine olan hayranlığını en son Time Dergisi'ne anlattı. Dünyayla ilgili meselelerde fikirlerine en fazla önem verdiği, güvendiği liderlerden biri olduğunu söyledi. Rivayetlere göre Erdoğan' la fikir teatisinde bulunmadan neredeyse bölgeyle ilgili hiçbir karar almıyormuş. Bir nevi akıl hocası olarak görüyormuş Erdoğan' ı.

        İşte bu Obama, kasım ayında, Cumhuriyetçi Parti'nin başkan adayına karşı yarışacak. Amerika'daki seçimlerin Türkiye açısından çok enteresan bir hal alması da bu partinin adayının kim olacağına bağlı. İki favoriden biri eski Temsilciler Meclisi Başkanı Newt Gingrich.

        Ay'ı 51 'inci Amerikan eyaleti yapmaya ant içen Gingrich'in asıl ilginç tarafıysa bir Atatürk fanatiği olması. Tarihçi kimliğiyle de bilinen Gingrich, Atatürk'ü idolü olarak görüyor. ABD Başkanı seçildiğinde de Atatürk gibi devrim yapmak istiyor. İlk işi de Obama'nın son dört yılda binbir güçlükle çıkardığı ne yasa varsa, tamamını çöp atmak olacakmış. Ama Obama'dan önce Cumhuriyetçi rakibi Mitt Romney'i eyalet seçimlerinde elemesi gerekiyor. Romney'i devirdiği anda ABD'nin başkanlık seçimi Türkiye için tadından yenilmez bir hal alacak.

        Düşünsenize Atatürk hayranı Gingrich, Erdoğan hayranı Obama ya karşı ABD Başkanlığı için yarışıyor. Benim bildiğim Türkiye, bu seçimi nefesini tutarak izler.

        ***

        FRANSIZ VEKİLLERE TEŞEKKÜR EDERKEN

        Fransız senatör ve vekillerin başvurusuyla inkâr yasası Anayasa Konseyi'ne taşındı. Kararı ne olursa olsun, Sarkozy'ye "Dur" diyebilen 142 siyasetçiye teşekkür borçluyuz. Sivil toplum örgütleri teşekkür etsin. Tarihçiler, yazarlar, öğrenciler, sanatçılar, düşünce özgürlüğüne önem veren herkes teşekkür etsin. Lakin bana sorarsanız Türk siyasetçiler teşekkür etmesin.

        Zira Fransa'da çıkarılan bir yasaya karşı çıkan seçilmişlere, başka bir ülkenin siyasetçilerinin teşekkür etmesi şık bir manzara arz etmiyor. Haksız mıyım?

        Farz edin ki bizim Meclis bir yasa çıkarıyor. Lakin bazı vekiller tutup bu yasayı Anayasa Mahkemesi'ne götürüyor. Sonra Cumhurbaşkanı Sarkozy de çıkıp Anayasa Mahkemesi'ne gittikleri için "bizim vekillere" teşekkür ediyor. Hem de Başbakan Erdoğan bu yasayı desteklerken.

        O vekillerin düşeceği durumu, gazetelerimizin atacakları manşetleri hayal edebiliyor musunuz? "Sarkozy'nin talimatıyla harekete geçen hain vekil" damgası yemezler miydi?

        Yerlerdi.

        Allah'tan Fransızlar, bizim demokrasi şerbetimizden içmemişler. Yoksa o 142 Fransız çoktan Türkiye'ye iltica etmek zorunda kalmıştı.

        Diğer Yazılar