Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ARAŞTIRMALAR bir öğrencinin okul başarısında yani öğrenme yeteneğinde öğretmenin etkisinin yüzde 30 olduğunu gösteriyor. Bu veri genetik özelliklerin dışında öğretmenlerin ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor. Göreve geldiğinde Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer yaptığımız röportajda “çözmeleri gereken ilk öncelikli sorunun öğretmenlik” olduğunu söylemişti. Haklı. Kaliteli öğretmen, kaliteli öğrenci yetiştiriyor. Hem Dünya Bankası hem de OECD’nin yayımladığı raporlarda Türkiye’deki eğitimle ilgili bilgiler yer alıyor. Türkiye’deki öğretmenlerin OECD ülkelerine göre genç, deneyimsiz ve az etkin oldukları vurgulanıyor. Vasıflı öğrencilerin öğretmenlik mesleğini seçmedikleri dile getiriliyor. Ancak yalnızca bir-iki veriyi dikkate alarak Türk eğitim sistemindeki tüm başarısızlığın sorumlusu olarak öğretmenleri görmek doğru mu? Siz her iki üniversiteden birine eğitim fakültesi açmış ve kontenjanlarını her yıl artırdıysanız, bir akademisyene 64 öğrenci düşüyorsa, bu fakülteleri açmayı sürdürürken, diğer fakülte mezunlarına da öğretmenlik hakkı veriyorsanız, bir zamanlar bir gecede hiç formasyon eğitimi almamış on binlerce üniversite mezunu öğretmen olarak atandıysa fatura tek başına nasıl öğretmene çıkarılır?

        Sorunun nedenlerine bakmadan çözüm bulmak mümkün mü? Aynı raporlarda başka veriler de sunuluyor. Örneğin fırsat eşitliğinin olmadığına dikkat çekiliyor, OECD ülkelerinde en fazla parayı eğitime Türk ailelerinin harcadığı vurgulanıyor. Bu paralar da çocuklar daha iyi eğitim alsın ve sınavlarda başarılı olsun diye dershanelere ve özel derslere veriliyor. Harcayamayanın ise “kaliteli eğitime ulaşma şansı” olmuyor. Onların çocukları örneğin İstanbul’un bazı ilçelerinde sınıf mevcutları 60’ı aşan, bir kısmı ikili eğitim yapan okullara gidiyor.

        50-70 kişilik sınıflarda bir öğretmen 20 kez “Susun” dediğinde yılda 16 dersini harcıyor. Elitist devlet okulları olarak nitelendirilen fen ve Anadolu liselerinde kimlerin okuduğu da bu raporlarda var. Fen liselerindeki öğrencilerin üçte ikisi, Anadolu liselerindekilerin de yarısı nüfusun en zengin yüzde 20’lik diliminden geliyor. Yani paranız varsa kaliteli eğitime ulaşıyorsunuz. Okul devamsızlıklarından, terklerden, maaş farklarından söz etmiyorum. İtirazım yıllardır süren eğitim sisteminde kronikleşmiş sorunları göz ardı ederek, başarısızlık ve kalitesizlikten yalnızca öğretmenlerin sorumlu tutulmasına ve “günah keçisi” ilan edilmelerine..

        Diğer Yazılar