• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Pınar Reyhan  Özyiğit

Pınar Reyhan Özyiğit

[javascript protected email address]

Alla bilaaani virsin Amet

05 Şubat 2012 Pazar, 10:37:11

GEÇTİĞİMİZ günlerde bir toplantıda yine konu dönüp dolaşıp yabancı annelerle bizim anneliğimiz kıyaslamasına geldi. Birkaç kadın oturup önce bir güzel Avrupalı anneleri övdük, sonra da Türk anneleri yerdik. Kendimizin de dahil olduğu beğenilmeyen, aşağılanan grup olarak biz ve bizim çocuklarımız seçildi tabii... Ezik, problemli, ne yaptığı belli olmayan, daimi olarak telaşlı biz annelerin yetiştirdiği; ne yaptığı belli olmayan, daimi olarak abuk subuk heyecanlar peşinde olan, dikkat ve dinleme sorunu yaşayan, problemli çocuklarımızla biz başroldeydik.

FERİBOTTAN MANZARALAR...
Tatil dönüşü araç taşıyan feribotlarda, otomobilleri bindirip park edip, üst kata 2 saat geçirmeye çıkan karışık aileler topluluğunun; bizim halkımızın anne, baba, çocuk, aile yapısının nasıl da güzel bir örneği olduğuna karar verdik. Geniş hedef kitleli, aile odaklı ürün, marka, algı vb. pazar araştırması yapacak bir firmanın herhangi bir tatil dönüşü feribotta bunu yapması ideal olur. Şöyle ki; her cins, her çeşit ve her model anne, baba, çocuk o feribottaki 2 saat içerisinde sosyal oluyor ve ortamı güzelleştiriyor! Ünlem koyuyorum çünkü “güzellik” kelimesinin algısı kişiye göre değişir. Bana göre cehennem olan, başkasına göre cennet olabilir. Şöyle bir manzara var gözümde son feribottan: İçinde oyun parkı bölümü olan bir yerin yakınında oturuyoruz. “Çocuklar belki eğlenir” diye düşünmüşüz ki bunun büyük bir hata olduğunu sonradan öğrendik.

AİLE 1: Çocuğunun kulaklarına yapışmış, onu “Alla bilaaanı virsin Amet” diye 2 metre havaya kaldıran bir anne. Elinden kurtulup aynı yere tekrar tırmanan ve aynı şekilde tekrar yere gümleyen, adının Ahmet olduğunu öğrendiğimiz, 4 yaş civarında, kafası sıfıra vurulup tıraş edilmiş, muhtemelen bit sonrası bir operasyon yaşamış bir çocuk... Çocuğunun ancak 315’inci düşüşüne tepki veren ve şöyle seslenen bir baba: “Bascam gıcına imdi tepigi...” AİLE 2: Tamamen markalar içinde bir anne... Elini tuttuğu markalar içinde bir kız çocuğu, tahminen 5 yaşında... Çocuğun elinde tamamen markalarla giyinmiş bir bebek. Ortama şoke olmuş halde bakan, “Aaaaa” sesleri çıkaran, yine tamamen markalar giymiş bir anneanne... Kafasını gömdüğü gazeteden arada sırada çıkaran, görüntüde kendi halinde bir baba. Ama aslında o, her kafayı kaldırdığında, kadına, “Bana da bir kahve getir kalk hadi” diyen, sürekli eleştiren bir odun...
AİLE 3: Tahminimiz bunların uzaylı olduğu yönünde. Çünkü kendi aralarında konuşan, kart oyunu oynayan, annenin kitap okuduğu, babanın çocuklarla oyun oynadığı durumlar var. Çocuklarda konsantrasyon sorunu asla yok çünkü oynadıkları oyuna odaklılar. Kafalarını kaldırıp gümleyen Ahmet’e, “Bana da kahve getir” diye bağıran oduna ve çevredeki bir milyon bağıran, koşan çocuk sesine ve anne bağırışlarına tepkisizler... Sıra, itişme, kakışma, tırmanma saplantıları yok bu çocukların. Su isteyen çocuğa gözü kitabında suyu uzatan, açtı mı açamadı mı, üstüne döktü mü dökmedi mi, suyu içerken boğuldu mu diye bakmayan bir anne. Yani normaller. Gayet normal, sakin, problemsiz...

BİZİM DERDİMİZ NEDİR?
Şimdi “Bizim sorunumuz nedir, niye böyleyiz, çocuklarımız niye böyle?” sorusunun yanıtını bulmak lazım. Yemin ediyorum 10 yıldır anneyim, 3 çocuğum var, bu işin içindeyim, bu yanıtı bulamıyorum. “Toplumsal bir durum” diyerek bana bu soruyu soranlardan kaçıyorum. Son zamanların en moda cevabını veriyorum: “Şekerim genlerimizde var, böyleyiz biz!” Ne demişler; olgunluk kabul etmekle başlar...

Eyüboğlu Koleji Güney Kutbu’nda!
24 günde 610 kilometre yol kat ederek tek başına ve destek almadan Güney Kutbu’na giden dünya rekortmeni Norveçli kâşif Christian Eide, Eyüboğlu Koleji öğrencileri tarafından kendisine hediye edilen Eyüboğlu bayrağını Güney Kutbu’na ulaştırdı. Güney Kutbu’na 24 günde ulaşarak yeni bir dünya rekoru kıran Eide, ülkemize özel olarak davet edildi. Eide, 21 Ekim’de Eyüboğlu Eğitim Kurumları’nı ziyaret etti ve öğrencilere nefes kesen yolculuğunu anlattı. Öğrenciler de ona, Güney Kutbu’na götürmesi için Eyüboğlu Eğitim Kurumları’nın bayrağını hediye etti. Bir süre önce yola çıkan Eide, 24 günlük yolculuğun ardından Güney Kutbu’na ulaşmayı başardı ve öğrencilerin kendisine hediye ettiği bayrağı Güney Kutbu’na dikti. Eide, -35 dereceye varan soğuk nedeniyle Güney Amerika ve Antartika’da 18 gün beklemesi dışında, yolculuğunun planlandığı gibi gerçekleştiğini belirtti. 100 yıl önce Güney Kutbu’na ulaşan Roald Amundsen’in buzdan heykelinin önünde elinde Eyüboğlu bayrağıyla poz veren Eide, öğrencilere bir de öneride bulundu. Fiziksel özelliklerin bu tür aktiviteler için önemli olduğunu belirten Eide, genç yaşlarda temel antrenmanları yapmanın ileriki yaşamı kolaylaştıracağını söyledi.

Bizim evin en kıymetlisi..
Bebekler büyüdükçe arkamızda bıraktığımız oyuncaklara bakıyor, “Ne günler yaşadık” diyor ve duygulanıyorum... Örneğin bu ‘Yağmur Ormanı Jimnastik Merkezi’ (Fisher-Price ürünü) hem Kaila hem de Rüzgâr için en sevdikleri oyuncaklardan biriydi. Evin en kıymetli oyuncaklarındandı yani. Öyle çok vakit geçirdik ki bununla ve Yağmur Ormanı oyuncaklarının diğer türevleriyle. Yüzlerce fotoğrafta bizimle hepsi... Bu tarz şeyler eğlenceli olmalarının yanı sıra çok güzel şeyler de öğretiyor. Bebeklerin aynı merkezde 3 farklı şekilde oyun oynamalarını sağlamak üzere tasarlanmış bu ürün. Minikler; sırt üstü, yüz üstü veya oturarak oynayabilecekleri bu merkezde el, kol, göz koordinasyonu ve kaslarını geliştirebiliyor, görme duyularını harekete geçirebiliyor. Yağmur Ormanı Jimnastik Merkezi, çok amaçlılığının yanı sıra bebeklerin hem öğrenmelerini hem de keyifli vakit geçirmelerini sağlıyor.

Diğer Yazıları

Doğum günü partisi ve okul seçimi stresi

  • Yayın Tarihi: 24/05/12 10:58
  • [javascript protected email address]
Benim için yılın en maliyetli, en zor, en planlaması ağır dönemi... Neden mi? İlk konu: 27 Mayıs, 3 Haziran ve 30 Haziran doğumlu 3 çocuk için doğum partileri organize etmek, hazırlanmak lazım. Süsü püsü, hediyesi, davetiyesi, pastası, yiyecekler,...
Devamını Oku

DryNites ile çocuklar gülerek uyansın

  • Yayın Tarihi: 19/05/12 09:54
  • [javascript protected email address]
Alt ıslatma sorunu, çocukların ve ailelerinin hayatını olumsuz yönde etkileyen önemli bir sorun. "DryNites ile Çocuklar Gülerek Uyansın" projesi bu konuya dikkat çekme amacını taşıyor... Türk Çocuk Ürolojisi Derneği önderliğinde, Prof. Dr. Serdar Tekgül...
Devamını Oku

Eyvah çocuğum kitap okumuyor!

  • Yayın Tarihi: 16/05/12 11:50
  • [javascript protected email address]
"Çocuğum kitap okumuyor!" sözü annelerin hep söylediği bir şey. Fakat artık çocuklara kitap okutmak zor ve her geçen gün daha da zorlaşıyor. Onlarca televizyon kanalı, bilgisayar oyunları, internet derken çocukların dikkatini çekecek o kadar çok şey var...
Devamını Oku

Anne adaylarına ilk hediye

  • Yayın Tarihi: 12/05/12 13:42
  • [javascript protected email address]
ANNE ADAYLARINA İLK HEDİYE Bir annenin ilk hediyesi ne olmalı sizce? İnsan birden şaşırıyor değil mi böyle sorunca? Belly Armor'u ilk duyduğumda ben de çok şaşırmıştım ama bir yandan da hoşuma gitmişti neleri düşünüyorlar diye. Belly Armor cep...
Devamını Oku

Yaşadıkları şehirleri çizdiler

  • Yayın Tarihi: 11/05/12 11:40
  • [javascript protected email address]
Çocukların yaptıkları resimleri onların iç dünyalarını anlayabilmek açısından çok önemsiyorum. Konuşarak anlatabileceklerinden çok daha fazlasını anlayabilmek için çok güzel bir seçenek sunuyor. Bu yüzden de çocuklar için düzenlenen resim yarışmalarına...
Devamını Oku
Tüm Yazıları