Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BAKARA Suresi'nin 213. ayetinden bir kısım alarak hasedin, yani kıskançlığın insanlar arası ilişkilere ve toplumlara verdiği zararı anlatmaya çalışacağız.

        "Ancak kendilerine kitap verilenler, apaçık deliller geldikten sonra, aralarındaki kıskançlıktan dolayı dinde anlaşmazlığa düştüler."

        Ayetin bu kısmında yüce Allah delil ve bilgi geldikten, yani kendilerine hakikat öğretildikten sonra insanların ihtilafa düşmelerinin nedenini bildirmekte; sebep sonuç ilişkisini tespit etmektedir. Buna göre sebep "bağy", yani "haset"tir; sonuç ise bilgiye sahip olanların ihtilaf etmeleridir. Yüce Allah, inanan ve bilen insanların sosyolojik manada ihtilafa düşüp bölünmelerine, psikolojik bir oluşum olan hasedin sebep olduğunu ifade etmektedir.

        Hasedin derin sosyal yarası, bilgili insanların o kötü duyguya kapılmalarından kaynaklanmaktadır. Bilmeyen insanların hasedi ile bilen insanların hasedi arasında fark olacağı için yüce Allah, "Apaçık deliller geldikten sonra" ifadesini kullanmaktadır. "Apaçık deliller geldikten sonra" ifadesi, onlara eğitimle hakikatin öğretildiğini, buna rağmen onların ihtilaf ettiklerini göstermektedir.

        "Haset" karşılığını verdiğimiz "bağy" kelimesine "Dünyaya olan hırsın meydana getirdiği zulüm ve insafın azlığı" manasını verebiliriz. Bu manadan hareket edersek, hasedin toleransı yok ettiğini söyleyebiliriz. Bilgili insanların toleranslı olmaları gerekir. Toleranssızlık hasedin ateşini artırıp genişletmekte, insanlar arasındaki birlik ve beraberliği yakıp kül etmektedir. Ormanda farklı ağaç ve bitki örtüsünün bulunması ne kadar tabii ise, insanların farklı düşüncelere sahip olmaları da tabiidir.

        Kendilerine gelen apaçık delillere rağmen insanlar hangi konuda ihtilaf ettiler? İlahi vahyin anlamı, o kitabın hükümleri hakkında ihtilafa düşmüş olmalarıdır. Burada tehlikeli olan nokta, dini öğrendikten sonra, din hakkında ihtilafa düşüp mezhepleşme olgusudur; çünkü mezhepleşme, dini beşerileştirmektedir. Yorumlar dine sokulmamalıdırlar.

        İşte Allah, İslam'dan önceki din mensuplarının düştüğü hatayı bildirerek Hz. Muhammed'e inananların aynı hataya düşmelerini önlemek istemektedir. İnsanın duygularının bilgi karşısında en zor eriyeni, en zor etkileneni ve en inatçı olanı hasettir. Bilginin etkisini devre dışı bırakan, hasetten başka bir duygu yoktur. Hasedin karanlığını bilginin ışığı bile dağıtamadığından, insanlık haset denen psikolojik tanrıya kulluk etmektedir.

        Haset denen tanrıyı en çok memnun eden kurban, insanların birlik ve beraberliğinin bozulmasıdır. İnsanlar derin ihtilaflarla, tefrikaya düştükçe, haset tanrısı gıdalanmakta, zevklenmekte ve kullarından memnun olmaktadır.

        Ayetin başında yer alan "İnsanlar tek bir ümmetti" ifadesi, birliği darmadağın eden şeyin, bilen insanların hasedin etkisiyle ihtilafa düşmeleri olduğunu beyan etmektedir. Hasedin olduğu yerde bütünlük, birlik, kardeşlik yoktur; derinlemesine ihtilaf, parçalanma, tefrika ve kavga vardır. Onun içindir ki yüce Allah, insanların kendi iradeleriyle hasetten kurtulmalarının mümkün olmadığını beyan sadedinde şöyle buyurmaktadır: "Haset ettiği zaman haset edenin şerrinden, şafağın/aydınlığın rabbine sığınırım." (Felak, 5).

        ***

        Bayraktar Hoca Cevaplıyor

        ■ Hocam oruçluyken yanlışlıkla su içtim ama aklıma gelince hemen bıraktım. Yerine tutmalı mıyım? K.B.

        Yanlışlıkla içtiğin için yerine tutman gerekmez.

        ■ Hocam, "Yunus Suresi 10. ayette namazda nelerin okunacağı belirlenmiştir" dediniz. Ben ayeti okudum, öyle bir hüküm çıkaramadım. C.C.

        Ayeti kerimeyi tam anlayamamışsın. Orada "sübhaneke allahümme" diyor, "tahiyye" diyor

        ve "elham" diyor. Namazda nelerin okunacağını işte bu kelimelerden çıkarıyoruz.

        ■ Kolonya sürersek veya parfüm sıkarsak orucumuza bir zarar gelmiş olur mu? L.V.

        Hayır bir zarar gelmez.

        Diğer Yazılar