Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Birilerine dokunan iyilik diğerlerini üzüyor; birilerine isabet eden kötülük diğerlerini sevindiriyorsa, ortada ikili oynamanın meydana getirdiği büyük bir bunalım ve çatışma var demektir

        GÜNÜMÜZDE girmeye çalıştığımız Avrupa Birliği'ndeki ülkelerde meydana gelen ekonomik ve sosyal krizler ile İslam ülkelerinde meydana gelen siyasi ve sosyal krizlere sevinmemiz doğru değildir. Hatta bu münafıklık alametidir. Ayet şöyledir: "Eğer bir iyilikle karşılaşırsanız bu onları üzer; başınıza bir kötülük gelince de memnun olurlar. Ama eğer zorluklara karşı sabreder ve takvalı davranırsanız (ruh olgunluğu gösterirseniz), onların hileleri size hiçbir zaman zarar vermez. Zira Allah onların tüm yaptıklarını kuşatıcıdır." (Âl-i İmran 120).

        Bu ayet, aynı surede yer alan 118-119. ayetlerin devamıdır. Ayetler şöyledir:

        SOSYAL HAYAT YOK OLUR

        "Ey iman edenler! Sizden olmayan kişileri can yoldaşı edinmeyin. Onlar sizi yoldan çıkarmak için ellerinden gelen hiçbir çabayı esirgemezler. Ve sizi sıkıntıda görmekten hoşlanırlar. Şiddetli öfke ağızlarından taşmaktadır; kalplerinde sakladıkları ise daha da kötüdür. Aklınızı kullanırsanız, size ayetleri açıkladık. Siz onları sevmeye hazırsınız ama onlar, bütün kitaplara inansanız bile sizi sevmeyecekler. Ve sizinle karşılaştıklarında 'İman ettik' derler, kendi başlarına kaldıklarında da size karşı öfkelerinden parmaklarını ısırırlar. De ki: 'Öfkenizle kahrolun!' Allah kalplerin içindekini hakkıyla bilmektedir."

        Müslümanlara fenalık etmekten geri durmayan, sıkıntıya düşmelerini isteyen, onlara karşı kalpleri kin dolu olan, onlara karşı ikili oynayan münafıkların tavırlarından biri de Müslümanlara bir iyilik dokunduğunda tasalanmaları, kötülük dokunduğunda sevinmeleridir.

        Âl-i İmrân 120'de Müslümanlara dokunan iyilik ve kötülük ele alınırken, Tevbe Suresi'nde ferde isabet eden iyilik ve kötülüğün başkalarında meydana getirdiği psikolojik tutum ele alınmaktadır: "Eğer sana bir iyilik dokunursa bu onları üzer. Ve eğer başına bir musibet gelirse, 'İyi ki biz daha önce tedbirimizi almışız' derler ve böbürlenerek dönüp giderler." (Tevbe, 50).

        Ayetin birinci bölümünden çıkaracağımız sonuçlardan biri de şudur: Dokunma ve isabet etme fiillerinin öznesi "iyilik" ve "kötülük"tür. Yani, iyilik dokunuyor, kötülük isabet ediyor.

        Biyolojik hastalıkları meydana getiren mikrop ile ona karşı savaşan mikrop nasıl bünyeyi etkilerse, sosyal mikrop olan kötülük ile onun düşmanı olan iyilik de sosyal hayatı etkiler. Yüce Allah bir şeye iyi veya kötü derken, onun insan ruhunda ve toplum hayatında meydana getirdiği oluşumları dikkate almaktadır.

        Birilerine dokunan iyilik diğerlerini üzüyor; birilerine isabet eden kötülük diğerlerini sevindiriyorsa, ortada ikili oynamanın meydana getirdiği büyük bir bunalım ve çatışma var demektir.

        Müslümanların bundan çıkarmaları gereken ders şudur: Birinin başına gelen iyiliğe üzülmek ve birinin başına gelen kötülüğe sevinmek, münafıklık (içi başka dışı başka olma, arabozuculuk) alametidir. Bu durumda olan Müslüman'da münafıklık alameti var demektir. Ayetin ikinci bölümünde, münafıkların zararını önleme yolu olarak, sabır ve takva gösterilmektedir.

        "Sabır" ve "takva" insanın ruhunu, belalara karşı canlı ve diri tutar. "Sabır" dayanıklılığı, belaların, kötülüklerin altında ezilmemeyi, "takva" da kalp gözünü/basireti yani meseleleri derinlemesine görebilmeyi ifade eder.

        Yüce Allah Müslümanlara, münafıkların eziyetlerine karşı sabretmelerini tavsiye etmektedir. İnanç ve hayat tarzları farklı olan gruplar arasında, Müslüman çatışmadan yana değil; barıştan, sorunları çözme ve sorunlara takvayla yaklaşmadan yana olmalıdır. Zira Allah'ın emri bu yöndedir.

        Aynı toplumda yaşayan gruplar arası çatışmada hilelere karşı en etkili silah, beynin ve gönlün en önemli ürünleri olan sabır ile takvadır.

        Ayetin bu kısmında geçen "keyd" kelimesi, "aldatmak, hile yapmak, kötülük düşünmek, biriyle savaşmak ve kusmak", nefisle beraber kullanılınca "can çekişmek, öfke ve entrika" manalarına gelmektedir. Bu kelimenin "kusmak" anlamı manidardır. İnsanın midesi rahatsızlanınca bazen istifrağ eder, içindekileri boşaltır; bu da onun rahatsız olduğuna delalet eder. Grupların birbirine kin gütmesi, toplumun midesi olan iç yapıyı bozar ve toplum entrikalarla hastalanır ve neticede meydana gelen çatışmalar toplumsal kusmaya sebep olur.

        BİZE DE ZARAR VERİR

        Günümüzde Avrupa Birliği'ndeki ekonomik ve sosyal problemler karşısında Müslümanlar, özellikle bizim milletimiz sevinemez ve sevinmemelidir; çünkü komşuda meydana gelen musibetler karşısında sevinen, orada meydana gelen iyiliklerden dolayı üzülenler münafıklık psikolojisine sahip demektir. Aynı şekilde İslam ülkelerindeki, yukarıda geçen ve kusmak anlamına gelen "keyd"in meydana getirdiği sıkıntılar bizi de üzmelidir. Çünkü bu problemler, sıkıntılar bizim de hayatımıza zarar vermektedir.

        Avrupa Birliği'ndeki ekonomik ve sosyal problemler siyaseti etkilemekte, bizim de ekonomik hayatımızda olumsuzluklar meydana getirmektedir; getirmeye de devam edecektir. Onun için, olanlardan dolayı biz de üzülmeliyiz, yaşanan hayatı ve geleceği bilinçli bir şekilde planlamalıyız. İşte siyaset sanatı ve Müslümanlık bunu gerekli kılmaktadır.

        ***

        Bayraktar Hoca Yanıtlıyor

        ■ Tanıdıklarım ruh çağrıyorlar. Ruh çağrılır mı, öldükten sonra ruhlar serbestçe dolaşıyorlar mı? P.S.

        Ruh asla ve kata çağrılamaz. Ruhlar serbestçe dolaşamazlar.

        ■ Yeni yılı aile arasında kutlayarak karşılamanın bir mahzuru var mı? N.C.

        Yeni yılı karşılamanın bir mahzuru yok ama şekli önemlidir. Önemli olan kutlarken yanlış bir şeyin yapılmamasıdır.

        ■ Komşumun gittiği tanınmış bir hoca var. Hocanın birtakım mucizeler gösterdiğini söylüyor. Allah, insanlara böyle bir güç verir mi? L.B.

        Allah, asla böyle bir güç vermez. Ve bu sahtedir.

        ■ İsmin insan üzerinde bir etkisi var mıdır? K.B.

        İsimler, psikolojik olarak insanı etkiler. Onun için çocuklarımıza güzel ve anlamlı isimler koymakta yarar var.

        ■ Hocam ben 5 vakit namazımı kılıyorum. Yalnız tırnaklarıma oje sürüyorum. Abdest alırken bir sakınca teşkil eder mi? N.S.

        Oje suyun geçmesine müsaade etmiyorsa abdest olmaz, geçiyorsa olur.

        Diğer Yazılar