• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Prof. Dr. Bayraktar  Bayraklı

Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı

[javascript protected email address]

Kuran'a göre basın ahlakı

16 Aralık 2011 Cuma, 10:39:01

Günümüzde bazı medya organları insanların şıplarını araştırmayı maharet kabul etmektedir. Basın ahlakının temeli insanların mahremlerini, ayıplarını araştırmamak insanlık onurunu ayaklar altına almamaktır

SOSYAL ve dini ahlakın en önemli konularından, insanlar arası ilişkileri zedeleyecek, yaralayacak ve düzeltilmesi zor bir hale gelecek olan davranışlardan üçü zan, tecessüs ve gıybettir. Bu konudaki ayet şöyledir:
"Ey iman edenler! Zandan çok sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin ayıplarını araştırmayın. Birbirinizin arkasından gıybet etmeyin. Sizden biriniz ölü kardeşinin etini yemeyi ister mi? İşte bakın bundan tiksindiniz. Allah'a saygı duyun. Şüphesiz Allah, tövbeleri kabul eden ve merhamet sahibidir." (Hucurat, 18).
1- Ayette geçen "zan" kavramı Hakka 20'de bilmek; Haşr 2'de inanmak; Necm 28'de hakikatten bir kırıntı olmayan sanı manalarına gelmektedir. Kuran'da iyi zan (Nur, 12), kötü zan (Fetih, 12), cahiliye zannı (Âl-i İmran, 154) ve günah olan zan (Hucurat, 12) olarak yer almaktadır.
Mümin insanların zandan çok sakınmaları gerektiğini yüce Allah yukarıdaki ayette emretmektedir. Çünkü kötü zannın peşinden koşan müminlerin, Hz. Peygamber'in hanımına iftirada bulundukları ifade edilmektedir (Nur, 11-16).
Hz. Peygamber: "Zandan sakının, çünkü zan, sözün en yalanıdır." (Buhârî, Vesâyâ, 8). Hz. Peygamber'in tanımına göre zan, yalandan ibarettir. Âlimler, zannı "itham" olarak manalandırmışlardır. Zan, şüphe üzere hüküm vermekten ibarettir.

2- "Birbirinizin ayıplarını araştırmayın." Hz. Peygamber zandan sakınmayı emreden hadisinin devamında, "İnsanların konuşmalarına kulak vermeyin, tecessüs (merak) etmeyin" (Buhârî, Vesâyâ, 8) demiştir. Başka bir hadisinde, "Sen insanların gizli saklı kusurlarının peşine takılacak olursan onları bozarsın veya bozulacak noktaya götürürsün" buyurduğu rivayet edilmektedir.
Günümüzün bazı medyası, insanların ayıplarını araştırmayı maharet kabul etmektedir. Aslında ayetin bu kısmı hem basın ahlakının, hem de sosyal ahlakın temeli, temel kuralı olmalıdır. İnsanların ayıplarını, gizli meselelerini veya mahremlerini araştırmayı amaç edinenler, hem ferde, hem topluma, hem de kendi dini şahsiyetlerine zarar vermektedirler.

3- "Birbirinizin arkasından gıybet etmeyin. Sizden biriniz ölü kardeşinin etini yemeyi ister mi? İşte bakın bundan  tiksindiniz."
"Gıybet nedir?" sorusunun cevabını bir hadisle verebiliriz: "Hz. Peygamber, 'Gıybetin ne olduğunu biliyor musunuz?' diye sorunca ashab, 'Allah ve peygamberi daha iyi bilir' dediler. Hz. Peygamber, 'Gıybet, kardeşinden hoşuna gitmeyecek bir tarzda söz etmendir' dedi. 'Peki benim sözünü ettiğim husus kardeşimde var ise ne olur?' diye sorulunca, 'Eğer söylediğin şey onda var ise onun gıybetini yapmış olursun, eğer onda yoksa iftira etmiş olursun' dedi." (Müslim, Birr, 70).
Burada soracağımız diğer bir soru şudur: "Yüce Allah neden ölü kardeşinin etini yeme benzetmesi yapmıştır?" Bize göre bunun iki cevabı vardır:
a) Bu benzetme tiksinti meydana getirip bu davranıştan insanı caydırmak için yapılmış olabilir.
b) Bir mümin, bir mümin kardeşinin yüzüne karşı ağır bir tenkit yaparsa onu incitir. Bu incitme haramdır. Ama mümin kardeşi yanında yoksa, onun gıybetini yapması onu incitmez. Bu tıpkı ölünün vücuduna açılan yarayı duymaması gibidir.

4- "Allah'a saygı duyun, şüphesiz Allah tövbeleri kabul eden ve merhamet sahibidir."
Zandan kaçınmanın, ayıpları araştırmanın, gıybet etmek gibi kötü ahlaktan vazgeçmenin yollarından biri ayetin başındaki iman ve ayetin son kısmında yer alan Allah'a saygı duymak dediğimiz takva duygusunu harekete geçirmektir. Bunları ahlakın temellerine koyduğumuzda, bu çirkin davranışlardan uzaklaşmamız kolaylaşacaktır. Müminler zanna uyar, birbirinin ayıplarını araştırır ve gıybet yaparlarsa, kısaca bu günahları işlerlerse bir çıkış yolu yok mudur?
Yüce Allah ayetin sonunda tövbeleri kabul edici olduğunu söyleyerek, bu günahları işleyenlere tövbe etmelerini emretmektedir.
Netice olarak diyebiliriz ki, günümüzde insanların ayıpları araştırılmakta, gizli çamaşırlar pazara çıkarılmakta, insanların onuru, haysiyeti, şerefi ayaklar altına alınmakta ve bir kısım insanlar bundan istifade etmektedir. Teknolojinin getirdiği kolaylıklarla yapılan bu işlerden yüce Allah razı değildir. İnsanlar toplumun düzenini bozacak ahlak dışı ve hukuk dışı işler yaparlarsa ve başkalarını rahatsız ederlerse o zaman gereken yapılmalıdır. Ama insanların gizli ayıplarını araştırmak ahlaki bir olay değildir.

***

Bayraktar Hoca Yanıtlıyor

■ Cennette de bir aile düzeni, sorumluluklar olacak mı? Orada nasıl bir hayat olacak? M.T.

Orada amel ve sorumluluk yoktur. Orada günah işlemek de yoktur.

■ Dünyada âmâ olan cennette de âmâ mı olacak, bir uzvu eksikse orada da eksik mi olacak? D.B.

Bu dünyada fiziki olarak âmâ olanlar orada âmâ olmayacaktır. Bütün uzuvları tamam halde dirilecektir. Ancak dünyada manevi âmâ olan, yani Allah'ın öğüdünden, Kuran-ı Kerim'inden yüz çevirenler orada Allah tarafından unutulacağı için âmâ olarak haşrolacaktır.

■ Kuran-ı Kerim bilindiği gibi parça parça indirilmiştir. Daha sonra bu ayetl erin sıral amasını ve bir sure altında topl anmasını kim yapmıştır? O.A.

Ayetlerin hangi sureye ve hangi ayetten sonra konacağını Cebrail Aleyhisselam belirlemiştir.

■ İstediğimiz bir iş, bir kişi veya herhangi bir şey için her gün dua edip bunu istemek doğru mu? Ya
da ettiğimiz dua ile istediğimiz şeyin olmasını sağlayabilir miyiz yoksa zaten herkesin bir kaderi var ve onu mu yaşıyoruz? T.Y.

Her gün dua etmenin bir sakıncası yok. Ama duayla Allah'tan ne istediğin önemlidir. Olmayacak bir şeyi Allah'tan istemek yanlıştır. Önce bütün gayretini gösterip ondan sonra Allah'tan isteyeceksin.

■ Melekler bizim her yaptıklarımıza tanık oluyorlar mı? S.B.

Evet, tanık oluyorlar.

Diğer Yazıları

Nankörlük, toplumu yok eder

  • Yayın Tarihi: 25/05/12 10:18
  • [javascript protected email address]
YÜCE Allah asırlar önce liderlerin, idare ettikleri toplumların çöküşüne nasıl etki edeceklerinin bir örneğini aşağıdaki ayetlerde vermektedir. Ayetler şöyledir:"Allah'ın nimetine nankörlükle karşılık veren ve sonunda kavimlerini helak yurduna...
Devamını Oku

Gönül gözü körlüğü gözyaşına neden olur

  • Yayın Tarihi: 18/05/12 11:19
  • [javascript protected email address]
Aklı kullanmamak, basiret denen gönül gözünü göremez hale getirir. İşte bu körlük, gönül ülkesinin ışıktan yoksun hale gelmesi, kararması, güneşinin batması demektir. Günümüz insanları gönül gözünü yitirmiş, ışığını kaybetmiş durumdadır GÖNÜL çevresinin...
Devamını Oku

Genleri bozmak şeytan işidir

  • Yayın Tarihi: 11/05/12 10:18
  • [javascript protected email address]
Evrensel ve milli değerler, bir milletin kültürünün genlerini oluşturur. Bir milletin manevi kültürünün genlerini değiştirmek de şeytani bir iştir. Günümüzdeki uluslararası mücadelenin esası da budur GÜNÜMÜZ insanlığı kendi .kendine zarar vermekte,...
Devamını Oku

Günümüzdeki firavunlar

  • Yayın Tarihi: 04/05/12 11:33
  • [javascript protected email address]
Firavun, kendi ülkesinde yönetici olarak zulüm yapıyordu. Bugünkü Suriye lideri de çocukları, kadınları ve erkekleri öldürüp zorbalığı ve bozgunculuğu birkaç katına çıkarmaktadır İSLAM âleminde özellikle Suriye'de akan kanlar, firavunun akıttığı...
Devamını Oku

Müslüman'ın kişilik özelliği

  • Yayın Tarihi: 27/04/12 10:37
  • [javascript protected email address]
Müslüman şahsiyet, hep iyinin, güzelin, doğrunun ve hakkın arkasında olan; insanların feryatlarını duyan ve çare için koşan; şahsiyetinden fire vermeyen ve onuruyla ayakta dimdik duran kişidir GÜNÜMÜZDE İslam âleminde .yaşananlara yol açanlar,...
Devamını Oku
Tüm Yazıları