Siyaseti, ikiyüzlü devletler kirletiyor
Geçmişte ikiyüzlü davrananlar oldu, bugün daha şiddetlileri var, gelecekte de olacak. Devletlerarası ilişkilerde münafık davranışları tanımak ve onlara karşı tedbirli olmak gerekiyor
ULUSLARARASI ilişkilerde münafık, yani ikiyüzlü ve çifte standartlılar siyaseti kirletmekte, içlerindeki düşmanlığı dışarı vurmakta, kimi zaman ihanette öne geçmektedirler. Günümüzde oynanan uluslararası oyunlar bu kirlenmenin neticesi ve bu kirlenmeye sebep olan davranışlardır. Yüce Allah münafıkları, yani çifte standartlıları çeşitli ayetlerde anlatmaktadır. Biz bunlardan birkaçını gündeme getirmek istiyoruz.
"Onları gördüğünde bedenleri hoşuna gider. Konuşsalar sözlerini dinlersin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kütükler gibidir. Her sesi kendi aleyhlerine sayarlar. Onlar gerçek düşmanlardır. Onlardan sakın; Allah, onları kahretsin, nasıl da haktan döndürülüyorlar!" (Münafikûn, 4).
1- "Münafık" kelimesinin kökü, "nefeka" fiilidir ve "eşyaya rağbetin çok olması, tükenmek, azalmak, ölmek, yaranın kabuk bağlaması" anlamlarına gelmektedir.
Bu manalar kelimenin maddi boyutunu ifade etmektedir. Bunları manevi yöne aktarırsak şunu söyleyebiliriz: "Tükenmek", münafığın Allah katında değerinin tükenmesi demektir. "Yaranın kabuk bağlaması" da, münafığın söyledikleri yaranın kabuğu gibidir; yaranın kendisini görmek istersen, kabuğu kaldıracaksın. İşte münafığın sözleri kaldırılınca, gerçek şahsiyeti görülecektir. Diğer bir anlamı da "tavşanın deliğinden çıkması" veya "oraya girmesi"dir. Münafık kişi, korkak olduğu için tavşan veya fareye benzer. Tehlike gördüğünde hemen sosyal hayatın deliklerinden girer, bir zaman sonra şartlar değişince o delikten çıkar.
Başka bir anlamı da, "semizlenen devenin tüylerinin dökülmesi"dir. Münafıklar ikiyüzlü davranarak sosyal hayatta semizlenirler. Devenin tüylerini dökmesi gibi, korkaklıklarını veya kinlerini dökerler. Diğer bir anlamı da, "içinde olanın zıddını göstermek, dostluk gösterip düşmanlığını gizlemek"tir. Münafık kişinin içi-dışı bir değildir. Esas niyetini gizler, ortama göre farklı davranır.
2- Yüce Allah, yukarıda vermiş olduğumuz ayette münafıkları başka bir açıdan analiz etmektedir. Ama bu analiz onların diğer özelliklerini ortaya koymaktadır. Ayeti tarihi boyutuyla açıkladıktan sonra günümüze ve evrenselliğe taşıma gayreti içinde olacağız.
a) "Onları gördüğünde bedenleri hoşuna gider." Günümüzde İslam'a karşı ikiyüzlü davranan yabancı münafıklara baktığınızda aynı durumu görürsünüz. İslam âlemine karşı çifte standartlı ülkelerin temsilcilerinin endamına bakınız, ayetin gösterdiği şekilde insana yakışıklı gelirler.
b) "Konuşsalar sözlerini dinlersin." Abdullah b. Übeyy konuştuğunda kendini Hz. Peygamber'e dinletirdi. Kendini çok güzel ifade ederdi. Bu ayet sanki şimdiki münafıkları anlatmaktadır. İslam'a karşı, yani müminlere karşı ikili oynayanlar konuşurken, onları çok iyi hatip zannedersiniz. Müminleri çok güzel dinletirler ve onları aldatırlar. Konuşurken döktürürler ve kitleleri etkileyip peşlerinden sürüklerler.
c) "Onlar sanki elbise giydirilmiş kütükler gibidir." Buradaki benzetme, münafıkların iç âleminin boş, kof, işitmeyen, anlamayan, aklını kullanmayan, ruhsuz bedenden ibaret olduklarını ifade etmektedir. Elbisesini
giydiğinde bedenen yakışıklı olduğu anlaşılır ama içsel bakımdan odundan başka bir şey değillerdir. Kütük, yani odun ne olur? Ateşte yanar; bunlar da ateşte yanacaklardır.
d) "Her sesi kendi aleyhlerine sayarlar." Münafık insanlar, dönek, renksiz, kimliksiz ve tutarsız insanlar olduklarından korkak bir psikolojiye sahiptirler. Yazılan yazıları, yapılan konuşmaları hep kendi aleyhlerine zannederler. Sosyal hayatta bir adımın sesini, sallanan bir yaprağın hışırtısını, yapılan herhangi bir faaliyetin oluşumunu hep kendi aleyhlerine zannedecek kadar korkak ve yüreksizdirler. "Sen niye böyle yazdın?", "Niye böyle konuştun?", "Niçin böyle yapıyorsun?" diyerek hukuku da kendilerine göre yorumlayarak cezalandırma yoluna giderler.
e) "Onlar gerçek düşmandırlar. Onlardan sakın. Allah onları kahretsin, nasıl da haktan döndürülüyorlar!"
Münafıkların, müminlere, özelde Hz. Peygamber'e düşman olduklarını yüce Allah bildirmektedir. Yılandan, akrepten ve vahşi hayvandan sakınır gibi onlardan sakınmak gerekiyor.
Düşman münafıklar geçmişte oldu, bugün daha şiddetlileri var, gelecekte de olacaktır. Devletlerarası ilişkilerde münafık davranışları tanımak, onlara karşı tedbirli olmak gerekiyor.
Netice olarak diyebiliriz ki, Münafikûn Suresi'nin 4. ayeti, münafıkların ruh halini ve davranış şekillerini, başkaları ile olan ilişkilerini analiz etmekte ve müminlere bu hale düşmemelerini öğütlemektedir. Bu bilgilendirmeye bir çeşit "müminlerin şahsiyet eğitimi" de diyebiliriz. Diğer taraftan bu ayet, siyasetin, inancın ve sosyal ilişkilerin kirlenmesine, dengelerinin bozulmasına sebep olan münafıklar hakkında da bir bilinç aşılamaktadır.
***
Diyanetten televizyon açılımı
Diyanet, kendi televizyonunu açmaya hazırlanıyor. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Diyanet'in yayın hayatına televizyonun da ekleneceği müjdesini verdi. Diyanet Aylık Dergi'sinin 250. sayısı için yapılan törende konuşan Görmez, "Diyanet yayın hayatını artık görsel iletişim ağına da taşıyacak" derken, televizyonun ramazan ayında yayına başlayacağını açıkladı. Diyanet televizyonu için altyapı hazırlıklarının önemli bir noktaya geldiğini söyleyen Görmez, "Televizyon, bilgisayarla birlikte biz kitapta, dergide, sözde ısrar etmeye devam edeceğiz. Bunun belgesi olarak da 250. sayımızı kutlamak istedik" dedi.
***
Bayraktar Hoca Yanıtlıyor
■ Bir ibadeti yerine getirmemek, diğer ibadete zarar verir mi? Mesela, namaz kılmamak ama oruç tutmak gibi. P.S.
Her ibadet, bağımsız bir devlet gibidir. Kendi özgürlüğüne sahiptir. Namaz kılmayan adam oruç tutabilir, "Niye namaz kılmıyorsun" diye o kişiye baskı yapılmaz. Bir Müslüman'a, "Şu ibadeti yapıyorsun, bunu niye yapmıyorsun" diye serzenişte bulunamayız. Ancak o ibadeti yapması için ona öğüt verebiliriz. Şunu da unutmamalıyız ki, bir ibadet, diğer ibadeti kendiliğinden çağırır.
■ Dünyada çektiğimiz sıkıntıların ahirette bir karşılığı var mı? C.E.
Dünyada çektiğin sıkıntı kendi elinle meydana gelmişse, bunun ahiretle bir bağlantısı olamaz. Ancak Allahu Teala
imtihan etmek için sana bir sıkıntı vermişse ve bu imtihanı kazanmışsan, ahirette de ödülünü alacaksın demektir.
■ Milliyetçilik, İslam'a aykırı mıdır? Y.C.
Milliyetçiliğin, ırkçılık olmadıkça bir sakıncası yok. Ama ırkçılığa dönen milliyetçilik yanlıştır.