Kindar toplumları iyi tanıyın
Düşmanını tanımayanlar kendilerini koruyamaz ve tehlikeye açık hale gelirler. Kindar insan ve milletler konuşmasından, yazılarından, kitaplarından, oylamalarından ve kararlarından tanınabilir. Yeter ki, insanı ses tonundan ve kelimelerin renginden tanıyacak kültüre sahip olunsun
YÜCE Allah, Müslümanları kimin dost edinilip edinilmeyeceği konusunda uyarmakta ve ikili oynayanların sözlerini ve davranışlarını analiz etmektedir. Bu konudaki ayet şöyledir:
"Ey iman edenler! Sizden olmayan kişileri can yoldaşı edinmeyin. Onlar sizi yoldan çıkarmak için ellerinden gelen hiçbir çabayı esirgemezler. Ve sizi sıkıntıda görmekten hoşlanırlar. Şiddetli öfke ağızlarından taşmaktadır; kalplerinde sakladıkları ise daha da kötüdür. Aklınızı kullanırsanız, size ayetleri açıkladık." (Âl-i İmran, 118)
Bu ayet, Müslümanların aklanmamasını; siyasetlerinde, dostluklarında, komşuluklarında nasıl davranacaklarını gündeme getirmekte, öğretmekte ve bilinçlendirmektedir. Şimdi ayeti ele alabiliriz.
1- "Ey iman edenler! Sizden başkasını can dostu edinmeyin." Ayetin bu bölümünde geçen ve bizim "can dostu" diye tercüme ettiğimiz "bitâ-ne" kelimesi, "gizli olmak, vadiye girip yürümek", "içyüzünü bilmek", "malı çok olmak", "elbiseye astar çekmek", "sırdaş edinmek" anlamlarına gelmektedir. Allah ile birlikte kullanıldığı zaman "Allah'ın isimlerinden biri olup gizli olan bütün sırları bilen" manasına gelir.
Bu manadan hareketle diyebiliriz ki: Ayette, Müslümanlara kendilerinin dışındaki insanlarla komşuluk yapmalarına, ekonomik ilişkiler kurmalarına izin verilmekte, ama onları sırdaş ve can dostu edinmeleri yasaklanmaktadır. Ayrıca ayetten, Müslüman'ın Müslüman'a can dostu, sırdaş olduğu ve olması gerektiği sonucu da otomatik olarak anlaşılmaktadır.
Mümtehine Suresi 8. ayette buyuruluyor ki: "İnancınızdan dolayı size karşı savaşmayanlara ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlara gelince, Allah, onlara nezaketle ve adaletle davranmanızı yasaklamaz. Çünkü Allah adil davrananı sever." Bu ayette şu ölçüt verilmektedir: Farklı inanç mensupları, Müslümanlara inançlarından dolayı savaş açmıyor ve Müslümanları yurtlarından çıkarmıyorlarsa, Müslümanlar onlara nezaketle ve adaletle muamele etmelidir.
2- Onlar size zarar vermek için ellerinden gelen hiçbir çabayı esirgemezler."
Buradaki "zarar vermek" ifadesinin, "yoldan çıkarmak" manasında alınması uygun olur. Ayetin bu kısmında geçen "habâl" kelimesi, "hayvanın doğal dengesini (sağlığını) bozan hastalık" anlamına gelir. Burada ise "habâl" kelimesi sosyolojik manada, toplumun dengesini bozan sosyal hastalık manasında kullanılmaktadır.
İşte bu manadan hareket edersek, sosyal, siyasi ve ekonomik dengeleri bozmak hususunda ellerinden gelen
hiçbir fırsatı kaçırmayan insanlarla can dostu olmak yasaklanmıştır. Günümüzde bazı parlamentolarda alınan kararlar da bu dengelerin bozulmasıyla ilgilidir.
3- "Size sıkıntı verecek şeyleri arzu ederler." Ayetin bu kısmındaki "vedde" fiili, "hoşlanmak, arzulamak ve derinden istemek", "anit" kelimesi ise "zorluk, zarar, sıkıntı ve başarısızlık" manalarına gelir. İman edenlerin sıkıntıya düşmelerinden zevk alan toplumlar, dost edinilmeye layık değildirler.
4- Şiddetli öfke ağızlarından taşmaktadır." Müslümanları doğru yoldan çıkarmak için ellerinden geleni yapmaları, sıkıntıya düşmelerini istemeleri ve kinlerinin ağızlarından dökülmesi onların dost olmadığını göstermektedir. Yüce Allah bu ayetleri, Müslümanların bunu anlamalarını ve kin sahiplerini tanımalarını sağlamak için göndermiştir. "Dileseydik, onları sana gösterirdik, sen de onları simalarından tanırdın; ama sen onları seslerinin tonundan mutlaka tanırsın." (Muhammed, 30)
Bu ayetten anlaşılıyor ki, kindar insan simasından tanınabilir; siması görülmediğinde ise sesinin tonundan, konuşmasından, yazılarından, kitaplarından, oylamalarından ve kararlarından tanınabilir. Yeter ki, insanı ses tonundan ve kelimelerin renginden tanıyacak kültüre sahip olunsun. Düşmanını tanımayanlar kendilerini koruyamazlar; tehlikeye açık hale gelirler. Kin dolu kelime, mikroba benzer. Tanınıp bilinmeyen mikrobun sebep olduğu hastalığa teşhis konulamaz, teşhis konulamayınca da tedavi yapılamaz.
5- "Kalplerinde sakladıkları kin daha büyüktür." Kâfir veya münafıkların kalplerindeki kin o kadar büyüktür ki, bunu gösterecek kelime bulamamaktadırlar. Ağızlarından dökülen kin dolu kelimeler, kalplerindeki kinin büyüklüğünü göstermekten acizdir.
6- "Biz, işaretleri sizin için açık ve anlaşılır kıldık, eğer aklınızı kullanırsanız." Buradaki "âyât" kelimesi, "işaretler" anlamında alınmalıdır. Çünkü Âl-i İmrân 118'de can dostu/sırdaş edinilebilecek kimselerin vasıfları bildirilmektedir. Kâfir ve münafıkların Müslümanlara zarar verme konusunda ellerinden gelen her fırsatı değerlendirmeleri, Müslümanların sıkıntıya düşmelerini istemeleri, Müslümanlara karşı kalplerinde besledikleri kinin ağızlarından dökülenden daha büyük olması birer ayet, yani işarettir. Ama Yüce Allah, bu ayetlere (işaretlere) akılla yaklaşılmasını istemekte, aklın ve düşüncenin harekete geçirilmesini önermektedir.
***
BAYRAKTAR HOCA YANITLIYOR
■ Hocam ben üniversitede okuyorum. Okulda sevdiğim bir kız var. Günaha girmemek için ailemizden gizli olarak imam nikâhı yaptırmak istiyoruz. Bu doğru bir davranış mıdır? S.B.
İmam nikâhı nikâh değildir, dolayısıyla geçerliliği yoktur. Kız arkadaşınla yapacağın işleri evlilikten sonraya bırak.
■ Cuma namazı kılamazsak yerine öğle namazı mı kılmalıyız? T.K.
Cuma namazına gidemediysen o günkü öğle namazını kılmak mecburiyetindesin.
■ Dilenciye "Allah versin" demek doğru bir ifade midir? Allah doğrudan kendisi bir şey verir mi? D.S.
"Allah versin" demenin bir sakıncası yoktur. Duha Suresi'ne göre dilenciyi hor görmemek, onu itmemek gerekiyor. Ancak imkânı olmasına rağmen dilenmeyi meslek edinenlere para vermek doğru değildir.
■ Cami içinde sohbet edilir mi? E.A.
Sohbetin içeriği önemli. Dini bir konuda veya faydalı bir iş için sohbet ediyorsan sakıncası yok.