İslam'la müşerref olmak
Değerli okurlarım, aşağıda bir okurumuzun gönderdiği mektubu noktasına virgülüne dokunmadan sizlere aktarıyorum. Mektup şöyledir:
“SAYIN Hocam; Bu yıl benim tercüman turist rehberliğimin 45’inci senesi. Geçen zaman içinde Türkiye’ye gelen turistlerin içinde dini gruplar da vardı. Hıristiyan grupların rehberi olarak onları ülkemizin çeşitli ibadet yerlerinde gezdirdim. Bu da bana bu grupların Katolik, Protestan, Ortodoks ve Anglikan olanlarını daha yakından tanımamı sağladı.
Sizi tanıyalı beş yıl oldu. Bu zaman içinde bana sorulan soruların bir kısmı da İslam dininde kadın hakları üzerine olduğu için konunun ziyaretçiler açısından daha iyi anlaşılabilmesi amacıyla sizin ‘Kadın, Sevgi ve Temel Haklar’ kitabınızı İngilizce‘ye çevirdim ve bu tercüme yayınlandı. Kitabı okuyan turistlerden İslam dininin onlara hiç bu şekilde tanıtılmadığını defalarca işittim.
PEYGAMBERİ ARACI KILMAK
Mesleğim icabı Türkiye’yi ve dinimizi en iyi şekilde tanıma ve tanıtma gayretimin bir parçası olarak bizlere Selçuklu ve Osmanlı devletlerinden yadigâr kalan bu toprakların gelecek nesillere daha iyi anlatılabilmesi açısından dinimin diğer ehli kitapla karşılaştırmasını da sorgulayarak yaptığım zaman beni hayretler içerisinde bırakan bazı hususları sizinle özetleyerek paylaşmak ihtiyacını hissettim.
Hıristiyanlar ibadetlerinin sonunda yaptıkları dualarda veya hangi azizin mezarı başında dua ederlerse o azizin aracılığıyla dileklerini Hz. İsa’ya yapıyorlar. Yani onun aracılığıyla şefaat diliyorlar. Bu şefaatin onları doğrudan cennete götüreceğine inanıyorlar. Zaten onların din anlayışında papazın huzurunda işledikleri günahı çıkarma uygulamaları var. Müslümanların cennete girebilmek için yapmaları gereken Kuran’da açık olarak anlatılmasına rağmen bazı dini yetkililerin ‘Şefaatya Resulullah’ diyerek Peygamber Efendimizi aynı tarz daaracıkılma gayretlerinin yanı sıra Müslümanların kabir ziyaretlerinde orada yatan yatırın aracılığını dileyerek ve ‘yüzü suyu hürmetine’ diyerek dua etmelerinin Hıristiyanların uygulamalarından ne farkı kalıyor?
KURAN’DA EKSİK YOK
‘Kuran’da kader kavramı var ama kadercilik yok’ diyorsunuz. İnsan Suresi’nde 76/29-30’uncu ayetlerde geçen ‘Şüphesiz bu bir öğüttür. Artık dileyen Rabb’ine bir yol tutar. Zaten siz ancak Rabb’inizin dilediğini dilersiniz’ ayetlerinde anlatıldığı gibi bizler ne zaman Rabb’imizin dediklerini anlamak için dinimizi bu aracılardan kurtarabileceğiz? Ankebut Suresi 29/51’de anlatılan ‘Kendilerine okuduğun kitabı sana indirmiş olmamız onlara yetmedi mi?’ ayeti ortada dururken Kuran’daki eksik saydıkları kısımları başka ilave yerlerde arayanlar yüce Allah’a haksızlık etmiyorlar mı? Yüce Allah, Maide 5/3’te bugün dininizi tamamladım derken bazı kişilerin eksik gördükleri konuları başka yerlerde aramalarına ne dersiniz?
DİN MİRAS KALDI
Son olarak size, tanıdığım bazı ehli kitabın içinden sonradan Kuran-ı Kerim’i okuyarak, Müslümanlığı tetkik ederek dinimize geçenlerin istisnasız hepsinden duyduğum bir tabirden bahsetmek istiyorum. Hepsi ‘Ben İslam ile şereflendiğim zaman’ diyerek dinimize nasıl geçtiklerini anlatıyorlar.
Ben bugüne kadar tanıdığım hiçbir Müslüman’dan böyle bir tabir işitmedim. Zira bu din bizlere ana ve babalarımızdan miras kaldı ve bizler bunun bir şeref olduğunu maalesef pek anlayamadık. Birisi ölünce okunmak üzere yüce kitabımızı yükseklere kaldırdık, onunla temasımız azaldı ve o oralarda tozlandı.
Bu şerefi tekrar hissedebilmemiz ve Kuran ile müşerref olabilmemiz acaba ne zaman bu topluma nasip olacaktır? Saygılarımla, Aydın Eroğlu.”
Görüldüğü gibi, bir turizm rehberi olan değerli okurumuz, büyük tecrübesi ve okumasıyla pek çok hocayı geçmiş durumdadır. Mektuptan bizim çıkaracağımız netice, vatandaşın hocaları dini anlama konusunda geçip gitmeleridir. Bu mektubu bir ibret olsun diye sizlere aktardım.
BAYRAKTAR HOCA YANITLIYOR
**Kâbe’nin bugünkü şekli Peygamber Efendimizin zamanından mı kalma? Kâbe bir sembol mü yoksa binanın Rahmani bir özelliği de var mı? K.M.
Kâbe’nin Hz. Adem’den gelen, Hz. İbrahim tarafından yapılan ve Peygamberimizin döneminde tamir edilen bir özelliği vardır. Tabiat şartlarıyla tahrip olmadıkça onun yeniden yapılmasına lüzum yoktur ve doğru da değildir. O bizim ilk mabedimiz ve üniversitemizdir.
**“Üzerimde bir uğursuzluk var” sözü doğru bir söz müdür? Uğur veya uğursuzluk var mıdır? T.N.
Böyle bir şey düşünmek yanlıştır. Hayata iyi gözle bakmalı, kendi davranışlarımızın analizini iyi yapmalı ve ona göre kendimizi düzenlemeliyiz.
**Hocam, eve vardığımda akşam namazının vakti geçmiş oluyor. Akşam ve yat sı namazlarını cem edebilir miyim? Önce akşamın farzını, sonra yatsının farzını ve vitir namazını kılıyorum. Bu uygulamam doğru mu? R.C.
Cem edebilirsin, hangisini önce kılarsan kıl, fark etmez.
**Hocam, vitir namazının son rekâtında okunan kunut dualarını bilmediğim için Felak ve Nas surelerini okuyorum. Acaba bir sakıncası var mı? O.Y.
Okuyabilirsin, bir sakıncası yok.