Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Babaların, çocukların din eğitimlerini düşünmeleri o kadar önemlidir ki ölüm döşeğinde olmak bile buna engel olamaz. Çocuklara bırakılan en önemli miras, maddi değil manevi olanıdır

        ÜÇLÜ nesil, bütün benliğiyle Allah'a teslim olan nesildir. Bunu yüce Allah'ın Hz. İbrahim'e emrettiği aşağıdaki ayetten anlıyoruz. Ayet şöyledir:

        "Hani Rabbi İbrahim'e 'Teslim ol!' demiş, o da 'Âlemlerin Rabbine teslim oldum' demişti." (Bakara, 131).

        "Âlemlerin Rabbi" ifadesini kullanması, bu güçte olmayan varlığa teslim olunamayacağına işaret eder. "Âlemlerin Rabbi", âlemleri yaratan, oradakilerin rızkını veren, besleyip büyüten, hidayet eden ve sahip çıkan manalarına gelmektedir.

        Bütün bu işleri beceremeyen bir varlığa boyun eğilmez; ancak kudreti tüm evrene şamil bir varlığa teslim olunur. Hz. İbrahim in seçilmesine ve ahirette salihlerin arasına girmesine sebep olan nedenlerden biri de onun bu tevhid inancıdır. Aynı tevhid inancını çocuklarına, aşağıdaki ayetin gösterdiği şekilde vasiyet etmiştir.

        "Bunu İbrahim de oğullarına vasiyet etti. Yakub da, 'Oğullarım! Allah sizin için bu dini seçti. O halde Müslüman olarak ölün' dedi." (Bakara, 132).

        Bu ayetlerin analizi yapıldığında, genel manada din eğitiminin, özel manada da aile eğitiminin ana kanunları tespit edilecek; ailenin bırakacağı kültür mirasının özündeki değerin ne olduğuna da ışık tutulmuş olacaktır.

        "Bunu İbrahim de oğullarına vasiyet etti."

        Ayetteki bihâ zamiri, bir önceki "Âlemlerin Rabbine teslim oldum" ifadesine gitmektedir. Ayrıca Zuhruf 28'de yer alan şu ifadeye de gidebilir: "Bu sözü, ardından geleceklere, devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı ki insanlar dönsünler." Hz. İbrahim in kalıcı bir miras olarak neleri bıraktığı, Zuhruf 26-27'den anlaşılmaktadır: "Ben sizin taptıklarınızdan uzağım. Ben sadece beni yaratana taparım."

        Hz. İbrahim, tevhid inancına sahip olmakla ve onu miras bırakmakla yetinmedi; o inancın nesilden nesile aktarılması için mücadele de verdi ve bunda başarılı da oldu. Kâbe üniversitesindeki tevhid inancının öğretilerini tüm insanlığa bırakırken onun amacı, "Umulur ki dönerler" ifadesinde belirtildiği gibi, insanların tevhide dönmesi idi.

        Kötüden iyiye, şirkten tevhide dönmek gibi önemli bir değişim, Hz. İbrahim in öğretilerinin ve Kâbe üniversitesindeki eğitimin amacını teşkil etmekteydi. Kuran da, İbrahim'in torunu Yakub'un vasiyeti de nakledilmektedir:

        "Yoksa Yakub'a ölüm geldiğinde siz orada mıydınız? O zaman Yakub, oğullarına, 'Benden sonra kime kulluk edeceksiniz?' demişti. Onlar, 'Senin ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın ilahı olan tek ilaha kulluk edeceğiz; biz sadece O'na teslim olmuşuz' dediler." (Bakara, 133).

        Din konusu seçime tabidir, ama bu seçimi insan değil Allah yapmaktadır. Hz. İbrahim ile torunu Yakub, kendi seçtikleri dini değil, Allah ın seçtiği dini miras bırakmışlardır. Böylece, peygamberlerin bile, insanlar için din seçme yetkisine sahip olmadıklarına işaret edilmektedir. Demek ki, din seçimi Allah a, inanıp inanmamak ise kula aittir.

        "Yoksa Yakub'a ölüm geldiğinde siz orada mıydınız?" Ayette, Hz. Yakub un bu vasiyeti ölüm döşeğinde iken yaptığını da öğreniyoruz. Bundan şu netice çıkar: Babalar ve anneler ölüm anında bile çocuklarını düşünmeli, onların eğitimini hiçbir zaman ihmal etmemelidirler. Kültürün nesilden nesile aktarılmasının önemi karşısında, ölüm döşeğinde olmak bile mazeret değildir.

        Ölüm döşeğinde bile Hz. Yakub'un derdi, çocuklarının kime ibadet edecekleri meselesi idi.

        Yakub'un çocukları, verdikleri cevapla, dedeleri İbrahim'in tevhid inancının ve kime kulluk edeceklerinin bilincinde olduklarını, kulluk etmekle teslim olmanın ne anlama geldiğini bildiklerini göstermişlerdir. Hz. İbrahim ile başlayan eğitimde vasiyet, Ya-kub ile çocuklarına kadar uzanmaktadır. Babaların, çocukların din eğitimlerini düşünmeleri o kadar önemlidir ki ölüm döşeğinde olmak bile buna engel olamaz ve olmamalıdır. Ruh çıkmadıkça, göz kapanmadıkça ve dil susmadık-ça bu eğitim devam etmelidir.

        Çocuklarını düşünmek, onların dertleriyle dertlenmek ve Müslüman-lıklarıyla ilgilenmek çok büyük bir görevdir. Çocukların babaları üzerindeki bu hakları, ölüm anına kadar uzanmaktadır. Önemli olan, çocuklara bırakılan maddi miras değil, manevi mirastır. İşte bu manevi miras güçlü neslin temeli olacaktır.

        BAYRAKTAR HOCA yanıtlıyor

        ■ Ünlü markaların sahtelerini yapıyorlar. Bunları almak caiz midir? C.İ.

        Markanın sahtesini yapan günaha girmiştir, senin alman günah değildir.

        ■ Hocam, kalp gözünün açık olması ne demek? Böyle bir şey var mı?

        Kalp gözü Kuran'da basiret olarak geçer. Aklın derinden çalışma mekanizması demektir. Akıl kendi kendine kıvrılıp insanın iç âlemini görebilir. Ama kendini görebilmesi için bir iç aydınlığına sahip olması lazım. Biz bu iç aydınlığına kalp, yani gönül gözü diyoruz. İnsanı hayvanlardan ayıran en önemli özelliklerden biri budur.

        ■ Allah'tan korkmalı mıyız, yoksa O'nu sevmeli miyiz? Hangisi doğru? D.S.

        Biz, Allah'ı sevdiğimizden dolayı O'ndan çekinir ve korkarız. Bu şuna benzer: Çok sevdiğin arkadaşını üzmemek için elinden geleni yaparsın. Onu kırmaktan korkarsın. Biz de Allah'ı çok sevmemizden dolayı onu üzmekten çekiniriz. Yani sevgiden kaynaklanan bir korkudur.

        ■ Hocam, boy abdesti alıyorum fakat içimde sürekli olmamış gibi bir his oluşuyor. Bu yüzden 1 saat banyoda kaldığım oluyor. Ciddi manada takıntı haline geldi. Ne yapmam gerekiyor? M.K.

        Boy abdestini alıp yıkandıysan takıntının olmaması lazım. Takıntı psikolojik bir problemdir. Psikolojik problemle dini uygulamayı bir araya getirmemelisin.

        Diğer Yazılar