İslam dini ve genetikle oynamak
Gıdamızla ve canımızla uğraşıp Allah'ın yarattığı dengeyi bozanlar, suç ve günah işlemektedirler
Yüce Allah, toprağın yapısına belli ölçülerde tohuma hayat verecek mineraller koymuştur. Genetiği değiştirilmiş tohumla insanların genetiğini değiştirenler, hastalıklı nesillerin yetişmesine, biyolojik ve sosyal kanserin doğmasına öncülük etmektedirler
YILIN sadece bir haftası kansere ayrılmamalı, her gün bu hastalık anlatılmalı, halk bu konuda bilinçlendirilmen ve tedavisine yer verilmelidir. Kanseri biyolojik ve sosyal olmak üzere iki kısma ayırmak gerekiyor. Biz şimdi biyolojik kanseri ele almak istiyoruz. Bir hücrenin terörist hale gelip diğer hücrelerin hayatına tecavüz etmesi ve böylece organın düzenini bozmasıyla başlayan bu hastalık, çoğu zaman beslenmeye bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.
Gıdaların yapısındaki dengenin bozulması, yani genetiği değiştirilmiş organizmaların (GDO) yiyeceklerin içine girmesi vücudun dengesini, çalışma sistemini bozmaktadır. Demek ki hayatta bir güç insanların hastalanması için çalışıyor, bir güç de tedavi etmek için uğraşıyor.
Güya besini çoğaltmak için organizmanın genetiğine müdahale ediyor, ilaçtan kazanç sağlamak isteyenlere ortam hazırlanıyor ve birlikte hareket ediyorlar.
Bilindiği gibi bir kültürel emperyalizm, bir de ekonomik emperyalizm vardır. Şimdilerde bir de biyo emperyalizm çıktı. Besinlerin genleriyle bedenin hastalanacağı şekilde oynamak bu emperyalizmin ne denli etkili, derin ve acımasız olduğunu göstermektedir.
Kültür emperyalizmi, bir milletin diğer milletlerin kültürünün içine girip o kültürün yapısını değiştirmekle başlıyor ve hayatını sürdürüyor. Biz buna genetiği değiştirilmiş kültür (GDK) diyebiliriz. Ekonomik emperyalizmin adı da sömürüdür. Birincisi kültür terörizmi, ikincisi de ekonomik terörizmdir. Şimdikilerdeki biyo emperyalizm ise hem gıdaları, hem bedenleri bozuyor hem de büyük sömürü yapıyor.
Toprağın Allah tarafından yaratılan dengeli minerallerini bozan gübre ile genetiği değiştirilmiş tohum birleşince insanların kansere yakalanma riski artmaktadır. Yüce Allah, Kuran'da şöyle buyurmaktadır: "Ölçü ve tartıyı adaletle yapınız" (En'am, 152); "Sakın terazide ölçüyü bozmayın" (Rahman, 8). Bu ayetleri, gübre, tohum ve gıda meselelerine uyarlayabiliriz.
Yüce Allah, toprağın yapısına belli ölçülerde tohuma hayat verecek mineraller koymuştur. Bu ölçünün bozulmaması gerekiyor. Diğer taraftan tohumun doğal yapısına da insanın bedeninin dengesini bozmayacak ölçüde bir yapı koymuştur. Bundaki ölçü de bozulmamalı, dengeye tecavüz edilmemelidir. Bu ölçülerin, dengelerin bozulması tüketici hakkına tecavüzdür. Ekonomik kazanç için gıda kültürünün dengelerini bozmak biyo emperyalizmin en büyük özelliğidir.
Aslında tüketici hakları, biyo emperyalizminin bu canavarca gidişinin sınırlarına kadar uzatılması gerekiyor. Tüketici hakları bu dar alandan çıkarılıp gıdamızla uğraşıp dengelerini bozan, sıhhatimizle uğraşanlara "Dur" demeye, tüketicileri onlara karşı bilinçlendirmeye kadar genişletilmelidir. Malımızla, canımızla, gıdamızla uğraşan bu insanlar birkaç açıdan suç ve günah işlemektedir. İnsanların gıdalarıyla uğraşmaları suç, yüce Allah'ın yarattığı ölçü ve dengeyi bozma-larıyla da günah işlemektedirler.
Bir taraftan haktan bahseden bu kişiler, insanların elinden doğal tabiat, doğal gıdayla beslenme ve sıhhatli bir hayat yaşam hakkını almaktadırlar. Bir bakıma insan haklarına tecavüz etmektedirler. Böylece kul hakkını çiğnemektedirler. Onun içindir ki yüce Allah, Nisa Suresi'nin 29. ayetinde karşılıklı rıza bile olsa ticaretin harama dönüştürülmemesini emretmektedir. Genetiği değiştirilmiş tohumu kendi rızasıyla kullansa bile çiftçiye bu işi yaptıranlar haram yemektedirler.
Genetiği değiştirilmiş tohumla tüketicilerin genetiğini değiştiren bu insanlar, hastalıklı nesillerin yetişmesine neden olarak sosyal kanserin doğmasına öncülük etmektedirler. Biyolojik kanser yaygınlaşınca sosyal kansere dönüşmektedir.
Biyoemperyalizminin yürütücüleri şeytanın emrini yerine getirmekteler. Şeytan, Allah'a şöyle dedi: "Onlara emredeceğim de Allah'ın yaratışını değiştirecekler!" (Nisa, 119)
Bunlar şeytanın "Yap" dediğini yapıyorlar ve buna bilimsel araştırma diyorlar. Yüce Allah'ın yaratışını değiştirerek insanların sıhhatiyle oynamak ve bunun üzerinden servet edinmek firavunun zulmünden daha koyu bir zulümdür. Yüce Allah firavunu suda boğdu; bunlar ise hastalıklar denizinde boğulacak ve cehennemin en alt tabakasına yerleşeceklerdir.
BAYRAKTAR HOCA yanıtlıyor
Erkeğin küpe takması caiz mi?
◊ Hocam ben küpe takıyorum, ama erkeğin küpe takmasının dinen doğru olmadığını söylüyorlar. Ne diyorsunuz? O.N.
Bu dini bir konu değil, kültür ve gelenekle ilgili bir konudur. Allah, "küpe taktın-takmadın" diye bir sorgulama yapmaz.
Ölülerimize hangi duaları okumalıyız?
◊ Hocam, mezarlık ziyaretlerinde ölülerimizin ruhu için hangi duaları okumalıyız? F.Z.
Peygamberimizin mezarları ziyaret ederken söylediği şudur: "Ey ehli kubur, Allah'ın rahmeti üzerinize olsun, inşallah yakında biz de size kavuşacağız." Bundan anlıyoruz ki ölülere rahmet okumaktan başka bir şey yapamayız.
Makamlı okuma sonradan mı çıktı?
◊ Kuran, Peygamberimiz zamanında da makamlı mı okunuyordu, yoksa bu uygulama sonradan mı başladı? Z.Ü.
Peygamberimizin döneminde makam sistemi yoktu. Güzel sesli olanlar Kuran'ı yavaş yavaş okurdu. Makam sonradan çıkmıştır.