HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
[javascript protected email address]
15 Şubat 2012 Çarşamba, 10:21:19
"KONUŞMALARIN ifade özgürlüğü kapsamında olduğu görülmektedir. Gerek Türk hukuk mevzuatı, gerekse AİHM içtihatları nazara alındığında, iddia konusu ifadelerin, ifade özgürlüğü kapsamında olduğu açıktır."
Ne kadar seksi cümleler topluluğu değil mi?
İnsanın tekrar tekrar okuyası, yüksek sesle okuyup bu ziyafete kulakları da ortak edesi geliyor.
Hele bu cümlenin bir RTÜK üyesine ait olduğunu düşünmek zevki daha da artırıyor.
Ona, buna, şuna, aklına gelene cezayı, kınamayı, uyarıyı basan RTÜK, uzuuun zamandır ilk kez ifade özgürlüğü denilen tek dişi kalmış canavardan bahsediyor.
Cümlenin sahibi Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu.
Daha önce eleştirdiğim hiçbir RTÜK kararında şerhini görmediğim sayın profesörümüzün bu cümleyi kullanması gerçekten çok önemli.
Ancak bugüne kadar kurumun aldığı tartışmalı kararlarda ifade özgürlüğü demeyip tüm o kısıtlayıcı kararların altına imza atan üyenin hangi karara şerh koyduğunu okuyunca sevincim kursağımda kaldı.
BENDE BİR KERAMET VAR
Söz konusu karar, Tatlıses TV'de program yapan Tuncer Çiftçi ile ilgili.
Çiftçi kendini mehdi ilan etmiş ve insanları duayla iyileştirdiğini iddia ediyormuş.
Hatta işi o kadar ileri götürmüş ki, "Bende bir keramet var. Benimle uğraşanı Allah cezalandırır" cümlesini bile sarf etmiş yayında.
Okurken bile insanı tedirgin eden, ciddi ciddi insanların inançlarıyla, manevi değerleriyle oynayan ve bundan maddi çıkar da sağlayan şahıs sonunda idari para cezasıyla cezalandırılmış.
Ama itiraz Hasan T.Fendoğlu ile sınırlı kalmamış. RTÜK Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun da cezanın şekline karşı çıkmış.
"Kişiler fal veya batıl inançlar yoluyla istismar edilemez" hükmünün ihlalinden değil, "olsa olsa belki de manevi değerlerin istismarı" bakımından ceza verilmesini istemiş.
Gözlerim yaşardı sevgili okur. İpe sapa gelmez, kendini mehdi ilan edip televizyondan keramet yarattığını iddia eden bir acayip adama ne çok sahip çıkmış RTÜK.
Ama bu bir açıdan iyi bir gelişme. Ezberimi bozan ve beni gerçekten çok sevindiren şerh gerekçeleri bunlar.
Çünkü eminim RTÜK üyeleri bundan sonra ifade özgürlüğüne darbe niteliğindeki her kararlarında bu açıklamalarını hatırlayacak ve eminim hayata ve televizyona bakışlarını bu açıdan değerlendirecekler.
Ben ve benim gibi RTÜK kararlarını eleştiren yazarlar da utanacağız geçmişte yazdıklarımızdan. Amin.
***
Yok mu vaşak belgeseli çekecek kimse?
HEP kötü haberlerle anılacak değiller ya.
Bu kez vaşaklarımızın bugüne kadar çekilmiş olan ilk fotoğraflarıyla karşı karşıyayız.
Son iki gündür internette dönüp dönüp o güzel fotoğraflara bakıyorum.
Karlarda keyifle dolaşıyorlar.
Bir kedi âşığı olarak ülkemizin vahşi kedilerini izlemekten çok büyük keyif alıyorum.
Bugüne kadar hep avcıların öldürdüğü ya da otomobil altında ezildikleri haberleriyle canımız yanarak okuduk vaşak haberlerini.
Şimdi ailece salına salına yürümelerinin fotoğraflarına bakıyorum.
Önceki gece Antarktika'da organize şekilde avlanan katil balinalarla ilgili mükemmel bir belgesel izledim.
Sonra Hindistan'da bir tapınakta yaşayan maymunlar ve akbabalarla ilgili nefis görüntüler içeren bir başka belgesel.
Doğu Avustralya'daki ornitorenklerin cinsel hayatına dair de hayli bilgim var.
Ama bizim canımız ciğerimiz Tunceli'deki biricik vaşaklarımızla ilgili en küçük bir çalışma yok.
TEK ÜMİDİM İZTV
Gündüz fotoğraflarının bugüne kadar sadece avcılar tarafından öldürülmüş olarak çekilebilmiş olması bizim büyük ayıbımız değil mi?
Ya da bölgedeki Orman Müdürlüğü'nün orada yaşayan vaşak sayısını bilmemesi?
Ülkemizden geçerken yaralanan bir kızıl baykuşun hangi ülkeden saat kaçta yola çıktığına kadar bilgiye minik bir çip sayesinde erişebiliyorken bizim vaşaklarımızın bu kadar sahipsiz olması korkunç değil mi?
Tabii ki bu işler para işi, imkân işi ama bu kadarını bize ekmek veren tabiat anaya borçluyuz.
Gelecek nesillere borçluyuz. Soyunu tükenme noktasına getirdiğimiz vaşaklara borçluyuz.
Bu konuda tek ümidim İz TV. Bunu yapsa yapsa Digiturk yaptırır.
Bakalım onlardan ses çıkacak mı?