• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Rahşan Gülşan

Rahşan Gülşan

[javascript protected email address]

Koşun, biri hocaya bunun film olduğunu anlatsın!

18 Şubat 2012 Cumartesi, 11:42:20

HAYDİ hayırlı tıraşlar. Yeniden başlıyoruz. Muhteşem Yüzyıl gösterime girdiğinde uzuun, uzuuuun, uzuuuuuuuun tartışmıştı tarih hocaları. Özel imkânlarla ve kurmaca sayılabilecek bir senaryo etrafında çekilen diziye koca koca profesörler belgesel muamelesi çekmişti. Şimdi aynısı Fetih 1453 filmine yapılıyor. Üstelik daha yeni başlıyoruz. Tarihçiler izledikçe tartışmalar daha da artacak büyük ihtimalle. Dün Vatan Gazetesi editörleri almışlar iki hocayı yanlarına, filmi birlikte izleyip sonuçlar çıkarmışlar. Tabii iğneyi önce kendimize batırmamız gerek. Gazeteci arkadaşlarımız kendilerine heyecan veren bir fikri gerçekleştirmişler ama ilk başta onlar bunun bir film olduğunu unutmuşlar belli ki. Keşke iki tarih hocası yerine ülkenin önemli iki sinema eleştirmenine izletip fikirlerini böyle büyük girselermiş. Ama ne ilginç ki isminin önünde profesör unvanı bulunan Fahameddin Başar ve Mahmut Ak da bu gerçeği unutup sanki TRT tarafından milyonlarca dolar harcanıp çekilmiş bir belgeseli eleştiriyor havasına girmişler. Fahameddin Hoca belli ki kendini filmin heyecanına kaptırmış, tarihi detaylara çok takılmamış. Ama Mahmut Hoca şunları söylemiş:

ATAKÖYLÜ GENÇ BENZETMESİ

“Örneğin ‘Rasulallah’ kelimesi hem yanlış yazılmış hem de yanlış telaffuz edilmiş durumda. Biz ‘Mehmet’ diyoruz ancak o dönemde ‘Mehmed’ denir. ‘Ya ben İstanbul’u alırım ya İstanbul beni’ Fatih Sultan Mehmet tarafından söylenen bir söz ancak bu film akışında erken dile getirilmiş. Filmde Fatih’in vezirleri ile olan toplantısı da aktarılıyor ancak burada vezirler kendi aralarında kavga ediyor. Bu usule uygun değil. Divan toplantılarında tartışma çıkardı ama kavga olmazdı. Bu görüntü uymamış. Bir de Ulubatlı Hasan gözünü budaktan esirgemeyen bir karakterdir, filmde ise daha çok Ataköy delikanlısı gibi olmuş.” Değerli hocam, Ataköylü genç benzetmesi gerçekten yaratıcı olmuş ama ne yazık ki doğru olmamış. Çünkü o karakter, Ridley Scott’un Cennetin Krallığı filminde Orlando Bloom’un canlandırdığı İbelinli Balian karakterine çok benziyor. Sonra bir de Fahameddin Hoca’nın laf arasına sıkıştırdığı “Fatih’in sakalı gerçek, Bizanslı imparatorun sakalı takma” dediği yer var. Ama hocam... Ay nefesim sıkıştı. Sanırım ben yola daha fazla devam edemeyeceğim. Siz beni burada kaderime terk edin, koşun da hocayı bu eziyetten kurtarın. Bahsettiği şeylerin doğruluğu tartışılmaz ama acilen ona bunun bir film, sadece bir film olduğunu ve takdirin senariste, yönetmene ait olduğunu hatırlatın. Hatırlatın da bu mübarek hocalarımız da sakinleşsin. Rahat bir nefes alsın! Bugün söz tarih hocalarının değil, film eleştirmenlerinin!

Rum: Türk düşmanı, güven olmaz, zengin...

YOK aman yanlış anlamayın. Bu başlık benim fikrim değil. Toplum Gönüllüleri Vakfı’nın “Yaşayan Kütüphane” isimli çalışması sırasında yaptığı araştırmalarda öne çıkan önyargı listelerinden biri. Listeler sadece Rumlarla kısıtlı değil. Bakın mesela başka başlıklar altında da insanı kahreden önyargılarımız listelenmiş. Biseksüel: Kararsız, güvenilmez, ahlaksız, tek gecelik ilişkileri olan, zevk düşkünü, heteroseksüellerden nefret eden. Rum: Türk düşmanı, güven olmaz, zengin, rahatına düşkün, yabancı, Bizans uzantısı. Başörtülü: Dar görüşlü, örümcek kafalı, ikinci sınıf, edilgen, gerici, takiyeci, diğerini yargılayan. STK Çalışanı: Bölücü, dış güçlerle işbirlikçi, kültürel değerlere zarar veren, AB yandaşı, ne işle uğraştığı belli olmayan, iyilik peşinde koşan, kendini tatmin etmek için insanlara yardım eden. Toplum Gönüllüleri Vakfı bu önyargılarımızı kırmak ve ötekileştirdiğimiz insanlarla birinci elden diyalog sağlamak için bu ilginç projeyi hazırlamış.

Yaşayan Kütüphane’de etkinliğin düzenlendiği yere gidiyorsunuz ve konuyla ilgili kitap okumak yerine o önyargı etiketlerini taşıyan insanlarla birinci elden konuşuyorsunuz. Belli bir süre içinde aklınıza gelen tüm soruları yönelttiğiniz insanla karşılıklı göz göze bakarken ne hissedilir bilmem ama önyargı dağlarının eridiğinden eminim. Farklılıkların ve çeşitliliklerin renklerini önceden yazılmış satırlar yerine, samimi bir sohbet aracılığıyla öğreniyorsunuz. Bu aşamada kitabınıza merak ettiğiniz soruları sorup anında cevap alma şansına erişiyorsunuz. Yarım saat süren, sadece kitap ve okuyucudan oluşan sohbet sonrasında, bilmediğiniz şeyleri öğrenerek aydınlanmanın ve belki de farklı yaşam tarzlarına sahip insanlarla tanışmanın (umarım) mutluluğuyla kütüphaneden ayrılıyorsunuz. Bu yıl !f İstanbul kapsamında gerçekleşecek olan Yaşayan Kütüphane 19-20 Şubat tarihlerinde 13.00-17.00 saatleri arasında Beyoğlu Ghetto’da katılabilirsiniz.

Kerem, o nasıl ses yahu!

Yazacağım yazacağım ama bir türlü sıra gelmedi. Anadolu Efes takımının tanıtım filminde Duman’ın “Kimseyi tanımadım ben, senden daha güzel” diye başlayan şarkısını Kerem Tunçeri nasıl da şahane seslendirmiş. Üstelik söylemesi hiç de sanıldığı kadar kolay olmayan şarkının en dik tepelerine nefesi tükenmeden tırmanmayı başarmış. Süper hareket. Kerem Tunçeri’ye de cesareti için tebrikler!

Diğer Yazıları

Vekillerin Behzat Ç. aşkı yordu

  • Yayın Tarihi: 26/05/12 10:53
  • [javascript protected email address]
EFENDİM Behzat Ç. dizide devleti temsil ediyormuş. Görev başında alkol kullandığı ve nikâhsız birlikte yaşaması Türk aile yaşam kurallarına uygun değilmiş! Bunu söyleyen bir milletvekili. Bu cümleyi barındıran dilekçe de İçişleri Bakanı tarafından RTÜK'e...
Devamını Oku

Ahh Münevver ahh!

  • Yayın Tarihi: 25/05/12 09:35
  • [javascript protected email address]
MÜNEVVER Karabulut'un ruhu huzur bulamayacağa benziyor.Nasıl bulsun ki, göz göre birileri adaletten kaçırılıyor ve bize sadece bunu izleyip kahrolmak kalıyor.Cem Garipoğlu'nun İstanbul'da günlerce saklanabilmesi, dava sırasında avukatlarının yaptığı ve...
Devamını Oku

Bizde asfalt ağlar köprü konuşur

  • Yayın Tarihi: 24/05/12 09:39
  • [javascript protected email address]
ÖNCEKİ sabah büyük bir faciaya uyanmış olabilirdik.Haliç Köprüsü'nün yıkılmış, yerinde yeller esen fotoğrafı toplumsal hafızamıza bir hançer gibi saplanmış olabilirdi.Ucundan döndük facianın.Köprünün fotoğraflarını görür görmez aklıma 2009 yılı...
Devamını Oku

Ozan'ın okumaya hakkı yok...

  • Yayın Tarihi: 23/05/12 09:24
  • [javascript protected email address]
1 Aralık 2011'de "Ozan'ın okumaya hakkı yok mu?" diye sormuştum bu sayfadan.Ozan Barış Sanlısoy o günlerde 5.5 yaşında bir otizmliydi.Annesinin çabası ise onu bir okula gönderebilmekti.Dava açacaklardı. Ve umutlulardı.Adaletin Ozan'ın okumasının önündeki...
Devamını Oku

Bunun nesini soruşturacaksınız?

  • Yayın Tarihi: 22/05/12 09:30
  • [javascript protected email address]
FOTOĞRAFLARI ilk gördüğümde kendimi tutamayıp sesli güldüm.Hayli absürt ama sağlam kara mizah vardı fotoğraflarda.Samsun'da 19 Mayıs kutlamalarının yapıldığı stadyumda bir kadın ve erkeğin güreş yaptığı fotoğraflardan bahsediyorum. Hele, kadın...
Devamını Oku
Tüm Yazıları