• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Rahşan Gülşan

Rahşan Gülşan

[javascript protected email address]

Batı'nın ahlakı derken?

21 Şubat 2012 Salı, 09:46:03

BİLİRSİNİZ biz hep ahlakımızla övünürüz.
Batı ülkelerine karşı bunu en büyük kozumuz olarak görürüz.
Aileyi bir arada tutan önemli bir çimento olduğunu savunuruz.
Dün bizim gazetenin arka sayfasında minik bir yere sıkışmış bir haber beni acı acı gülümsetti.
Haberi belki fark etmemişsinizdir.
Başlığı, "Sapık öğretmene 40 yıl hapis" olan haberin detayları hiç güzel değil.
ABD'nin Georgia Eyaleti'nde 40 yaşındaki ilkokul öğretmeni, 14 yaşındaki öğrencisiyle cinsel ilişkiye girmiş.
Ve ne kadar ceza almış biliyor musunuz?
İnanılır gibi değil ama tamı tamına 40 yıl hapse mahkûm edilmiş.
Bu karara Amerikalı hukukçularda şaşırmış.
Bu ceza Amerikan hukukunda tasarlayarak adam öldürmenin cezasıyla aynıymış.
Neresinden bakarsanız bakın, küçücük bir çocuğa bunu yapmak zaten bir nevi cinayet değil midir?

ONLARDA 40 YIL HAPİS BİZDE 'RIZASI VAR'
Bu haberin ardından hemen tabii ki aklıma 13 yaşında onlarca adama satılan N.Ç. geldi.
Bizim zavallı N.Ç. bırakın kendisine karşı cinsel suç işleyenlerin katı bir şekilde cezalandırıldığını görmeyi, bir de "Rızası varmış" lafıyla damgalandı.
Hepimizi ayağa kaldıran, vicdan mahkemelerinde karanlık günler geçirmemize neden olan korkunç karar Yargıtay'da kimsenin itirazı olmaksızın onaylanmıştı.
Sadece N.Ç. de değil.
Bu ülkede her gün adını duymadığımız köylerde, kasabalarda minik kız çocukları evlilik adı altında koca koca adamlara pazarlanıyor. Kimsenin gıkını çıkardığı yok.
Sonra da böbürleniyoruz, Batı'nın ahlakıyla filan ironi yapıyoruz.
Ama görüyoruz işte, küçük çocukla cinsel ilişkiye girmek, çocuğun rızası olmasına karşın tam 40 yıl hapisle ve tasarlayarak adam öldürme suçu kadar ağır sayılarak cezalandırılıyor.
Bizde ise "Rızası var" deyip küçük çocukları damgalıyor adalet.
Bu satırları yazarken acı acı gülümsüyorum...
N.Ç. bu haberi görmüş müdür acaba?

 

Bu saçma uygulamadan vazgeçilmeli

İLK seferinde herkes gibi bana da çok ilginç gelmişti.
Hatta hatırlarsanız o maçtan, hani sezon başına denk gelen Manisaspor-Fenerbahçe maçından izlenimlerimi yazmıştım.
Sonra da bu uygulamaya, yani seyirci yasağı bulunan maça kadınlar ve çocukların izleyici olarak gidebilmesine olanak veren TFF'yi eleştirmiştim.
Gerçi hepimiz, hayatımızda gördüğümüz en tatsız, zevksiz lig sezonunu yaşıyoruz.
Her şey flu. Taraftar gergin.
Hele şike davası görülmeye ve Aziz Yıldırım konuşmaya başladıktan sonra her gün biraz daha geriliyor ortam.
Hafta arası maçları saçmalığının da etkisiyle sezonun bitmesine çok az bir zaman kaldı.
Sonra yine kimsenin sevmediği, bir türlü ısınamadığı ve sadece yayıncı kuruluşu kurtarmak için düzenlendiği düşünülen play-off maçları başlayacak.
Yani Türk futbolunun elle tutulacak bir tarafı yok bugünlerde.
Belki bu nedenle benim bu sızlanmam çok tali kalacak ama kendimi tutamıyorum.
Umarım TFF'nin bugünlerde seçilecek yeni başkanı, ilk iş olarak bu garabeti ortadan kaldırır.
Çünkü ben kadının, yani Anayasa'da erkekle eşit sayılan kadının, söz konusu futbol maçı olunca insandan sayılmamasını bir türlü içime sindiremiyorum.
Kadınlar, ellerinden geldiği kadar takımlarına desteklerini sergiliyorlar.
Ama bu etkinliğin adı, "seyirci cezalı maç" olunca TFF, resmi olarak kadını insandan, seyirciden saymamış oluyor.
Kadının adı bayana dönüşürken belki bunlar normal gelişmeler olarak algılanmalı ama ben buna katlanmakta güçlük çekiyorum.

 

Bu yetmez, ceza da koymak gerek!

TRAFİKTE yeni bir belamız var dostlar.
Bir anda ortaya çıkan ve çok popüler olan çakma xenon farlar.
O kadar fenalar ki karşıdan gelirken adeta geçici körlük yaratıyorlar.
Hele arkanızdan geliyorsa ve bir de aynadan gözünüze yansıyorsa ciddi sıkıntı oluyor.
Üstelik sadece farlarla da yetinmiyor bunları takanlar. Sis farlarının yerine de takıyorlar. Ve eziyet ikiye katlanıyor.
Çünkü bu çakma xenon farlar, otomatik yükseklik ayarlama fonksiyonu olmadığı için tüm ışığı homojen şekilde ve karşıdan geleni kör edecek biçimde yayıyorlar.
Şimdi bu konuda sevindirici bir adım atıldı.
Artık üzerinde bu farlardan bulunan araçlar TÜV tarafından yapılan trafik muayenesinden geçemeyecekler.
Bu araçlar ağır kusurlu sayılıp trafikten men edilecek.
Güzel ama bu fenomeni engellemekten çok uzak bir karar.
Çünkü hepimiz biliyoruz ki bazı TÜV istasyonlarının etrafında, otomobillerin muayeneden geçmesine yardımcı olan minik dükkânlar var.

TRAFİK SUÇU SAYILSIN
Bunlar geçici olarak lastik, yangın söndürücü kit vs. sağlıyorlar sürücülere.
Bu xenon far problemi de geçici olarak eski halojen lambalara dönülerek aşılacaktır.
Bence bu noktada daha sert bir yaptırım gerekiyor.
O da bu farları trafik suçu saymak.
Ve polislere, seyir emniyetini tehlikeye sokan araç sahiplerine ceza veya trafikten men hakkı verilmeli.
Mesele ancak böyle çözülür.

Diğer Yazıları

Vekillerin Behzat Ç. aşkı yordu

  • Yayın Tarihi: 26/05/12 10:53
  • [javascript protected email address]
EFENDİM Behzat Ç. dizide devleti temsil ediyormuş. Görev başında alkol kullandığı ve nikâhsız birlikte yaşaması Türk aile yaşam kurallarına uygun değilmiş! Bunu söyleyen bir milletvekili. Bu cümleyi barındıran dilekçe de İçişleri Bakanı tarafından RTÜK'e...
Devamını Oku

Ahh Münevver ahh!

  • Yayın Tarihi: 25/05/12 09:35
  • [javascript protected email address]
MÜNEVVER Karabulut'un ruhu huzur bulamayacağa benziyor.Nasıl bulsun ki, göz göre birileri adaletten kaçırılıyor ve bize sadece bunu izleyip kahrolmak kalıyor.Cem Garipoğlu'nun İstanbul'da günlerce saklanabilmesi, dava sırasında avukatlarının yaptığı ve...
Devamını Oku

Bizde asfalt ağlar köprü konuşur

  • Yayın Tarihi: 24/05/12 09:39
  • [javascript protected email address]
ÖNCEKİ sabah büyük bir faciaya uyanmış olabilirdik.Haliç Köprüsü'nün yıkılmış, yerinde yeller esen fotoğrafı toplumsal hafızamıza bir hançer gibi saplanmış olabilirdi.Ucundan döndük facianın.Köprünün fotoğraflarını görür görmez aklıma 2009 yılı...
Devamını Oku

Ozan'ın okumaya hakkı yok...

  • Yayın Tarihi: 23/05/12 09:24
  • [javascript protected email address]
1 Aralık 2011'de "Ozan'ın okumaya hakkı yok mu?" diye sormuştum bu sayfadan.Ozan Barış Sanlısoy o günlerde 5.5 yaşında bir otizmliydi.Annesinin çabası ise onu bir okula gönderebilmekti.Dava açacaklardı. Ve umutlulardı.Adaletin Ozan'ın okumasının önündeki...
Devamını Oku

Bunun nesini soruşturacaksınız?

  • Yayın Tarihi: 22/05/12 09:30
  • [javascript protected email address]
FOTOĞRAFLARI ilk gördüğümde kendimi tutamayıp sesli güldüm.Hayli absürt ama sağlam kara mizah vardı fotoğraflarda.Samsun'da 19 Mayıs kutlamalarının yapıldığı stadyumda bir kadın ve erkeğin güreş yaptığı fotoğraflardan bahsediyorum. Hele, kadın...
Devamını Oku
Tüm Yazıları