İnternet, Haydar Haydar diye inledi!
KİMİ Müzeyyen Senar'dan dinlemeyi sever Haydar Haydar'ı.
Onun kendine has mükemmel yorumuna bayılır.
Kimisi Müslüm Baba'dan dinler.
Adamın dibidir. Hele, "Günah benim kime ne" dediği yerde tüyler diken diken olur.
Kiminin favorisi Sabahat Akkiraz'dır. Kadınsı bir zarafeti elden bırakmadan ruhunu katar.
Ben hepsinden de dinlemeyi severim.
Ama artık bir süre Nesimi'nin bu eserini Can Gox yorumuyla dinleyeceğim gibi görünüyor.
Önce genel izleyici için Can Gox kimdir meselesini çözmek gerekiyor sanırım.
Eğer Kaybedenler Kulübü filmini izleyip müziklerine hayran kaldıysanız hah işte bildiniz. O tok sesli adam Can Gox.
ŞARKIYI KEŞFEDEN DİZİNİN YÖNETMENİ
Ama eğer bu tanımlama sizde bir şey ifade etmediyse ve yeni müzikal buluşlara meraklıysanız bir zahmet internete girip Can Gox ve Haydar Haydar'ı birlikte arayın. Sevme ihtimaliniz çok yüksek.
Tabii ben de Can Gox versiyonunu kendi kendime keşfetmedim.
Önceki gece Kuzey Güney'i izlerken -hem de dizinin çok ama çok çarpıcı bir anında- birdenbire tok sesiyle Can Gox'un sesinden şu dizeler yankılandı:
"Ben melamet hırkasını
kendim giydim eğnime,
ar ü namus şişesini
taşa çaldım kime ne
haydar haydar taşa çaldım kime ne"
Bu kısacık bölüm, şarkının internette bir anda patlamasına yetti.
Can Gox, Anadolu rock tadında bir performans sergilemiş.
Sesi Cem Karaca'ya hafiften kaçıyor ki zaten etkiyi artıran da bu oluyor.
Tabii bu şarkıyı, dizinin tam da "cuk" sesi çıkaran yerine koymak kimin fikriymiş diye de hafiften araştırma yaptım.
Meğerse şarkıyı dizinin yönetmeni Mehmet Ada Öztekin keşfetmiş.
Dizideki bazı şarkıları dizinin senaristleri Ece Yörenç ve Melek Gençoğlu buluyormuş.
Bazen de bu vakada olduğu gibi yönetmen devreye giriyormuş.
Kuzey Güney'in yönetmeni zaten bir dizinin çok ötesinde açılar ve buluşlarla etkileyici bir performansa sahip ama müzikal yanını öğrenince daha da bir sevdim kendisini.
Dördüncü yaşımıza girdik
BİLİRSİNİZ gelenektendir, birkaç kişi bir araya gelince ya askerlik ya da doğum anıları anlatılır.
Daha da ileri gidip düğün ve sünnet fotoğraflarını devreye sokanlar da vardır.
Bizim de gözümüzün nuru bir doğum anımız var.
Gazetemiz HABERTÜRK'ün doğum anısı tabii ki.
Bu binanın kapısından ilk girdiğim an, bana bomboş katların gezdirilip burası böyle olacak şurası şöyle olacak denilen an, ilk toplantımızı yaptığımız gün, rakiplerimizin "Bu gazete çıkmayacak, yok öyle bir şey, zaten çıksa da tutmaz" diye sağa sola yaptırdıkları haberlerin getirdiği karmakarışık duygular ve bu gazetedeki "Heyyt be geri döndüm" (artık o an nasıl coştuysam:) başlıklı yazımı ilk kez HT MAGAZİN'in üçüncü sayfasında basılı gördüğüm an.
Biz bir avuç insanı bir araya getiren inanç duygusunu hayatımın bir daha herhangi döneminde bu kadar yoğun hisseder miyim bilmiyorum.
BU GAZETE BENİM HAYATIM
Sizin her sabah okuduğunuz, bazen kızdığınız, bazen yürekten desteklediğiniz ama sonra ertesi sabaha kadar hayatınızdan çıkardığınız bu gazete benim hayatım.
Yazının başında bu kadar duygusal bir noktaya gelmeyi planlamamıştım ama şimdi gözlerim dolu dolu ekrana bakarken kilitlenmiş durumdayım.
Neyse...
Kısaca bu sayfayı her sabah çeviren elleriniz, satırlar üzerinde dolaşan gözleriniz dert görmesin diyeceğim ama bizim işimiz iyisiyle kötüsüyle Türkiye'nin ve dünyanın hallerini sizinle paylaşmak.
Birlikte nice yaşlara, mutlu yıllara...
Klavyeye girmezse bu iş tutmaz
DÜN doğum günümüzü kutlamamız dışında en eğlenceli aktivitem, Türk parasının yeni simgesiyle ilgili internette dönen geyikleri izlemekti.
Simgenin iyi mi, kötü mü, güzel mi çirkin mi olduğu konusunda tartışmaya gerek yok.
Sonuçta güzeller güzeli bir şey olması gerekmiyor.
Ancak önemli sıkıntısı kalemle çizmenin zorluğu.
Dün ilk heyecanla hemen internetten bilgisayarıma yükledim bu sembolü.
Ancak şimdilik iptidai bir çözüm bulunmuş.
Karakteri bir yazı fontunun içine gömmüşler. Ve her seferinde kullanmak için yazı yazdığınız karakterden vazgeçip "AbakuTLSymSans" şeklinde tuhaf bir ismi olan yazı karakterine geçmeniz gerekiyor.
Yani lanse edildiği gibi bu programı indirince birdenbire tüm programlarda simgeyi basamıyorsunuz.
Mesela Internet Explorer programında bu simgeyi yazabilmek için programın fontunu bu fontla değiştirdim ama simgeyi yazmaya muvaffak olamadım.
VVord'de gördüğünüz üzere şahane çalıştı:
TÜM CİHAZLARA KOYULMALI
Eğer bu simgenin tutmasını istiyorsak bunun tek yolu var.
Bundan sonra üretilecek klavyelere, cep telefonlarına, tabletlere, dizüstü bilgisayarlara bunun konulmasını şart tutmak gerek.
Ama bu çok komik bir fikir.
Çünkü bu kadar büyük rakamlarla tüketiyor olmamıza karşın F klavyemize bile sahip çıkmayı beceremedik.
İthalatçıların beceriksizliği ve vurdumduymazlığı yüzünden ülke Q klavyeye dönüştü.
Yazılım klavyelerde bile opsiyon olarak koyduramadık.
Bunu da koydurmamız mümkün görünmüyor.
Şu an klavyemdeki dolar işaretine kıl kıl bakıyorum!