Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        DÜN bahsetmiştim hatırlarsanız.

        TBMM Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinde Medyanın Rolü Alt Komisyonu ve bugünlerde ilgilendikleri dizilerdeki kadın karakterler konusu.

        Dün aynı zamanda Habertürk TV yayınında alt komisyon başkanı AK Parti Milletvekili Zeynep Karahan Uslu ile canlı yayında kısa bir süre de olsa meseleyi tartışma imkânı buldum.

        İletişim konusunda akademik çalışmaları da bulunan Zeynep Hanım'ın teorik bilgisi su götürmez şekilde mükemmele yakın.

        Ancak kısa konuşmamızdan aldığım izlenim, araştırma yaptığı konuda saha çalışması yapmamış olduğu.

        Yani dizi dünyasında kadın-erkek karakterler arasındaki erkek lehine durumun sebeplerini ararken hiç dizi izlememiş.

        Eminim izleseydi meseleye sadece kadın karakterlerin erkek karakterlere oranı açısından bakmazdı.

        Ya da sonunda TBMM'nin dizilerin içeriğine doğrudan müdahale etmesi anlamına gelmesi muhtemel bu girişimi başka türlü organize ederdi.

        Ama bu tartışma gerçekten de teferruat gibi duruyor.

        TÜM KURUMLARDA AYNI

        Biz ki uzun dizi süreleri, dizi sektöründe çalışanların sosyal hakları gibi meseleler konusunda bir arpa boyu bile yol alamamışken her zamanki gibi bu tartışmayla yine detayda kayboluyoruz.

        Sanki kadının politikada, iş hayatında temsiliyle ilgili tüm sorunları hallettik de dizilerdeki kadın karakterlerin sayısı ve temsil şartları kaldı.

        Bugün gazetemizdeki bir habere göre devlette müsteşar ve genel müdür düzeyinde yani en üst düzey yönetici olarak görev yapan 3 bin 13 kişiden sadece 409'u kadınmış.

        Bakın burada hayali dizi karakterlerinden değil, erkeklerle aynı eğitimleri almış, aynı meslek yolundan geçmiş gerçek kadınlardan bahsediyoruz.

        Rakamlar tüm kurumlarda aynı adaletsizlik ve eşitsizlik üzerine devam ediyor.

        Biliyorsunuz kabinede de tek kadın bakan var.

        O da kadın işi olarak görülen bir bakanlık zaten.

        E şimdi "Hakikaten bu dizilerde kadın karakter sayısı az" deyip yapımcıları, senaristleri Meclis'e filan çağırıp "lım-lım" toplantıları yapacak olan kurul bu rakamları ciddiye almıyor mu?

        Dedim ya üstelik devlette meslektaşlarıyla yıllarca omuz omuza çalışıp bir türlü terfi alamayan, hatta iş bile bulamayan bu kadınlar gerçek! Hem de gerçeğin ta kendisi!

        Cem Yılmaz bunu çok önce yapmamış mıydı?

        SHOW TV'de yarın yeni bir dizi başlayacak.

        Senaryosunu Tayfun Güneyer'in kaleme aldığı dizi daha başlamadan ismiyle tartışmalara konu olmuştu.

        İlk başlarda "Ha Babam Uzay" adını taşıyacağı açıklanan dizinin sonradan Rıfat Ilgaz'ın mirasçılarından izin almadığı ortaya çıkmış ve konu mahkemeye taşınınca alınan tedbir kararıyla adı değiştirilmek zorunda kalınmıştı.

        Şimdi dizinin adı "Türklerin Uzayla İmtihanı" olmuş durumda.

        Önceki akşam tesadüfen tanıtımını izledim.

        Ve gördüğüm kadarıyla dizinin temel esprisi, Cem Yılmaz'ın yıllar önce sahneye ilk çıktığı günlerde anlattığı Türkler ve uzay ile ilgili hikâyeler üzerine kurulu.

        Cem Yılmaz da Leman Kültür'de ilk çıktığı günlere denk gelen bu hikâyesi için Ali Nar'ın yazdığı Uzay Çiftçileri kitabından etkilendiğini anlatırdı.

        Hatta sonra çektiği G.O.R.A filmine de bu kitabın ilham kaynağı olduğu söylenir.

        Cem Yılmaz, Türkleri Star Trek'teki Atılgan gemisine yollar ve geyiğin dibine vururdu. Hatta şimdi bu dizinin fragmanında gördüğüm ışın kılıcıyla yapılan esprinin aynısını yapardı.

        Diyeceğim şu ki, Tayfun Güneyer gibi Türk Malı isimli diziyle özgün işlerle insanları güldürebileceğini kanıtlayan bir isim neden bu kadar tüketilmiş bir hikâyeye yönelip daha önce bin kere yapılmış esprilerin peşinden koşar, gerçekten anlamakta zorlanıyorum. Ki Ha Babam deyip "Biz Hababam serisini kastetmedik" demesine hiç değinmek bile gelmiyor içimden...

        Uzaydan Angry Birds tanıtımı!

        İFLAH olmaz, durmak bilmez bir Angry Birds fanatiğiyim.

        Her bulduğum fırsatta domuzlara birkaç kuş yollamak için çırpınırım.

        Allah'tan tüm dünyayı kasıp kavuran bu oyunun tasarımcı firması Rovio, oyuna yeni bölümler eklemekte çok cömert de hep aynı oyunu oynayıp durmuyoruz.

        Şimdilerde tüm dünyada Angry Birds hayranları 22 Mart tarihine kilitlenmiş durumda.

        O gün oyunun tamamen farklı, yani ilk oyunun prensiplerinden tamamen değişik kurgulanmış versiyonu piyasaya çıkıyor.

        Bu versiyonun adı: "Angry Birds Space." Yani yumurtalarını çalan domuzlarla hesabı olan kuşlar bu kez domuzları taa uzaya, uluslararası uzay istasyonuna kadar takip ediyor.

        Tam bu oyundan bahsetmek için internette dolaşıp bilgi toplayayım diyordum ki resmi sitesinde aklımı çıkartan bir video gördüm.

        Oyunun tanıtım görüntüleri gerçekten de uluslararası uzay istasyonunda NASA astronotu Don Pettit ile çekilmiş.

        Pettit bir balonla domuz yapıyor, elindeki yumurtaları yerçekimsiz ortamda havaya bırakıyor ve sonra da uzay istasyonunun kapısına taktığı bir lastikten küçük bir Angry Birds maskotunu istasyonun öbür duvarına fırlatıyor.

        Sonra da cisimlerin uzaydaki hareketleriyle ilgili önemli bir bilgi veriyor.

        Ardından da oyunun videolarını görüyoruz.

        Gerçekten muhteşem bir pazarlama yöntemi.

        Biz "Türkler uzayda he he he" diye demode bir fikirle kendimizle dalga geçip duralım, millet bizzat NASA'ya oyun tanıtımı yaptırıp milyonlarca dolarlık işgücü yaratıyor.

        Diğer Yazılar