Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        YOK arkadaş.

        Doymuyorlar. Vatandaştan farklı olmaya, sıkışınca "Sen benim kim olduğumu biliyor musun?" diyecek kudrete ve halkın eliyle aldıkları kudreti halka karşı ve ondan yukarıda kullanmak için her adımı atmaya hakikaten utanmıyorlar.

        Cümleye bu kadar sert bir tondan girdim; çünkü haberi okuyunca ne kadar öfkelendiğimi anlamanızı istedim.

        Efendim milletvekillerimiz trafikte her türlü kuralı çiğneyip her haltı işledikten sonra polislerin kendilerine haklı olarak yazdıkları cezaları sildirmek için mahkemeye başvuruyorlarmış.

        Dokunulmazlık haklarından yararlanmak istiyorlarmış.

        ÖLENLERE SAYGI

        Bu konuda o kadar azimlilermiş ki sonunda bir mahkeme, "Dokunulmazlar, cezaları şilinsin" kararı almak zorunda kalmış.

        Çok ayıp. Çok çok ayıp.

        Düşünce özgürlüğü meselesinin bir türlü sistem tarafından içselleştirilemediği bu ülkede Meclis çatısı altında dokunulmazlığı anlıyorum.

        Ama trafikte, bizlerin arasındayken dokunulmazlık arzusunu anlamam mümkün değil. Neden mi?

        Mesela sadece geçen yıl trafik cinayetlerinde 3 bin 821 kişinin anısına saygı nedeniyle olabilir mi?

        Ya da ondan önceki yıl ölen 4 bin 45 kişi yetmez mi?

        İşgal ettikleri ve çoğunun Meclis hayatı kendi gruplarının fikri yönünde el kaldırıp indirmekten ibaret olan milletvekilliği koltuğunda birinci işleri trafik seferberliği ilan etmek olan insanların pişkince mahkemeye başvurup utanmadan park yasağı ihlali, kırmızı ışıkta geçme, hatalı sollama vs. gibi cezaları sildirmesi sadece bizimki gibi doğudan gelen rüzgârlardan etkilere açık ülkelerde olur herhalde.

        Ayıptır yahu!

        İnsan bunun için mahkemeye başvurmaktan utanır.

        Efendim eğer aracı milletvekili kullanıyorsa ceza otomatik olarak silinecekmiş.

        ALKOLLÜYSE NE OLACAK?

        Peki o milletvekili alkollü araç kullanıp çevreye ve en fenası insan hayatına zarar verirse ne olacak?

        Ya da adam geldi çarptı. Normal şartlarda kusur oranına göre masraflarınızı karşılaması gerekirken sigorta şirketi olmayan cezadan nasıl ödeyecek zararımızı?

        Yok, bakın yazının sonuna geldim hâlâ sakinleşebilmiş değilim.

        Geçme kardeşim kırmızıda! Hatalı sollama! Araç kullanırken cep telefonunla konuşma!

        Biz vatandaşlar olarak elimizden geleni yapıyoruz yüklü cezalara yakalanmamak için.

        Üstelik kazancınız da kendinize büyük uzlaşmayla yaptığınız düzenleme sonrası hayli yerinde.

        Ödeseniz ve hepimize örnek olsanız, bir konuda olsun etik davransanız olmaz mı? Bu kadar mı küçük görüyorsunuz bizi?

        Üstelik skandal karara, bu konuda içine sinmeyerek onay verdiğini söyleyen Burhan Kuzu'nun da olumlu görüşü var.

        Peki dostlar, çok mu zor yasayı değiştirip trafik cezalarını dokunulmazlık dışı bırakmak?

        Ben de ne diyorum, bugüne kadar Meclis'ten milletvekilinin aleyhine, toplum yararına bir düzenleme çıktığını görmedik ki...

        Jet savcıya bravo!

        ARTIK yeni yasanın gazıyla mı bilinmez bir ilk yaşanmış.

        Hatırlarsınız birkaç gün önce çok tatsız birkaç kadına şiddet haberi aynı güne denk gelmiş ve gazetemize manşet olmuştu. Kadınları dövmek için bulunan bahanelerden bahsediyordu haber.

        Fotoğraf artık birçoğumuz için sıradanlaşmış, gözü fena morarmış bir mağdur kadının fotoğrafıydı.

        İşte o olaylar arasında en acıklılarından olan ve kocasına hediye almak için gittiği AVM sonrası, AVM'ye gittiği için dayak yiyen kadının davasında savcı sadece üç günde iddianameyi yazmış.

        Ve koca için 6 yıl hapis istemiyle dava açılmış.

        Muhteşem bir haber bu. Yani adaletin kadını ciddiye alıp hiç alışık olmadığımız bir hızda olaya el koyması süper.

        Umarım genel geçer uygulama bu olur.

        Ve birkaç ay sonra aslında olması gereken çabuk gelen adalet haberlerine böyle şaşırmayız, kanıksarız.

        Ne güzel olur...

        Avukat olmak ne zor

        MÜNEVVER Karabulut cinayetinde temyiz aşamasına gelinmiş.

        Cem Garipoğlu'nun avukatları cezayı indirmek için yasal haklarını sonuna kadar kullanmaya çalışıyorlar.

        Yasal hak tabii.

        Ama avukatların savunma yaparken sarf ettiği şu cümle ne fena: "Müvekkilim aniden gelişen tahrik altında cinayeti işlemiş ve sonra cesetten kurtulmak için başı gövdeden ayırmıştır. Eziyet ve canavarca hisle hareket etmemiştir."

        Avukat bu cümleyi söylerken kendi inandı mı bilmiyorum.

        Ama şunu biliyorum ki bazen avukat olmak çok zor.

        Şu cümleyi hâkime okurken inandırıcı olmaya çalışmak dünyanın en zor işi.

        Başı ayırırken eziyet ve canavarca hissi yokmuş el kadar sabinin! Peh!

        Diğer Yazılar