Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        DİZİLERDE ürün yerleştirmesine izin verilmesi fikri tartışılmaya başlandığında karşı çıkmıştım.

        O günlerde bu konuyla ilgili fikirlerimi dile getirdiğim yazıda yapımcıların bu kuralın suyunu çıkaracağını ve dizilerin dört bir yanının reklam dolacağını savunmuştum.

        Ancak bu kararın sinemaya yarayacağını, doğru kullanıldığı takdirde birçok küçük bütçeli yapımın bundan fayda görebileceğini yazmıştım.

        Şimdi geldiğimiz yer ne yazık ki beni haklı çıkarıyor.

        Dizilerin dört bir yanı reklam. Tam romantik bir sahne izliyorsunuz.

        Haftalardır beklediğiniz diyaloğa kilitlenmişsiniz.

        Adam, kadına aylardır gizlice beslediği duygularını anlatıyor.

        Yakın plandayız, yakışıklı jönün ağzının içine girmişiz. Bir romantik fırtına, duygusal dalgalanma. Derkennn...

        Kamera yavaş yavaş açılmaya başlıyor, uzaktan batan güneşin kızıl ışıkları ekranı dolduruyor ve adam kıza sarılırken, yanı başlarındaki "Pastörize tereyağının hası" reklamının tabelası giriveriyor kadraja.

        Ama ürün yerleştirmenin şahikası Yalan Dünya dizisinde yaşanıyor.

        İSTİKLAL CADDESİ DEKORU

        Kanal D, bu diziyi reklam anlamında o kadar hoyratça kullanıyor ki.

        Mesela geçen cuma diziyle hiç alakası yokken Gülse Birsele paketini gösterterek dondurma yedirdiler.

        İstiklal Caddesi olarak tasarlanmış dekorun halini ise hepiniz biliyorsunuz. Bir karakter o dekorda yürümeye başlayınca dizi reklam patlaması geçiriyor.

        RTÜK bunu görmüş ve üç yüz bin lirayı aşan bir ceza vermiş kanala.

        Sürekli eleştirdiğim RTÜK bu kez en doğrusunu yapmış.

        Demek RTÜK arada bir dürtmese iş iyice zıvanadan çıkacak.

        Ama ceza bir tarafa Yalan Dünya gibi zaten çok izlenen ve diyalogları günlük hayata yerleşen bir dizinin marka değeri nasıl bu kadar düşürülür anlamak güç.

        Habertürk Hitler'li reklamı reddetti!

        REKLAM tam bir skandal.

        Hitler'in görünüp, dünyanın en seksist ve öfke dolu metniyle şampuan sattırılmaya çalışıldığı berbat reklam onca tepkiye rağmen yayından çekilmiyor.

        Hatta reklamın yaratıcısı Hulusi Derici yaptıklarının arkasında olduğunu şu klişe açıklamayla ortaya koymuş: "Eğer bir markanın hakkında ileri geri konuşuluyorsa bu o markayı var eder. Aksi takdirde kayıtsız kalınması o markayı öldürür. Bunun için insanlara bakmak bile yeterli... Madonna'ya bakın, Tayyip Erdoğan'a bakın, hatta Hülya Avşar'a bakın. O nedenle birileri üretir birileri konuşur. Reklamdaki espriyi anlamadılarsa kendileri bilir. İsteyen istediği gibi çekiştirsin..."

        Hepimiz espri anlamayan seviyesi düşük beyinleriz beyefendiye göre. Bir o komik buluyor tüm zamanların en ırkçı ve faşist eli kanlı diktatörünü reklam yıldızı yapma fikrini.

        Ama ne acayip ki örnek verdiği insanların hiçbiri Hitler ile uzaktan yakından benzeşmiyor ve bu isimleri o zat ile aynı cümle içinde kullanarak yine ayıp ediyor.

        Ve ısrarla yayında tutuyorlar reklamı.

        Ama dün bizim grup yani Habertürk Yayın Grubu, Habertürk TV'de yayınlanmak üzere reklam departmanımıza getirilen reklamı yayınlamayı reddetti. Çok yerinde bir karar. Umarım diğer yayın grupları da bu karara katılır.

        Çünkü bir marka hakkında insanları konuşturmanın yolu, milyonlarca insanı ırkçı nedenlerle öldüren bir adamın kan damlayan görüntüsünden geçmemeli!

        Reklamcılık bu kadarda ilkesiz bir meslek grubu olmasa gerek...

        Diğer Yazılar