Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        TÜRKİYE'nin durumunu anlatmaya yarayacak kavramları bulmak için her an dikkatliyimdir.

        Türkiye'nin içinde bulunduğu sosyal açıdan gri, renkli olmaktan korkan ve farklı olmayı ayıp hale getiren durumunu açıklayacak kavramı ben bir yabancı dizi seyrederken buldum.

        Dizinin yapımcısının adı "Offensive Mediocrity'' idi. Yani düz mantıkla çevirisine göre "Saldırgan Vasatizm".

        Dini duyarlılıkla da güçlenen yaşamın her alanında doğru ve çizgi içinde davranma çabası, bu çizgiler dışına çıkanları ahlaksız olarak görme eğilimi, her türlü yaratıcı fikirden korkmak, sadece ortalamayı tutturduğu takdirde başarılı olma kriterleri Türkiye'yi vasatizmin pençesindeki bir ülke yaptı.

        Üstümüze çöken bu gri ortamda, ülkenin güçlüleri de vasatı tutturmayı yeterli görenleri ödüllendirdiklerinden bu vasatizm iktidarı güçleniyor.

        Üstelik bu, saldırgan bir vasatizm de. Kendileri gibi olmayanlara, hayat tarzları kendilerininkine benzemeyenlere, aynı fikirleri paylaşmayanlara, güçlülere destek vermeyenlere karşı da hayli saldırganlar.

        Toplumda sadece bu vasatı tutturdu diye ve başkalarına karşı da bu vasatın tavrını koyabildiği için bazı kişiler yükseltildi ve önemli insan gibi davranmaya başladılar.

        Bunun en güzel örneği, bizim medya sektöründe görülüyor. Ülkenin konjonktürel güçlülerini arkalarına alıp toplumun düşünce yaşamına bir dizi vasat düşünce bırakanlar, "dönemin önemli düşünce adamı" ve "fikirlerine değer verilen bir insan" olarak kabul edilmeye başladılar.

        Bu kişiler, kendiliklerinden orijinal fikir üretemediklerinden bunu yapabilenlere saldırmayı seviyorlar.

        Bu sadece biz gazetecilerin sorunu olsa pek de önemli olmayabilirdi. "Uzun vadede düşüncede hesaplaşırız olur biter" derdik. Ama güçlülerden alınan destekle birlikte "saldırgan vasatizm" topluma hâkim oldu.

        Bunların yarattığı sosyal ortam nedeniyle toplumun temeli çürüyor ve üzerinde oluşmaya başlayan güçlü baskı ülkeyi taşıyamayacak hale geldi.

        Tek tip insan, tek tür hayat tarzı, aynı düşünüp davranan insanlarla dolu toplum oluşturma gayreti, ülkenin üzerine yoğun bir grilik olarak çöktü ve ülkeyi temelinden sarsıyor.

        Toplumlarda çizgi dışı düşünen, farklı davranan insan sayısı azaldığında toplumsal beyin tutulması yaşanır.

        Orijinal, parlak, yaratıcı fikirler üreten; kitleden farklı düşünen; üzerine empoze edilen hayat tarzını kabul etmeyip farklı yaşamayı deneyebilen, yani düşünce düzeyinde risk alabilen insanların var olmaması durumunda o toplumun sonunda ikinci sınıf olacağını ve başarısızlığa uğrayacağını görmeliyiz.

        Saldırgan vasatizm, bu durumu gayet tabii ki bir zafer olarak görebilir, ama toplumun hayatın hiçbir alanında orijinal, saygın bir fikir üretememeye başladığı da yakında görülecektir. Saldırgan vasatizm sayesinde Türkiye, Monocle Dergisi Yayın Yönetmeni Tyler Brule'nin dediği gibi, hayran olunabilecek ama saygınlığı hiç olmayan bir ülke haline gelmeye başladı.

        Empoze ettiği gri ton, hayatın her alanını kapladı; neşeli, yaşam renkli hayatları öldürdü; yaratıcı düşünce de ölüyor.

        Haz arayışının her türlüsü artık ayıp sayılıyor. Oysa Türkiye geleneğinde, bu tür konularla açık fikirle uğraşmak ve orijinal fikirler oluşturmak geleneği de vardı.

        Toplumlarda bir miktar "decadence" olmadan ne yaratıcılık ne de zevk incelmeleri olabiliyor, bunu tarih göstermiştir bize. Örneğin İbn-i Haldun, Doktor Hikmet Kıvılcımlı, medeniyet ve yozlaşma iç içeliği sorunsalıyla uğraşmışlardır.

        Vasat çoğunluğun yozlaşma olarak görmek istediği, bu şekilde damgaladığı hayat tarzları ve farklı düşünceler, bazen toplumların orijinal fikirler yaratmaları ve parlaklık göstermeleri için gerekebiliyor.

        Dücane Cündioğlu

        BU özgün fikir adamının yazısını birkaç gün önce okudum.

        İşte o etkili cümleler: "Cumhuriyet dindarlığının bu denli haz ilkesinden, yani şehir yaşamından, kültürden, neşeden, umut ve sevinçten uzak oluşunun asıl sebebi ne?.. Bunca yasaya, bunca kurala rağmen hani kural dışılık, hani çeşitlilik, özgürlük nerede?.. Bu kadar mı tek boyutludur bu şehirler? Yoldan çıkmaya, günaha hiç mi izin verilmez."

        Mr. Gurme'de Karadeniz var

        BU hafta programda Karadeniz kültürünü ve yemeklerini ele aldık. Karadeniz'i tanıdıklarını sananlara tavsiye ediyorum.

        Yazıcı olmak

        GAZETE yazısı, program senaryosu, bir de ders notları derken iyice Harlan Ellison'un yazıcı diye tanımladığı insanlara dönüştüm.

        Diğer Yazılar