HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 11:00'den itibaren güncellenmektedir.
Serdar Turgut

Serdar Turgut

AKP-Gülen Cemaati gerginliğinin perde arkası

05 Ocak 2012 Perşembe, 09:40:32Güncelleme: 13:43:54

GÜLEN Cemaati'nin önde gelenlerinde bir süredir hükümete karşı bir burukluk, bir kızgınlık vardı. İktidarın, Gülen hareketi içinde olan insanları tasfiye etmeye başladığını ve bunu özellikle AKP içindeki Milli Görüş yanlılarının yaptığı söyleniyordu. Oluşan kızgınlığın temelinde bu vardı.
"Biz referandum sürecinde evet oyu için canla başla çalıştık" diyen Gülen hareketinden insanlar, "Karşılığını bize böyle mi ödüyorlar" diye de ekliyorlardı, öfkelerinin büyüklüğünü anlatmak için.
Ben bu sözleri uzunca bir süredir duyuyordum, ama yazmamayı tercih ettim. Çünkü ortada bir yanlış anlamadan kaynaklanan öfke olması ihtimalini de düşünüp, doğruyu bulup hareket etmek gerekiyordu. Başbakan'a çok yakın olan ve AKP içindeki tüm gelişmeleri en iyi bilen isimle bu konuyu konuştum ve tahmin ettiğim cevabı da aldım.
"Ortada bir yanlış anlama olması ihtimali var" demiştim ya, nitekim aynen öyle olmuş. Ne olup bittiğini biraz sonra tüm açıklığıyla yazacağım, ama Gülen Cemaati'nin bir yanlış anlamaya dayanarak hükümete kızdığı ve aralarının mayhoşlaştığı anlaşılıyor.

TARAF'TAKİ SERTLEŞME
Yanlış anlama da olsa bu tür kırgınlıkların bedeli hayli ağır olabiliyor. Örneğin, ben Taraf Gazetesi ile Başbakan arasında son günlerde yaşanan gerginliği de bu çerçevede değerlendiriyorum. Cemaat ile yakın çalışma işbirliği içinde olan Taraf Gazetesi, hükümete eleştirilerinde ne kadar haklı olsa da yüklenmelerinin tonu ve üslup sertliklerinin temelinde cemaatin iktidara karşı oluşan son kızgınlığı var sanıyorum.

SİVİLCE ZARARSIZDIR AMA PATLAR DA
Taraf Gazetesi'nin verdiği sinyal gayet tabii ki önemli, ama bence ondan daha da önemli olan Yeni Şafak yazarı Prof. Hayrettin Karaman'ın verdiği sinyal oldu. Karaman gayet tabii ki iyi bir yazar, ama önemini daha da artıran başka bir konumu daha var.
AKP yönetiminin önde gelenleri, ilahiyatçı Hayrettin Karaman'a hem saygı gösteriyorlar hem de onu dinliyorlar. Ayrıca Hayrettin Karaman'ın Başbakan Erdoğan ile özel bir hukuku var.
Dolayısıyla Hayrettin Karaman'ın yazılarını okurken bazen kendimi AKP'nin ruhunu okuyormuş gibi hissederim. En son o da cemaat ile AKP arasındaki gerginlik hakkında konuştu ve bunu bir sivilceye benzetti. Yani aslında çok önemli bir konu olmadığını, abartılacak bir durumun bulunmadığını, konunun bir sivilce kadar önemsiz olduğunu ve ancak bir sivilcenin verebileceği kadar rahatsızlık vereceğini söyledi.
Biraz sonra konuyu ve yanlış anlamayı anlattığımda, olayın bir sivilceye benzetilmesinin ne kadar doğru olduğunu göreceksiniz. Ancak evet sivilce görünürde büyütülecek bir olay değildir, ama tedavi edilmediğinde hayli rahatsızlık da verebilir. Ayrıca patlayıp cerahatini başka yerlere de yayar ve sivilcelerin sayısının da artmasına yol açar.
Anlayacağınız evet belki AKP ile cemaat arasında aslında önemli bir sorun olmayabilir ve evet kızgınlıklar sadece bir yanlış anlamaya da dayanıyor olabilir, ama sivilce tedavi edilmediğinde nasıl rahatsızlık verici olabilirse ve boyutu artabilirse bu yanlış anlamanın da gerginlikler daha fazla büyümeden bir an önce halledilmesi gerekiyor.

PERDE ARKASINDA YAŞANANLAR
Şimdi yaşananları anlatayım da kararı kendiniz verin.
Yıllarca çeşitli bakanlıklarda görev yapmış ve kendisini kabul ettirip sevdirmiş Gülen Cemaati'nden bazı insanların özellikle hedef alınıp işten alındığı düşünülmeye başlandı.
Cemaatin elindeki bilgi böyleydi ve bu davranışa karşı hayli tepkiliydiler. Bana vakaları ve bakanlık adlarını vererek tek tek anlattılar.
Konuyu bir de AKP cephesinden kontrol edeyim dedim ve hemen Başbakan'ın düşünce biçimini ve parti içindeki eğilimleri iyi bilen bir yetkiliyle konuştum.
Onun bana söyledikleri ise şöyle:
"Biz iktidarda dokuzuncu yılındaki bir partiyiz. AKP katiyen şu cemaat bu cemaat ile uğraşmaz. Kimseyi ne karşımıza alırız ne de yanında dururuz.
Bahsedilen işten atılmalar konusunda ise şu olmuş olabilir.
Yetki yasasından sonra hemen her bakanlıkta bir reorganizasyona gidildi. Bazıları yeni görevlere atandılar, bazıları da işten çıkarıldılar ve çıkarılanlar her bakanlıkta bulunan memur havuzuna düştüler. Bir süre orada bekletilip sonra yeni bir görev açıldığında atanacaklar.
Olay bundan ibarettir, yoksa kimseyi şu cemaattendir bu cemaattendir diye işten çıkarmakla ne AKP yönetimi ne de bakanlarımız uğraşır. Örneğin, bazı bakanlıklarda benim bile arkadaşlarım işten çıkarıldı ve ben hiçbir zaman kötü niyetli bir davranıştan şüphelenmedim, kimse de şüphelenmesin."
Bilgisine, kültürüne, iyi niyetine güvendiğim bu ismin bana söylediklerine inandım.
Gördüğüm kadarıyla cemaatte yanlış anlamadan kaynaklanan kızgınlık hâlâ sürüyor.
Ben Gülen hareketi ile AKP'nin uyum içinde var olmalarının Türkiye'nin lehine olduğunu düşündüğümden Türkiye'yi riske atacak bir uyumsuzluğun yaşanmasını istemem. Bu nedenle bir süredir takip etmekte olduğum bu olayı Taraf Gazetesi'nin tavrını gördükten ve Hayrettin Karaman'ın sözlerini okuduktan sonra daha ileri düzeyde kızgınlıkların, kırgınlıkların olmaması için yazmaya karar verdim.

***

Economist'e övgü

BEN son aylarda The Economist Dergisi'nde belirgin bir iyileşme hissediyorum. Zaten daima kaliteli olan bu dergide düzey biraz daha yukarıya çekilmiş gibi geliyor bana. Ele aldıkları konular çok çekici ve bunları kapaktan zeki başlıklarla duyuruyorlar. Yazarları da çok iyi olduğundan yazılar da hayal kırıklığına uğratmıyor sizi. Her hafta kaçırmadan okuyorum bu dergiyi.

***

Otobüs kokusu

ŞEHİR içindeki otobüslerin saldığı egzoz kokuları yine dayanılmaz düzeye geldi. Ne oldu, yeşil duyarlılık yok muydu, bundan vaz mı geçildi? Yetkililer bilsinler ki bizim sokaklarımız artık otobüsler nedeniyle 1970'li yıllardaki şehirlerimiz gibi kokmaya başladılar.
Çocuğum olmasa "Ben alışığım buna" deyip boşver çekeceğim ama her sabah okul için sokağa dökülen çocuklarımızı düşünelim lütfen.

***

Rana

BAZEN karım ile aramdaki diyalogsuzluk tavan yapıyor. Örneğin, bugün yazdığım konuyu ona heyecanla anlattım ve kendisinden bir yorum bekledim.
O bana baktı baktı ve sonunda sadece "Kazağını ters giymişsin tekrar giy" demekle yetindi. Yani tek bir cümleyle içimdeki tüm yaşama arzusunu ve yazma keyfini çekip aldı.

Diğer Yazıları

Beyin ölümü

  • Yayın Tarihi: 18/04/14 09:33
  • [javascript protected email address]
BUNCA potansiyel varken, gerçekten büyük olmak fırsatı bu kadar yakınımızdayken, dünyanın gıptayla bakabileceği bir model olmaya bu kadar yakınken, 21 'inci yüzyılın "kolektif Türk beyninin öldüğü çağ" olarak tarihe geçmeye başlaması gerçek bir...
Devamını Oku

Tarih gece yapılır

  • Yayın Tarihi: 17/04/14 09:23
  • [javascript protected email address]
SADECE yatak odalarında yapılan tarihleri kastetmiyorum tabii ki. Gerçekte onlar da çok önemlidir. Kimbilir kaç diktatör, kaç faşist, cinsel yetersizliklerin, tatminsizliklerin sonucunda oluşmuşlardır bu tam bilinmez. Ama benim kastettiğim karanlıkların...
Devamını Oku

Derin düşünceler

  • Yayın Tarihi: 15/04/14 10:08
  • [javascript protected email address]
HER türlü belada dünya birinciliğine oynayan Türkiye, kadın cinayetleri konusunda da inanılmaz bir dünya rekoru kırmak üzere. Ben iddia ediyorum bu sorunu bir tek Başbakan Erdoğan isterse çözebilir. Çünkü Başbakan ne söylerse söylesin bu halkın ona...
Devamını Oku

Emin Çölaşan nereye koşuyor?

  • Yayın Tarihi: 14/04/14 09:43
  • [javascript protected email address]
KAMUSAL alanda türbanlı olarak yaşamaya karar veren rektör hanımı alkışladığım aynı gün Emin Çölaşan da bu konu hakkında yazdı. Bunu bir şans olarak gördüm, çünkü Çölaşan ve benzerlerinin sergiledikleri hiç değişmeyen ve sert yaklaşımlarının topluma ne...
Devamını Oku

Yazmak ve mutluluk

  • Yayın Tarihi: 13/04/14 09:03
  • [javascript protected email address]
Son birkaç hafta herhalde hayatımın en mutsuz günleri olmalıydı. Başta derin mutsuzluğumun nedenini hemen kavrayamadım. İçim boşalmış gibiydi sanki; hayat amacım birden yok olmuştu; kendimi dolduruşa getirip biraz canlanma girişimlerim de nafileydi....
Devamını Oku
Tüm Yazıları